İlk kez bir Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi’ni ağırladık.
Üstelik bizim klasik ağırlama angajmanlarının dışına çıktık.
Malum, Havadis okurları bilirler, bizim artık geleneksel hale gelmiş kuru fasulyeden oluşan öğle yemeği tarzımız vardı.
Bugüne kadar misafirlerimizi öğle yemeğinde Kıbrıslıların çok sevdiği kuru fasulye ve köfte ikramı ile ağırlardık.
Misafirimizle bu kez sabah kahvaltısında, üstelik sabahın sekizinde bir araya gelmek üzere anlaştık.
Bu da onların tarzı.
İlk kez bu coğrafyanın dışında bir konuğumuz oldu.
Üstelik yakın geçmişte ciddi sorunlar yaşadığımız bir konuk.
Hani hatırlardadır ünlü Wikileaks belgelerini yayınlamıştık ya.
Kimsenin cesaret edemediği veya tercüme etme zahmeti-masrafında bulunmadığı belgeler.
Amerikalılar o konuda dünya çapında bir travma yaşıyorlardı, bu belgeleri Kıbrıs’ta yayınlayan Havadis olduğu için de ciddi bir şekilde darılmışlardı Havadis’e.
“Dün dündür, bugün bugündür” felsefesi Amerikalıların politikasıdır.
Konu geçmişte kaldı.
Çünkü Amerika bir üst boyuta geçti.
Yıllardır uzak durduğu Kıbrıs sorununa balıklama daldı.
Son dönemdeki heyecan verici gelişmelerin mimarı Amerikalılardır.
Perde gerisinde önemli rol oynuyorlar.
Bir çözüme ulaşılması için ciddi çaba sarf ediyorlar.
***
“Kıbrıs konusu uzun süredir, on yıllar boyunca her yönüyle enine boyuna müzakere edilmiştir. Tarafların üzerinde anlaşamadıkları konularda yakınlaşma sağlayabilmelerine yardımcı olabilecek birçok fikir hazırda durmaktadır
Her iki tarafta da bunu yapmak için güçlü bir siyasi irade olduğu görülüyor. Dolayısıyla bu yıl içerisinde veya belki önümüzdeki yıl, ama mutlaka buna uygun bir süre içerisinde kapsamlı bir çözüme ulaşmak mümkündür”
Bu sözler Büyükelçi John M. Koenig’e aittir.
Üstelik yoruma mahal vermeyecek kadar da açıktır.
2014’te daha dokuz ay vardır, 2015 ortasını sayarsanız çözüme bir buçuk yıl zaman biçiliyor.
50 yıldır katlanıyor bu millet.
Bir buçuk yılı daha göze alır.
***
İki ciddi sorun var önümüzde duran.
Birincisi toprak ve mülkiyet.
İkincisi eşit yönetim.
Aylarca ortak açıklama krizi yaşadık.
“Ortak açıklama yapılsın ve görüşmeler belirli bir düzeyden başlasın” tartışmalarına konu olduk.
Ortak açıklama yapıldı ama duyduklarımız doğruysa hiçbir işe yaramadı.
Rum müzakereci “7 Rum Bakan, 3 Türk bakan olsun, veto hakkı kaldırılsın, kararlar basit çoğunlukla alınsın” önerisi yapmış.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nden de geri bir şey.
Mülkiyette “mal sahibi söz sahibidir” kuralı her türlü uzlaşmayı berhava eder.
Buna var mıyız?
Amerikalılar şimdiden sonra bunlarla ilgilenecek.
Doğrusu nasıl bir çözüm bulacaklar merak ediyorum.
Öyle ya çözüm artık onların boynuna asılıdır…
































