Köşe Yazarları

BU TOPRAKLARDAKİ MEVCUDİYETİMİZ…






Radyo Havadis’te (107.8) Sevgili Emine Sivri’nin sabah kuşağında sunduğu programa konuk oldu CTP-BG Milletvekili Birikim Özgür.
Birikim Özgür’ün Ekonomik Protokol veya sendikaların yaygın deyimle isimlendirdikleri “paket” ile ilgili söyledikleri kayda değer ve tartışmaya açıktı.
Aynı şekilde Türkiye ile ilişkiler noktasında söyledikleri de.
Birikim Özgür’ü dinlerken “bunlar CTP’nin resmi görüşleri mi” hissini yaşamadım değil.
Öyle ya, daha seçimlerde kullandığımız oyların mürekkebi kurumadı, seçim meydanlarında atılan nutukların yankıları kulaklarımızda.
CTP’nin paketle ilgili söyledikleri Birikim Özgür’ün görüşleri gibi “realist” değildi.
Evet, CTP “paket mutlaka değişecek” veya “biz kendi paketimizi hazırlamalıyız” şeklinde yüksek perdeden söylemleri vardı.
Bu söylemler şimdi yerini realiteye mi bırakıyor?
Yani CTP ülkenin gerçeklerine doğru bir yolculuğa mı çıktı?

      ***



CTP-DP hükümeti ekonomik protokolle ilgili Türkiye teknik ekibiyle görüşme talebinde bulunmuş.
Hükümetin programa sadık kalacağı yönünde bir mektup ilettiği söyleniyor.
Bu nokta tartışma yarattı.
Anımsanacaktır, benzer tartışma Sibel Siber hükümeti döneminde de yapılmıştı.
Sibel Hanım kesin bir tavırla bu tartışmaları sonlandırmıştı.
Benzerini Özkan Bey de yapmalı.
Ve ekonomik paketle ilgili pozisyonunu detaylı bir şekilde kamuoyu ile paylaşmalı.
Çünkü ekonomik paket CTP’nin itiraz ettiği Kıb-Tek konusunu kapsamıyor sadece.
Neyin nasıl ve ne zaman yapılacağını tarihleriyle birlikte anlatıyor.
Ve unutulmaması gereken bir konu: Bu protokol iki ülkenin parlamentolarında onaylandı.
Uluslar arası bir anlaşmaya dönüştü.

       ***

Yanlış anlaşılmasın.
Birikim Özgür veya diğerleri bu realiteden yani gerçeklikten hareketle programın derhal uygulanmasını savunmuyorlar.
Birikim Özgür’ün programın detaylarına ilişkin ciddi eleştiriler var.
Fakat bu eleştiriler programı reddetme noktasına varmıyor.
Ötesi bu ülkenin en acı gerçeklerine dikkat çekiliyor.
O acı gerçekler nedir?
Bu ülke mali anlamda battı: Borçlar bütçenin yüzde yüz yirmisini aştı.
Kabul edilebilir oran yüzde 40 civarındadır.
Bu ülkede hükümetin bir ayda kazandığı para sadece memur maaşlarının yüzde altmışını ancak ödeyebiliyor.
Hayvancılar, çiftçiler, narenciyeciler ve benzer üreticilerin onlarca milyon dolarlık alacakları var.
Ve altyapı yatırımları.
Bu acı gerçekler her gün suratımıza vuruyor.
Bence ekonomik protokol üzerinden gereksiz ev yıpratıcı tartışmalar yapmak yerine artık kaderimize dönüşmek üzere olan bu acı gerçeklerden nasıl kurtulacağımızın yollarını aramalı ve bulmalıyız.
Yoksa bu acı gerçekler Kıbrıs Türkü’nün bu topraklardaki mevcudiyetini ortadan kaldırmaya adaydır…







Başa dön tuşu