Köşe Yazarları

BU GENÇLER BİZİM…


Anlatmaya hiç gerek yoktur çünkü “Libya” odaklı yeni olay, gözlerimizin önünde seyrediyor..

Tam da “Türkiye ile Yunanistan”ın, Kıbrıs’taki Türk ve Rum halklarının,  pek alâ da bölgede dostça bir yaklaşımla yeni ittifaklar oluşturabileceklerini telaffuz etmeye başladığımız bir dönemde..

Ve her zamanki gibi Kıbrıs’taki çözümün ancak “Türkiye ile Yunanistan arasında varılacak bir anlaşma sonucunda gerçekleşebileceğini” söylediğimiz dönemde..

OYSA şimdilerde daha geçen gün kutladığımız 46 yıl öncesi Barış Harekâtı öncesi olayların benzeri yaşanmaya başlandı!                                                               Hem de Türkiye’ye iki kilometre mesafede 10 kilometre karelik alanı olan Yunanistan’a ait Meis adası yüzünden!     Çünkü Yunanistan Meis adasının  alanından daha büyük bir deniz alanını, 12 Km’lik kıta sahanlığı iddiasıyla Türkiye’nin o bölgede ilan ettiği “nevtex”i kabul etmek istemiyor dolayısıyla  Türkiye ile  karşıya geliyor!

Ve bir kez daha Kıbrıs siyasi sorununa yönelik  müzakereler de çözüm umutları da vuslata kalıyor…

Yine tanınmamış, yine yalnız, yine dünyadan tecrit edilmiş, kimsenin tanınmadığı bir “Devlet” olarak kalakalıyoruz!

…Kİ bugün bu “siyasi talihsizliğin” yani hem çözümsüzlüğün hem tanınmamışlığın  kurbanları olan “gençlerimizden söz edecektim.. Bugünün çocuklarını nasıl “yarınların” beklediğini anlatacaktım.. Ve diyecektim ki artık onlar binlercesiyle aş, iş beklentilerinden vazgeçerlerken, binlercesiyle soruyorlar: “Ne olacağız? Nereye gideceğiz? Bizi nasıl bir gelecek bekliyor?”

…TANIDIĞIM gençlerle konuşuyorum. Açık yazayım, Devlete inanmıyorlar!  Diyorlar ki Devlet bizlerden sadece askerlik mükellefiyetlerimizi  yerine getirmemizi istiyor ama bizlerin de KKTC’de insanca yaşam hakkımız olduğuna yönelik kendi mükellefiyetini unutuyor”!

Daha ne desinler? Bu ülkede yirmiyi aşkın üniversite vardır ama artık mezunlarına ne iş vardır ne de aş!

Bir devlet dairesinde, bir bankada bir özel firmada bir iş kapabilmek için ya tepedeki ekabirden himmette bulunması istenecek yada sınav yapılacaksa talihine küsecek!

Çok kısaca artık gençlerimiz de göç yollarında savruluyorlar..

TABİ “var mı Devletin bir gençlik politikası diye sorsak?” Biliyoruz ki  istese de oluşturamaz!

…KÜÇÜK bir toplumuz, çaresiz.. Fakat hiçbir şey eşyanın tabiatına zıt olamaz. Tanınmamış da olsak bir Devletin tüm kurumları ve kanunlarıyla, gelenek ve görenekleriyle  bu adada varlık olan, varlığını inatla sürdüren bir toplumuz..

FAKAT: Artık bu memlekette 1974’de ve sonrasında  doğanlar 46 yaşlarındadırlar ve onların da bu memlekette iş, aş, hayat hakkı arayan çocukları, bugünün gençleri vardır.. Tabi ki bu nesilden nesile devam eden süreç KKTC’de  varoluşun, yaşamın devam ettiğinin en büyük ispatıdır..

Fakat 1974’den sonra bu adada özgür ve egemen doğan bu çocuklarına şimdilerin gençlerine ne  Devlet yar olabilyor ne bu çocuklar gençler   Devletlerine  sahip çıkabiliyor  çünkü kendilerine öylesi fırsatlar verilmedi!

Sonuç ortadadır: Gençler Devletlerine küskündür, Devlet gençlerine! Üstelik artık onlar Barış Harekâtı kutlamaları nedeniyle TC’nin  gösteri uçuşu yapan Jetleri için “teneke” diyen dangalakların arasında Türkiye düşmanlığıyla da yetişmek zorunda kalıyorlar!

…GENÇLER hayata küs ve kırgındırlar..  Üstelik ne çapalamayı beceriyorlar ne sulamayı.. Ne hayvandan anlıyorlar ne hayvancılıktan.. Çoktandır gençler köylerden kentlere taşınıyorlar. Bir zamanlar altı sınıflı okulları olan köyler  şimdi  beş altı öğrencisini daha büyük köylerdeki birleştirilmiş okullara  gönderiyorlar..

Nüfusumuz hâlâ 359 bin kişi! Genç nüfusun işsizlik oranı yüzde 22’dir diyorlar  ama bu rakam çok daha yukarılarda olmalı kaldı ki  yine de nüfusa göre büyük bir oran!

Gelecekte bu vatanı bugünün gençleri devralacak o bir gerçek.. Bugünden ve ölüp gitmeden o “geleceği” düşünmek zorundayız. Çünkü bu çocuklar bu gençler bizim çocuklarımız bizim gençlerimiz.

 



Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu