Fırat İmamzade “Türkiye’nin içişlerimize karışmasına karşı çıkıyorsunuz ama yazdığınız iki yazıdan birinde Türkiye’nin iç meselelerine karışıyorsunuz” dedi.
Osman Kurt cevap verdi: “En doğrusu kimse kimsenin iç işlerine karışmamasıdır ama biz yaptıklarımızla Türkiye’yi etkilemiyoruz, Türkiye’nin yaptıkları bizi derinden etkiliyor. Bundan dolayı da yazılabilir…”
Tartışmayı sessizce dinledim.
Şeklen Fırat İmamzade haklıydı.
Fakat öz itibarıyla Osman Kurt’un söyledikleri doğru.
Bütün dünya Amerikan başkanlık seçimleriyle ilgilenir. Amerikalı seçmenlerin dışında herkes kimin başkan olması gerektiğini açıklar.
Bu normaldir.
Çünkü Amerikan başkanı yaptıklarıyla, ya da yapmadıklarıyla bütün dünyayı etkiler.
O kadar ki kimilerine bombalarla destek olur (son dönemde Kürtlere yaptığı gibi) onlar için “melektir” kimilerinin başına bomba yağdırır onlar içinse “şeytandır.”
***
Neyse, bu tartışma uzar gider.
Ama benim içinde Türkiye’deki siyasi gelişmelere karışma isteği çok fena şekilde nüksetti son günlerde.
Kendimi frenleyemez bir şekilde hem de.
Fırat İmamzade gibi düşünenlerin hilafına izninizle Türkiye’nin iç işlerine karışacağım ve başkanlık tartışmasını yeniden hortlatanları protesto edeceğim.
Osman Kurt’un argümanlarından yola çıkarsak sadece bir gerekçe bile bunu yapmaya hakkım olduğunu gösterir.
O gerekçe de dövizin ta kendisidir.
AK Parti tek başına iktidarı yakaladı diye dolar, euro ve sterlin ne güzel tepetakla giderken ve benim gibi binlerce insanı mutlu ederken daha oy için basılan mühürlerin mürekkebi kurumadan ve kazanan milletvekilleri mazbatalarını almadan bu kez de “rejim değişsin başkanlık sistemine geçelim” naraları başladı.
Hem de ne naralar.
O naralarla birlikte döviz de aldı başını gidiyor yine.
Olan da bizim gibi masumlara oluyor.
***
İşin döviz kısmı bir yana da AK Partililerin takıntı haline çevirdiği bu mevzu 7 Aralık seçimlerinde tarihe gömülmemiş miydi?
Erdoğan meydan meydan gezip de “400 milletvekili verin başkanlık rejimine geçelim” dememiş miydi?
Hatırladığım kadarıyla da Türkiye ahalisi de değil başkanlık için 400 milletvekili vermeyi AK Parti’nin tek başına hükümet olacak milletvekili sayısını bile esirgemişti.
Ve hemen akabinde başkanlık sistemi rafa kaldırılmıştı.
Peki şimdi ne oldu?
***
2 Kasım seçimlerinde 400 değil de 317 milletvekili kazananların içinden yeniden cin çıktı.
Başkanlık cini.
“Bu bizim ilkemizdir, mutlaka yapacağız” diyorlar.
İtiraz edenlere de sandığı gösteriyorlar, referandum tehdidinde bulunuyorlar.
Ve Türkiye’yi yeni baştan altüst etmeye yelken açıyorlar.
İnşallah arada biz de telef olmayız…
































