Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bu “pezevekliği” bitirin

Gene özür dilerim…
Ama gene yazacam…
Şimdi fark etmedik elbette. 21 yıldır bu “pezeveklik” düzeni devam eder…
Gece Kulübü sahipleri “iş adamı”, orada çalışanlar, kadınları yönlendirenler de “bir türlüsü” olmayan bu aykırı insan davranışının parçasıdırlar…
Ancak, vaka çizmeyi aştı.
İnsan hakları açısından yerlerde sürünüyoruz…
Hepimiz…

Sistem bu anlamda zarar görmeye başladı.
Birileri bu sistemden “triyonlar” kazanıyor, doğru…
Devlet de bu kişilerle “kar paylaşımı” yapıyor…
Doğru…
Ezilen her kadından…
Satılan her bedenden devlet “payını” alıyor.
Kamu maaş için…
Bu kabul edilebilir mi?
Sürdürülebilir mi?

Doğuş Derya’ya yardım etmeliyiz
Bir süreden bu yana, elinde bir yasa çalışması var, biliyoruz.
Henüz içeriğini kamuoyu ile paylaşmadı.
Ancak, birçok radyo TV programında dillendirdiğini biliyoruz.
“Kadın kölelik düzenini” ortadan kaldıracak…
“İsteyen kadının sendikalı olarak özgür iradesi ile mesleğini” yapabileceği bir ortam.
“Fahişelik bir meslek mi?” diye sorarsanız eğer…
Evet bir meslek…
Dünyada geçerli bir meslek…
Kadınlar, sömürülmeden, etinin üzerinden birileri “trilyoner” olmadan, kendi vergilerini kendileri ödeyerek, sağlık sistemince denetlenerek, günlük yaşamı da olumsuz etkilemeden, “meskun mahalin dışında” bir alanda bu özgürlük, mesleğini icra etmek isteyene sağlanabilir.
“Tümden kaldırılabilir mi?” tartışılabilir.
Ancak böyle devam edemez. Edemeyeceği kesindir.
Doğuş Derya’nın yasa çalışmasını ve CTP’deki diğer kesimin buna nasıl destek verip- vermeyeceğini göreceğiz.
Ancak, yaşadığımız son dört günlük tecrübe bize göstermiştir ki, kamuoyu zemini var.

“Bu pezevekliği bitirin” noktasında geniş tabanlı bir halk uzlaşısı var.
Gerisi, “Ne yapalım kamu bundan eyi vergi alır, e adamlar da onca yatırım yaptı vazgeçemeyiz” yollu UBP- DP ile uzlaşan CTP’li beyinlerde…
Halk “pezevek devlet” istemiyor…
“Bu pezevekliği bitirin” diyor…
Dün bu alanda bana gelen küçük bir yorum… Beksan Bekir Akandere diyor ki, “Karar vereceksin kardeşim, bu ülke eğitim yuvası, turizm adası mı olacak, yoksa kara paranın aklandığı,  yolsuzlukların diz boyu sürdüğü, fuhuşun her yaşa temas ettiği, Uyuşturucunun ve son günlerde Bonzai’nin çok küçük yaşlara ulaştığı geleceği karanlık, yolunu kaybetmiş bir toplum olarak mı devam edeceğiz… Titanik gibi…”
Bizim sonumuzda çok farklı değil gibi. Bu gidişe dur diyecek iradeye sahip kişiler var mı???”
Sahi, bu “pezevek” gidişe son verecek birileri var mı?

***

Su ve belediyelerimizin geleceği
Uzun yıllardır belediyelerimiz arasında adaletsizliğe sebep olan bir su yönetimimiz var.
Kimi belediye suyu neredeyse bedavaya alırken kimisi yüksek maliyetler üstlenmekte, tahsilâtlar çoğu belediyede yüzde 50’lerin çok altında ve kamumuz mevcut su kaynaklarımızı zararına işletmekte…
Belediyelerimizin tek sorunu su gelirlerini tahsil edememek değil üstelik.
Sigorta borçları, piyasa borçlar, personel harcamaları derken yurttaşa hizmet hayalden öteye gidemiyor.
Türkiye’den gelecek su yerel yönetimlerimizdeki tıkanıklığı aşmamıza da yardımcı olabilir. Bir yurttaş olarak benim hayalim su yönetimimizin de yerel yönetimlerimizin de yasal, idari ve uygulamalar bacağındaki reform süreçlerinin AB direktiflerine göre tasarlanmasıdır. Örneğin AB Su Çerçeve Direktifi ne diyor?
Buna göre su yönetimimizi yeniden yapılandıralım.
Ancak Kıbrıs sorunu nedeniyle bir başka dinamik açıyor değişimin önünü. Nedir o? Türkiye’den gelecek olan su!
O halde, Kıbrıslı Türklere kolları sıvayıp çalışmak yakışır. Çünkü küçümsenebilecek bir olay değildir denizaltından borularla bir ülkeden başka bir ülkeye su taşınması.
Üstelik bir fırsata da dönüştürebiliriz bunu. Nasıl mı?
En öncelikli konu su mevzuatımız olmalı. Örneğin Su Bilgi Sistemi gibi büyük veritabanı projelerini hayata geçirebilecek, suyun her bir damlasını takip edecek teknolojik altyapıyı kamuda oluşturabilecek bir idari yapılanmaya ihtiyacımız var.
Ancak yurttaşları en çok ilgilendiren bana göre belediyelerin darboğazdan çıkması ihtimalidir. Düşünün bir kere…
Keşke belediyelerimiz batık durumda olmasa…
Keşke tüm altyapı ihtiyaçlarını karşılayabilecek mali güce sahip olsalar…
Keşke içme suyu, yağmur suyu ve kanalizasyon dâhil tüm su kaynaklarımızı hiç kayıp ve kaçak olmadan yönetebilecek teknik ve idari kapasiteye sahip olsalar…
Bu kapasite olmadığına göre değişen dünya koşullarında uzmanlık ve finansman gerektiren yeni uygulamalarda özel sektörle işbirliğini normal karşılamak dışında bir alternatifimiz var mı?
Ben bir belediye başkanı olsaydım bölge halkıma her şeyin en iyisini layık görür ve bunun için çalışırdım. Yeni seçimden çıkan belediye başkanları büyük borçlar devraldılar.
Suda yaşanacak gelişmeler dört yıl içinde belediyemin piyasaya, elektrik kurumuna ve sigortalara tüm borçlarının kapatılmasına imkân yaratacak bir kaynağı gündeme getirecekse… Halkımın kaliteli hizmetlerle buluşturulmasına yardımcı olacaksa…
Ve üstelik belediyemin sudan düzenli gelir elde edeceği bir yapılanma öngörülecekse…
Ben buna niye soğuk bakayım ki?
Hükümet belediye başkanları ile görüşmelidir. Onların hassasiyetlerini dikkate almalıdır. Ve onları su konusunda ikna etmelidir…

“Özelleştirme istemem” diyerek süreci baştan reddetmek doğru değil.
“Su bir belediyenin tek güvencesidir. Vergisini ödemeyene suyunu keserim” mantığı, bazı belediye başkanları için kurtuluş.
Ancak, “tahsilat yapamamaktan” daha kötü ne olabilir.
Bu nedenle “belediyeler ve merkez yönetim” bu konuda da uzlaşarak, belediyeleri sürece dahil edebilir. Üstelik, “tahsilat garantisi” ile…

Belediyelerin çıkarına nasıl döndürülür?
Bu süreç ilerleyecek.
Bu kamu ile  bu belediye yapısı ile altından kalkılamayacağı kesindir.
“Yap- İşlet- Devret” modelini reddetmeden, “özel” mantığı ile sürece yön verilebilir.
Bu süreçten belediyeler “karlı” çıkabilir…
Nasıl mı?
Türkiye’den gelecek olan su öyle görülüyor ki belediyelerimizin yeniden yapılanmasına, yerel yönetimler reformunun hızla gündeme gelmesine ve yerinden yönetim anlayışının bu dönemde yurttaşlarımız tarafından hissedilmesine de imkan yaratacak.
Yeter ki süreç doğru yönetilsin… Yeter ki dar siyasi hesaplarla hareket edilmesin…
Buradan kamuya aktarılacak kaynak, “belediyelerin sosyal sigorta- ihtiyat sandığı borçlarının” ödenmesi için kullanılabilir.

Alt yapı yatırımlarının güçlenmesi için…
Mali yapının güçlenmesi için…
Devlet bu kaynağı alarak, “Ercan’da olduğu gibi sadece 13’üncü maaş” ödeyecekse…
İstemeyiz, kalsın…
Su politikası belediyeler etrafında şekillenmeli…
Batan bu beledi sistemin yeniden inşası için kullanılmalı…