Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Çarşamba Karısı!

23 Nisan ya.

Çocuklar makamları dolaştılar.
O koltuklara oturdular.
Şeker gibi bir çocuk, yetkiliye şeker gibi bir soru sordu:
“Sınavlar daha kolay olsun.”

Çocukların günüydü.
Bir günlüğüne.
Bakan “Söz veremem ama engelli öğrencilerin kaynaştırma sınıflarına dahil edilmesine söz” dedi.

Yani şeker yok tuz verelim!

Sonra çocuklar meclise gitti.
O koltuklara oturdular.
Daha çok oyun alanı,
Daha çok yeşil alan istediler.
Sonra yapıştırdılar:
“Ülkede demokrasi olsun, ama yalan olmasın…”

Bu konuda da söz veren olmadı!
Nasıl verebilirlerdi ki?
Yalandan içeride yatanlar vardı!

Ne yaramaz çocuklar?

Çocuklar belediye başkanlarının koltuklarına da oturdular.
İstekleri ortaktı:
“Köyümüz temiz olsun…”

Belediye başkanları onlara çağdaş belediyeciliği anlattı!
Söz vermediler!
Olanaksızlıklar içinde yüzüyorlardı zaten, ne deselerdi?

Çocuklar, bu bıyıklıların hayatlarında neler çektiğini bilseler, bu soruları sorar mıydı?
Onlar hendeklerde büyüdü.
Ekmeği, lambasuyunu karneden aldılar.
Zor sınavlardan geçtiler.
Hem sınava giriyorlardı hem nöbete.
Çok yalan gördüler.
Mataraları ve kumbaraları boştu.
Demokrasi nedir bilmediler.
Çok çektiler!..

Şimdi çekme sırası sizde çocuklar!..
Biraz da tuzundan alın!

Fakat, şimdiki çocuklar bir harika.
Dua etsinler de dönem o eski dönemler değil.

Bir zamanlar çocuklar korku masalları ile büyürdü.
Öyle inanışlar vardı ki, güler misin ağlar mısın misali.
Bunlardan biri Çarşamba Karısı ile ilgili.
İnanışa göre durum şöyle:
Gece dikiş dikmek iyiye delalet değilmiş.
Özellikle de çarşamba geceleri.
Bunu takmayıp da gece yarılarına kadar dikiş dikenlere beyaz çarşaflar içinde, gamaz burunlu, dişlek, çukur gözlü bir kadın görünür ve “Yeter çalıştığınız” şeklinde kızarmış.
İşte,
Bu yüzden gece erken yatmayan çocukları da “Çarşamba Karısı gelecek ha” diye korkuturlarmış…

O korkuyla çocuklar nasıl uyurdu?

Dünya değişti.
Şimdiki çocuklar harika.
Ama korkuları da var.
Sınavlardan korkuyorlar.
Çevrenin pisliğinden şikayetçiler.
Yalan istemiyorlar.
Temiz ve yeşil alanlar olsun, içinde güzelce oynansın istiyorlar.
Yalansız dolansın.
Gözleri neyse parklar da öyle olsun.
Elleri neyse, salıncaklar da öyle olsun.
Büyüklere baktıklarında aynaya bakar gibi kendilerini görsünler…

Dünya değişti ama,
Karşılarında hâlâ Çarşamba Karısı!