Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

Bu rezilliğe son verin

İstediği makamı alamayanlar, bir partiden istifa ederek, diğer partiye geçmeyi marifet saydılar. Siyasi partiler, “niteliği” değil, “milletvekili sayısını” başarı saydığı sürece, kendi ikbalini düşünenler siyaseti bu şekilde kirletmeye devam edecektir

Kendi ikbalini düşünenlerin, ülkeyi yöneten mekanizmalarda olması daha da ürkütücüdür. Kişisel kaygılarla siyaset yapanların, ülke insanını düşündüğünden yana ciddi kuşkularımız vardır. Eskiden milletvekilleri siyasi bir amaç ve halka hizmet için vardı. Şimdi ise, sistem milletvekilleri için var olmaya başladı ki bu tehlikelidir.

İstisnasız, tüm partilerin seçim vaatleri arasında yıllardır yer alan Seçim ve Halkoylaması, Siyasi Partiler Yasası, Kamu Reformu ve elbette daha çağdaş bir Anayasa için kolları sıvama vaktidir.

Statükonun, kendisini yaratan ve nimetlerinden tepe tepe faydalanan siyasilerin kararıyla son bulmasının zamanı gelmiştir. Havadis Gazetesi olarak bu çağrıyı, halk adına yapmayı toplumsal bir sorumluluk olarak bildik. Gereğinin de takipçisi olacağız…

Havadis’ten mektup 

Ülke siyaseti üç yeni istifa ile yeniden şekilleniyor. Halkın desteği ile milletvekili seçilenler, halktan aldıkları iradeyi kişisel siyasi ikballer için kullanabiliyor.
Bir vekil, partisinden istifa edebilir. Bunun birtakım siyasi gerekçeleri olabilir. Ama bizim ülkemizde her kabine oluşumu ya da her kabine değişiminin ardından istifalar geliyor.
Hükümetler yıkılıyor. Erken seçimlere gidiliyor. Neden? Birilerinin kişisel ikbali yerine gelmediği için.
Demokrasilerde milletvekilliği en üst makamdır. Bakanlıklar “görevlendirme” ile gelinen yerlerdir. Parti başkanı ya da yönetiminin takdiri ile gelirsiniz, aynı mekanizmanın takdiri ile görevinize veda edersiniz.
Maalesef, ülkemizde bu tarz kavgalar hiç bitmedi. İstediği makamı alamayanlar, bir partiden istifa ederek, diğer partiye geçmeyi marifet saydılar.
İstifa ettikleri partiye yeniden dönenler var. İstifa ettiği partiye, iki kez dönenler var.
Siyasi partiler, “niteliği” değil, “milletvekili sayısını” başarı saydığı sürece, kendi ikbalini düşünenler siyaseti bu şekilde kirletmeye devam edecektir.
Kendi ikbalini düşünenlerin, ülkeyi yöneten mekanizmalarda olması daha da ürkütücüdür. Kişisel kaygılarla siyaset yapanların, ülke insanını düşündüğünden yana ciddi kuşkularımız vardır.
Eskiden milletvekilleri siyasi bir amaç ve halka hizmet için vardı.
Şimdi ise, sistem milletvekilleri için var olmaya başladı ki bu tehlikelidir.
Her milletvekilinin ikbali için bir siyasi hareket olması mümkün değildir.
Aslolan halktır. Milletvekilleri halktan yetki alarak, halka hizmet adına çalışan kişilerdir. Öyle olmalıdır.
“Beni bakan yapmadın” diyerek, siyasi kavga başlatmak… Ya da “Beni bakanlıktan aldın” diyerek siyaseti kilitlemek bu ülkeye yarar değil, zarar sağlar.
Geçmişte de bunun böyle olduğunu gördük.
Bu halk yeteri kadar siyasiler tarafından “enayi” yerine konmuştur. Oyu alınarak, halka hizmet etmesi gerekenler, kendi siyasi ikballeri için savaş vermiştir. Yaşadığımız hayat şekli ortadadır.
Kamu hizmet gücünü yitirmiş, var olan tüm uygulamalar sorun üretmektedir.
Kamuda verimsizlik alıp başını gitmiştir. 
Eğitimde, sağlıkta ciddi sorunlar yaşanmakta, sorunlar gitgide daha da derinleşmektedir.
Tümünün temelinde kirlenen siyaset ve ülke sorunlarını değil kendilerini düşünen siyasetçiler vardır.
Bu böyle devam edemez.
Kıbrıs Türkü’nün ana sorunu çözümsüzlüktür.
Odaklanmamız gereken büyük resim de budur.
Ancak, çözüm geciktikçe, Kuzey Kıbrıs’ta yaşayanlar için hayat çekilmez hale gelmektedir.
Yapılması gereken, sisteme yönelik hayati ama küçük dokunuşlardır.
Seçim ve Halkoylaması Yasası…
Siyasi Partiler Yasası…
Üçlü kararnameleri de düzenleyecek Kamu Reformu…
Hem siyasette hem de kamuda verimliliği artıracak, kaliteyi yukarıya çekecek adımları atmak, bugün iktidarda olan CTP ve DP’nin boynunun borcu olduğu gibi, “temiz bir toplum” sözü veren muhalefetin de destek vermesi gereken bir alandır.
Siyaseti yıllardır kendi ikbal ve çıkarları için kullananların yaşamsal bir görevi vardır.
Artık yeter…
Geleceğin yeniden şekillenmesi kaçınılmazdır.
Bunu yine düzeltmesi gereken parlamentoda bulunan 50 milletvekilinin ta kendisidir.
Bu halka yeteri kadar yazık edildi.
Haksızlık ve adaletsizlik yeteri kadar mağdur yarattı.
Evet… Artık yeter deme zamanıdır.
Siyasiler, bu kötü gidişe dur demediği sürece, bu isyan artarak devam edecek.
Bu halka yazık ediyoruz.
Sosyal devlet olmaktan hızla uzaklaşan yapı, kendisine saygı duyulmasını da engelleyen bir noktaya taşmıştır.
Tüm siyasi partilerin ve siyasilerin gelinen aşamada ciddi sorumluluğu ve suçu vardır.
İçinden çıkılması gereken bu “kör kuyu”, yine siyasilerin atacağı adımlarda gizlidir.
Ya bu düzen değişecek ya da bu halkın siyaseti ve var olan siyasetçileri değiştireceği yeni bir dönem başlayacak.
Ülkeyi yönetenlerin tarihi sorumluluğu, son yaşanan ve nedeni sadece “ikbal kavgası” ve “kişisel ekonomik kaygı” olan siyasi adımla daha da artmıştır.
Değişim kaçınılmazdır.
Bu toplumun geleceği adına, siyaset kurumuna duyulan güvenin artırılması kaçınılmazdır.
İstisnasız, tüm partilerin seçim vaatleri arasında yıllardır yer alan Seçim ve Halkoylaması, Siyasi Partiler Yasası, Kamu Reformu ve elbette daha çağdaş bir Anayasa için kolları sıvama vaktidir.
Siyaset bezirganlarına daha fazla geçit verilmemelidir.
Statükonun, kendisini yaratan ve nimetlerinden tepe tepe faydalanan siyasilerin kararıyla son bulmasının zamanı gelmiştir.
Havadis Gazetesi olarak, bu çağrıyı, halk adına yapmayı, toplumsal bir sorumluluk olarak bildik. Gereğinin de takipçisi olacağız.