Köşe Yazarları

Bu gençleri ülkeye getirebilecek miyiz?







Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı geçtiğimiz günlerde A Level sonuçları ile Avrupa ve Türkiye’de öğrenim görmeye hak kazanan 15 öğrenciye başarı bursu vereceğini açıkladı. Açıklanan 15 kişilik listeye göz attığınız zaman değil İngiltere’nin, dünyanın en önemli üniversitelerinden olan Imperial College ve UCL gibi üniversitelerde öğrenim görecek öğrencilerimiz var. Yine ayni şekilde Türkiye’nın saygın Tıp Fakültelerine gidecek olanlar da var. Daha önceki günlerde de yine YKS ile Türkiye’deki önemli üniversitelere gidecek olan çok sayıda öğrencimiz de burs kazanmıştı. Elbette bunlar bizi sevindiriyor.




Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 2004’te AB’ye girmesinden sonra Kıbrıslı Türk öğrenciler özellikle İngiltere olmak üzere, AB’nin diğer ülkelerinde ve sanırım 2010 yılından sonra da Türkiye’deki üniversitelere A Level sınav sonuçları ile girme şansı yakalamıştı. İngiltere’nin AB’den çıkmasından sonra İngiltere kapısı Kıbrıslı Türkler için kapanmış görünüyor. Ancak bu geçen 15 yılda ortalama her yıl 200 civarında Kıbrıslı Türk öğrenci A Level sınav sonuçlarına göre AB ülkelerinde öğrenim gördü. Bu da bugüne kadar yaklaşık 3 bin kişi demektir.



Bu 3 bin kişi şu anda ne yapıyor? Bu fırsattan ilk yararlananlar şu anda 30’lu yaşlarda… Emin olun birçoğu çok önemli yerlerde görev yapmaktadır. Peki bu geçen 15 yılda bu 3 bin öğrencinin üniversite sonrası ne yaptıklarını biliyor muyuz? Büyük bir olasılıkla bilmiyoruz. Çünkü bir mezun takip sistemimiz yok. Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı, Devlet Planlama Örgütü ve ilgili diğer kurumların bir “mezun takip sistemi” kurması çok mu zordur?

Emin olun ki Avrupa’da öğrenim gören bu 3 bin gencimizin ne yaptığını şu anda bilmiyoruz ve kaçının yurt dışında kaçının yurt içini olduğunu da bilmiyoruz. Peki böylesi bir ortamda bizim geleceğe yönelik bir planlama yapmamız mümkün mü?

Devlet olarak bu çocukları ülkeye döndürme, getirme, onlardan yararlanma gibi bir politikamız var mı? Öyle görünüyor ki bizim bu gibi sorunlarla ilgilenme derdimiz yok. Biz gündelik sorunlarla uğraşmayı tercih ediyoruz.

Düşünün ki her yıl çağ nüfusunun en önemli beyinleri yurt dışına gidiyor ve çok büyük bir kısmı ülkeye geri gelmiyor. Geri gelmediği gibi, bu gençlerden yurt dışında iken de yararlanma gibi bir derdimiz yok. Emin olun bu gençlerin önemli bir kısmı dünyanın sayılı şirketlerinde çok önemli görevlerde çalışıyorlar ancak biz onların ne yaptığını bilmiyoruz.

Yani daha açık ve örnekleyerek yazmak gerekirse başarı bursu alan ilk 15 kişi arasında dikkatimi çeken iki gencimiz Imperial College’de Tıp okuyacak. Zaten okul bitmeden bu gençler birçok yerden iş teklifi alacaklardır. Peki biz devlet olarak onların gelecekteki başarılarını sadece alkışlayacak mıyız? Bunu da ancak onlardan haberimiz olursa yapabileceğiz. Yani onları ülkeye kazandırmak için bir çabamız olacak mı? Hep bu sorulara, bu ülkeyi yönetenlerin cevap vermesi gerekmektedir.

Bu küçük ülke her yıl çağ nüfusunun en iyilerini yurt dışına gönderiyor ve onlardan yararlanamıyor. Ciddi bir genç beyin göçü yaşıyoruz. Analar babalar ciddi bir çaresizlik içinde, bu beyin göçüne istemeden ve gönülsüz bir şekilde razı oluyor.

Bu konuda doğru düzgün bir siyaset üretilmediği sürece bu genç beyin göçünü durduramayacağız. İki çocuğu da yurt dışında olan bir dostumun söylediğini de yabana atmamak lazım; “Hocam, bu çocukların ülkeye gelmesini istemezler zaten, bu çocuklar bu ülkeye fazladır. Olan bize oluyor. Özlem ve hasretle yaşlanıp, ölüp gideceğiz”.

Her şeye rağmen umudumu yitirmek istemiyorum. Umarım bir gün bu çocukları ülkeye getirmenin yolunu buluruz.









Başa dön tuşu