Hepimizin “ibret alması ve kurumlarımızı yeniden gözden geçirmemiz gereken” bir konuyu dün bu köşede gündeme taşıdım.
“Okul ismi ve yıl” verdiğim gerekçesiyle, çok sayıda insanın tepkisiyle de karşılaştım.
“Bu bir öğrenme süreci” dedim, ve eleştirilerden payıma düşeni kabul ettim.
Tek bir amacım vardı.
Çocuğu değil…
“Çocuk istismarının önlenmesi için nasıl bir kamuoyu yaratabiliriz” düşüncesi…
Çünkü, bu ülke “kurumları” ile, çocuk istismarına yardımcı oluyor.
Tıpkı “kurumların şiddet ürettiği” gibi…
Evet…
İbretlik bir hikaye bu…
Olayın, “sosyal hizmetler” boyutu var ya…
İşte orada bu işin “ilmini” yapmış uzmanlar devreye girmeli…
Ancak…
Bir “sosyal hizmetler dairesi” düşünün ki…
“Uzmanlığa” değil, “partizanca istihdamlara” kurban edilmiş.
Gereksiz yük bindirilmiş…
İçinden çıkılmaz bir hal almış…
Aşağıdaki satırlar, “sosyal hizmetler uzmanı” bir arkadaşımızın isyanıdır aynı zamanda…
Dedim ya…
“Ben payıma düşen dersi” çıkaracağım.
Umarım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da “payına düşeni” alır, Sosyal Hizmetler Dairesi uzmanları ile birlikte, asli görevine döner.
İşte o satırlar:
“Sayın Hüseyin Ekmekçi, 02.05.2017 tarihli ‘İbretlik bir hikaye’ isimli köşe yazınızı okudum ve bir Sosyal Hizmet Uzmanı olarak sizi bazı konularda daha detaylı olarak bilgilendirme ihtiyacı hissettim.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, bu ülkede takip ettiğim, ilkeli yayıncılık anlayışınızdan ve sosyal sorunlara olan ilginizden dolayı saygı duyduğum gazetecilerin başında gelmektesiniz. Sevgili Hüseyin Bey, siz de takdir edersiniz ki son yıllarda ülkemizde sosyal sorunlarda ciddi bir artış gözlemlenmekte, uyuşturucu, genç ve çocuk suçluluğu, boşanma oranlarının artışı gibi sosyal sorunlar geleceğimizi tehdit eder noktaya ulaşmıştır.
Bütün gelişmiş dünya ülkeleri, bu sorunlarını minimize etmek için önleyici ve koruyucu projeler üzerinde odaklanıp, bu sorunları daha palazlanma aşamasındayken, ürettikleri politikalarla önlemeye çalışmaktadırlar.
Ancak, bu devletler, bu politikaları üretip faaliyete sokarken, bunun için ciddi bir kaynağa, nitelikli personele ve çağdaş bir mevzuata ihtiyaç duymaktadırlar ve ona göre planlama yapmaktadırlar.
Ülkemiz, coğrafi olarak çok küçük olmasına rağmen, boyundan büyük sosyal sorunlar ile uğraşmakta ve bu sosyal sorunlar ile mücadele edebilmek için de güçlü ve donanımlı bir Sosyal Hizmetler Dairesine ihtiyaç duymaktadır.
Ancak durum böyle midir?
Kısaca bir bakalım;
Sosyal Hizmetler Dairesi Teşkilat Yasası 1988’de yapılmış olup, o tarihte yapılmış bir yasanın günümüz sorunlarına çözüm üretmesi ne kadar mümkündür?
Çocuklar Yasamız 1945 yılından kalmadır ve bu yasada hala kırbaç cezasından bahsedilmektedir!
Cumhuriyet Meclisimiz ‘Çocuk Hakları Sözleşmesini’ 1996 yılında kabul etmesine ve bu sözleşmede ‘çocuk’ 18 yaşın altında bulunan bireyleri ifade etmesine rağmen, yürürlükteki ceza yasamızda 14 yaşından küçük kişiler çocuk olarak addedilmektedir.
Korunmaya muhtaç çocuklardan, yürürlükteki mevzuatımız hala daha ‘besleme çocuk’ olarak bahsetmektedir.
Saymakla bitiremeyeceğim mevzuat sorunlarının yanında Sosyal Hizmetler Dairesinin ciddi bir nitelikli personel sorunu da ciddi bir açmaz oluşturmaktadır.
Kıbrıs Türk Hava Yolları tasfiye edildikten sonra, sizin de bildiğiniz gibi burada çalışan arkadaşlar çeşitli devlet dairelerine dağıtıldılar ve bu kurumdan Sosyal Hizmetler Dairesin’de de bir çok arkadaş göreve başladı.
Sosyal Hizmet Uzmanının yapması gereken görevleri yapmaya başladılar.
Şu anda bu dairede, özürlü istihdamından tutun da, kadro görevi kitabet ve hademe hizmetlerinde olan bir çok arkadaş Bakanlar Kurulu kararı ile fiilen Sosyal Hizmet Uzmanının üstlenmesi gereken görevleri yapmaktadır.
Yaklaşık dört yıl önce malum partinin kurultayı sebebi ile istihdam edilen bir çok farklı alandan olan personel, Sosyal Hizmet Uzmanının görevini yapmaktadır.
Sosyal Hizmet mesleği, ciddi bir eğitim gerektiren, bireylere, ailelere ve dolayısı ile de topluma dokunan ve toplumun refahını ve iyilik halini amaç edinmiş önemli bir disiplindir. Her meslekte olduğu gibi, bu mesleğin de işin ehli olmayan kişiler tarafından uygulanması toplum açısından ciddi bir tehlike oluşturmakta ve topluma götürülmesi gereken hizmetin kalitesinde ciddi zafiyetler oluşturmaktadır.
Sonuç olarak, Sosyal Hizmetler Dairesinde ciddi bir nitelikli personel sorunu ve demode yasalar sorunu vardır.
Bu kadar küçük bir toplum olarak, böyle devasa boyutlarda sosyal sorunları yaşamamızı hak ettiğimizi düşünmüyorum.
Bunun için çok basit bir efor sarf etmeyle, Sosyal Hizmetler Dairesini daha çağdaş, daha güçlü ve daha nitelikli bir yapıya kavuşturabiliriz diye düşünüyorum.”
Tablo bu kadar kötüdür
Bakınız…
Dünkü yazıyla birlikte…
Toplumdaki hassasiyeti gördüm.
Sosyal Hizmetler Dairesi ve ilgili bakanlık hariç…
Öncelikler farklı demek ki…
Ortada bir sorun var…
Değişen nüfus yapımız, alışkın olmadığımız sorunları da beraberinde getiriyor.
Halen, “akraba evliliğinin gelenek” olduğunu düşünen, “sağlık açısından yapılan uyarıları” hakaret kabul edenler vardır.
Ve evet, bunlar sorundur ve uğraşılması gerekmektedir.
Halı altına süpürülecek konular değildir bunlar…
Yeteri kadar da süpürülmüştür zaten…
































