Köşe Yazarları

BREXİT SÜRECİ, KKTC, TC, DEĞİŞEN DÜNYA VE WALLERSTEİN’IN KEHANETİ…

Halil Paşa yazdı






Birleşik Krallık (İngiltere-İskoçya-Galler-K. İrlanda)  ile AB arasında ayrılık (BREXİT) konusunda 24 Aralık’ta bir kez daha anlaşmaya varıldı. Bilindiği gibi daha önce varılan anlaşmalar parlamentoda onaylanmadığı için BREXİT henüz gerçekleşmemişti.

Şimdi BREXİT bir kez daha 30 Aralıkta Birleşik Krallık parlamentosunun onayına sunulacak. . Onaylanırsa 31 Aralıkta BREXİT süreci sona erecek ve İngiltere AB’den ayrılacak. Eğer öncekiler gibi yeterli oyu alamazsa, Birleşik Krallık AB’den anlaşmasız çıkmakla karşı karşıya kalacak ki bunun sonuçları Londra için çok ağır olacağı geniş bir kabul görüyor.



Altı aylık bir geçiş döneminden sonra hem İngiltere ve hem de AB vatandaşları için YENİ TİCARET ve YENİ SEYAHAT KURALLARI geçerli olacak.

SNP (İskoçya Ulusal Partisi) BREXİT sonrasında Birleşik Krallık’ta karışıklık yaşanacağını milyonlarca işletmenin artık “sadece dört gün içinde bile fazladan maliyetler, bürokrasi, bürokrasi ve ticaret engelleri dağıyla” karşılaşacağını öne sürerek “hayır” oyu kullanacağını açıkladı.

Kuzey İrlanda’daki siyasi partiler – DUP, Alliance ve SDLP – anlaşmaya karşı oy kullanacaklarını çünkü Kuzey İrlanda ile Büyük Britanya arasında gümrük kontrollerinin getirilmesinden kaynaklanan “zarar verici” sorunların ele alınmadığını vurguladılar.

Muhafazakar Lord Heseltine, BREXİT’in İngiltere’ye “KALICI ZARAR” vereceği uyarısında bulundu.

Eski başbakan yardımcısı ise anlaşmazlığın sonuçlarının daha da ağır olacağını, bu nedenle anlaşma İngiltere için daha kötü sonuçlar doğuracak olsa da BREXİT’e karşı oy vermeyeceğini söyledi.

Yani 2016’da AB’den ayrılma lehinde oy kullanan İngiltere, AB’den anlaşmayla ayrılmanın, anlaşmamakla ayrılmaktan daha az kötü olacağından hareketle BREXİT lehine oy kullanma noktasına vardılar.

Ve İngilizlerin “BUMPY Period” (İnişli çıkışlı ama belirsiz süreç) olarak niteledikleri AB’den ayrılma süreçlerinin yanı sıra, bizim minnacık KKTC’de bile “en kötü hükümet hükümetsizlikten iyidir” gibi söylemlerle EN KÖTÜ HÜKÜMETE razı olunup ses çıkarılmıyor.

Ya da Erdoğan- AKP iktidarının siyasal diktatörlüğü dün AB ve ABD ile flört ederken, sonra Rusya, şimdi de yeniden AB ile ABD’ye yanaşma manevraları ve en son olarak da BREXİT’ten çıkacak olan İngiltere’yle ayrı ticaret anlaşması yapmaya hazır olduğunu dillendirerek bakan Grove’un UK muhalefetine karşı BREXİT’in teselli ikramiyesi olmaya razı oluyor.

Demem o ki, Covid süreci ilerledikçe, dünyada yalnızca ekonomik değil ama yakın geleceğe dair siyasi belirsizlikler de ağır ağır öne çıkıyor.

2020 yılında % 5 büyüyeceğini hesaplayan ve Covid ile % 5 eksiye düşerek toplamda hızla % 8 daralmaya doğru giden mevcut kapitalist sistem, öte yandan özellikle son yarım yüzyılda yarattığı çevre ve iklim tahribatlarıyla dünyayı yaşanır olmaktan uzaklaştırmanın krizini de yaşıyor.

Demem o ki bu günlerde Immanuel Wallerstein’ın 1990’lı yıllardaki siyasal ve ekonomik yazıları kulağıma çalınıyor:

“Dünya artık yeni periyoda girecek oluşunun sinyallerini veriyor.

Mevcut kapitalist dünya ekonomisinden başka bir dünya sistem ya da sitemlerine geçiyoruz. Bunun daha iyiye doğru yoksa daha kötüye mi olacağını bilmiyoruz. Bu 50 yıl içerisinde gerçekleşemeyebilir de gerçekleşebilir de. Geçiş döneminde özgür irade maksimum düzeyde olurken, bireysel ve kolektif eylemler dünyanın gelecekteki yapılanması üzerinde daha fazla etkiye sahip olacaktır.”

 







Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu