Köşe Yazarları

Büyüklere bir bayram masalı

Rivayet edilir ki dünya, öküzün bir boynuzu üzerinde dönmektedir. Öküz yorulup dünyayı öteki boynuzuna aktarınca zelzele olur, yer yerinden oynar.

İkinci bir rivayete göre, Atlas adında adaleli bir delikanlı dünyayı sırtında taşımaktadır. Küçüklüğümüzde bu ağır işçinin fotoğrafına sağda solda sık sık rastlardık. Günümüzde pek görülmez oldu. Yoksa bilgisayar çocukları artık bu türden masallara inanmıyorlar mı?

Koca boynuzlu öküz ile güçlü, kuvvetli delikanlının hayatları tehlikede. Sarı boyalı saçlı Amerikalı bir kovboy ikisini de öldürmek istiyor. “America first” diye haykırarak elindeki kırkbeşlikle öküze ateş ediyor, “İlkin Amerika” diye nara atarak delikanlıya sıkıyor kurşunu. Mermilerden kurtulmak için öküz ile delikanlı sağa sola hareket etmek zorunda kalıyorlar. Aksi halde dünyamız gitti gider. Ne var ki bu ikili hareket ettikçe yerüzünde depremler oluyor, volkanlar harekete geçiyor. İnsanlar ykıntıların altında kalıyor veya volkan küllerinin kuşatması altında kalıyorlar. Olan gene fakir fukaraya oluyor.

Boyalı saçlı adam, ikinci dünya savaşından beridir Amerikanın öncülüğünde kurulan dünya düzenini yıkmaya çalışıyor. Bunu yaparken de atıp tutuyor, çoğunlukla da işkembe-yi kübradan atıyor.

Ülkenin güvenliğini tehlikeye atıyor diye yakın dostu olan ülkelerden ithal edilen çeliğe %25, aluminyuma da %10 gümrük vergisi koyunca Kanada’nın yakışıklı başbakanı, boyalı saçlı kovboya telefon açar:

  • Alo, dünyanın en yakışıklı başkanı! (Sarı saçlı bu pohpohlamalara hem bayılır hem de onlara inanır. Zaten biri söylemezse kendisi bunun böyle olduğunu karşısındakilere hatırlatır.) Ben kuzey komşunuz Justin Pierre James Trudeau. Uygunsanız size bir soru sormak isterdim.
  • Buyur Justin. İşlerimiz çok yoğun ama sana her zaman vakit ayırabilirim. Seni ne kadar çok sevdiğimi bilirsin.
  • Gazetelerde okudum. Gözlerime inanamadım. Kanada, Amerika’nın güvenliği için bir tehditmiş.
  • Her zaman değil ama bazan oluyor.
  • Nasıl olur Başkanım? İkinci Dünya Savaşı’nda omuz omuza çarpıştık. Kore’de yanınızdaydık. Viyetnam’da, Afganistan’da, Irak’ta hep yan yana savaştık. NATO’da ortağız.
  • İyi güzel de 1812 yılında Beyaz Saray’ı yakan siz değil miydiniz?

Bunu duyan Trudeau, telefonu elinden düşürdü ve görüşme yarıda kaldı. Aslında Beyaz Saray’ı yakan Kanadalılar değildi, İngilizlerdi. Ama boyalı saçlı için farketmezdi. İşine nasıl gelirse.

Danışmanları bunun inandırıcı bir gerekçe olamayacağını söyleyerek daha mantıklı bir gerekçe bulmak için defterleri karıştırmaya başladılar. Bingo! Fi yarihinde Kanada, Amerika’nın süt ürünlerine % 270 gümrük vergisi koymuş. Sarı saçlı da Kanada çeliğine %25 gibi küçücük bir vergi koyarsa ne olur?

Sarı saçlı kovboy iktidara gelir gelmez dünya nizamını sarsmaya başlamıştı. Önce Paris İklim anlaşmasından, sonra da İran’la yapılan nükleer anlaşmasından çekildi. Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdı ve Amerika büyükelçiliğini Telaviv’den Kudüs’e taşıttı. Amerika, Kanada ve Meksika ülkeleri arasında oluşturulan NAFTA ticaret anlaşmasını sonlandırdı gibi. Kanada ve Meksika’dan ithal edilen çelik ve aluminyuma gümrük vergisi konduğuna göre o anlaşmanın köküne kibrit suyu dökülmüş demektir.

Kanada’da yer alan son G7 toplantısını da alt üst etmeyi başardı kovboy. Zaten G7’deki ortaklarına gümrük vergisi uygulayacağını açıklayınca toplantıya katılan liderlerin yüzleri asılmıştı. Toplantıda sarı saçlının bir önerisi ortaklarının canını sıktı.

Rusya Kırım’ı işgal edince Amerika’nın zorlamasıyla G8 olan gruptan Rusya atılmış ve grup eskisi gibi G7’ye dönüştürülmüştü. Kanada’daki toplantıda sarı saçlı, Rusya’nın tekrar gruba alınmasını öneriyordu. Amerika dışındaki ülkelerin liderleri, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” diyerek karşı çıktılar. Kırım’da veya Rusya’nın tutumunda herhangi bir değişiklik olmadığına göre Rusya hangi gerekçe ile geri alınacaktı? Sarı saçlı bu gibi ıvır zıvır işlere kafa yoracak biri değildi. Onun aklında bir tek şey vardı: “America first”.

Kanada’da görüldü ki 40 yıldan fazla bir geçmişi olan G7, bundan sonra G6+1 olarak anılacak. “America first” giderek “America alone” (Amerika tek başına) olma yolundadır.

Kanada’dan ayrılan kovboyumuz daha uçakta iken Twitter’de yazdığı bir mesajda Trudeau’yu “very dishonest” (çok namussuz, sahtekâr, karaktersiz) ve “weak” (zayıf, güçsüz) olmakla suçladı. Ev sahibine teşekkür etmenin en kestirme yolu bu olsa gerek.

Sarı saçlının danışmanlarının en akıllısı, deyim yerindeyse, direkte bağlıdır. Ekonomi baş danışmanı, Trudeau’nun itilip kakılmayacağını söylemekle Amerikan Başkanı’na “ihanet” etmiş olduğunu söyledi. Bununla Donald Trump’ın Kuzey Koreli Kim Jong-un karşısındaki pozisyonunu zayıflatmaya çalıştığını ileri sürdü.                 

Bir masal gibi görünüyor olabilir. Ne yazık ki gerçektir.

***

Şeker Bayramı’nız kutlu ve mutlu olsun.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı