Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Boşandıkça tükeniyoruz

Örf, adet, anane…

Hepsi hak getire…
Adına özgürlük dedik…
“Herkes kendi hayatını yaşasın” dediler…
Geldiğimiz nokta bu.
2005-2013 yılları arasında…
Toplam 11 bin 818 çift dünyaevine girdi.
5 bin 866 çift boşandı.
Yıllar içerisinde, evlenmeler azalırken, boşanmalar da çoğaldı.
Mesela 2005’te bin 338 çift evlendi.
Aynı yıl, 489 çift boşanmıştı.
2013…
Bin 175 çift evlendi.

Boşanan çift sayısı ise 818…
489 çiftle başlayan boşanma, 818’e çıkmış…
Bin 338 ile başlayan evlenme ise, bin 175’e düşmüş.
Rakamlar yalan söylemez.
Adına “özgürlük” dediğimiz olay, aile dediğimiz kurumu bitirmiş.
Sadece o mu?
Mutuz anne babalar…
Çocuklarının bir gecede verdiği evlilik kararına yanamadan, boşanması ile karşılaşıyor.
Çocuğunu alan, anne-babasının yanına yerleşiyor.
Bu mu?
Özlediğimiz, istediğimiz tablo bu mu?

“Özgürlük” dediğimiz şeyi, galiba gençler olarak yanlış anlıyoruz.
Evlenme o zaman…
Ya da ayrılmamak için daha çok çaba harca…
Gerçekten, düştüğümüz nokta, son derece azap verici.
Çocuğunuzun ayağı takılsa, ondan önce neredeyse sizin gözünüzden yaş gelir.
Bir de, evlenip- ayrıldığını…
Evliyken şiddet gördüğünü…
Düşünsenize…
Düşünmek bile istemiyorum.
Maalesef rakamlar ortada…
Son derece üzücü.
“Nereye gidiyoruz?” noktasında, sorulacak sorunun cevabı nedir?
Sosyologlar incelemeli…
Toplum bilimciler incelemeli…
Sonra da gereği yapılmalı…
Geri kafalı değilim…

Bu konuda yapılacak eleştirileri de göğüslerim elbette ama…
Yitip giden hayatlara üzülüyorum…
Mutsuz yetişen yüzlerce çocuk var bu evliliklerin gerisinde…
Kimisi anaya hasret…
Kimisi babaya…
Ve bir gecede “evlenmeye” bir gecede de “boşanmaya” karar veren bizler, zararı önce çocuklarımıza veriyoruz…
Sonra da toplum olarak çekiyoruz.
Bunun “özgür” olmakla alakası yok…
“Birey” olmakla da alakası yok…
Tek alakası “yanlış karar vermek…”

Aşırı bencil olmak…
Her olayda önce kendini düşünmek…
Galiba, “anne- babalığımızı” bir kez daha sorgulama zamanı geldi..
“Ben çektim evlatlarım çekmesin” prensibinden o kadar çektik ki…
Başımızı iki elin arasına alma zamanıdır…