Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Buzdağının altı

İstanbul’daki zirve sonrasında Kıbrıs konusunda Rum Lider Nikos Anastasiades tarafından yaratılan kriz anlamsız ve yapaydı.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı BM Genel Sekreteri Ban ki Moon ile ilk kez görüşmemişti. BM Genel Sekreteri ile benzer görüşmeler BM zirveleri sırasında New York’ta da yapılmıştı. Hem Akıncı ile hem de ondan önceki Cumhurbaşkanları ile…

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile de ilk kez yemek yememişti.

Mustafa Akıncı hem makamında, hem de yurt dışında daha önce üst düzey yabancı devlet adamları ile biraya gelmiş, yemek yemiş, görüşmeler yapmıştı.
Bu nedenle Rum Lider Nikos Anastasiades tarafından çıkarılan krizin altındaki gerek
çe ne statü,  ne de protokol meselesi olabilir.

Peki ne olabilir, gelin buna bakmaya çalışalım.

Bir kere Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesi ile birlikte hem adanın kuzeyinde, hem de güneyinde bir anda Kıbrıs sorununa çözüm bulunabileceği yönündeki umutlar tavan yapmıştı.

Tabii ki adanın her iki tarafında da bazı çevreler, Akıncı’nın yarattığı bu havadan rahatsız olmuşlar, onu aşağıya çekebilmek için bazı girişimlerde bulunmuşlardı.

Ancak istediklerini elde edemediler.

Müzakere sürecinden bir an önce sonuç alınması konusunda Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın ortaya koyduğu siyasi duruşu hiç değişmeden devam etti.

Güney Kıbrıs’ta yapılacak olan seçimler çözüm arayışlarına engel olmasın diye bu seçimlerin ötelenmesi girişimleri de Akıncı’dan geldi.

Bundan amaç yapılmakta olan müzakerelerden bir an önce sonuç alınmasına fırsat tanımaktı.

Bu olmadı, seçimler 22 Mayıs’ta yapıldı.

Türk tarafı bunu istismar etmedi, süreci olumsuz etkileyecek bir davranış biçimi içine girmedi.

Aksine seçime kadar geçecek dönemin müzakerelerde verimli şekilde kullanılabilmesi için azami gayret gösterildi.

Müzakerelerin hızlandırılarak sonuç alıcı bir şekle dönüştürülmesi seçim sonrasına bırakıldı.

Bu arada Akıncı ve ekibi bu yöndeki çalışma ve girişimlerini sürdürdü.

Kısacası, Güney’de yapılacak seçimlerden sonra sürecin hızlandırılması konusunda Cumhurbaşkanı Akıncı öne çıktı.

Birleşmiş Milletler dahil uluslararası aktörler de 2016 yılı bitmeden müzakerelerden sonuç alınabilmesi için sürecin hızlandırılması, bu yönde girişimler yapılması gerektiği noktasında görüşler ortaya koydular.

Nitekim iş liderlerin seçim sonrasında yaptıkları ortak açıklamada 2016 yılı bitmeden çözümden söz edilmesi noktasına kadar geldi.

Geriye dönüp bakıldığı zaman, iki liderin sürecin hızlandırılıp 2016 yılı bitmeden sonlandırılması konusunda ortaya koydukları duruş değerlendirildiğinde, Akıncı’nın açık ara öne çıktığı çok net görülebilir.

Belki de İstanbul krizinin altında yatan nedenlerden biri bu öne çıkıştır!

Güney Kıbrıs’ta yapılan seçim öncesinde sürecin seçimlerden sonra hızlandırılması söylemleri karşısında sessiz kalan Rum Lider Anastasiades,  bunu zımnen de olsa kabullendiği görüntüsü veriyordu.

Güney’de seçimlerde ret cephesinin gösterdiği yükseliş, Rum Lideri zımnen kabullendiği 2016 bitmeden çözüme ulaşılması hedefi konusunda tereddütte düşürdü. Onu korkutup, cesaretini kırdı.
Bu da krizin altında yatan diğer bir neden olabilir.

Gelinen aşamada, niyet bakımından çözüme açık bir siyasi kişilik olduğuna inandığım Rum Lider Nikos Anastasiades’in cesaretini toplaması ve son yapılan ortak açıklamada ortaya koyduğu noktaya geri dönmesi gerekir.

Müzakere süreci Güven Yaratıcı Önlemler konusunda yaşanan hayal kırıklıklarının benzerlerinin yaşanacağı yer olmamalıdır.

Bunun için de Rum Liderin siyasi kararlılık ve liderlik göstermesi şarttır.