Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bizi ne güzel yönetiyorsunuz

Suyumuz yok dedik insanları ne zahmetlere soktuk.

Anamur’dan Kıbrıs’a su yolu yapıyorlar.
Tek bir sözümüze.
Bizim yüzümüzden, Anamur’da evleri baraj suyu altında kalan Akine, Ormancık, Sarıağaç ve Çaltıbükü köylülerine başka yerleşim alanları ayarlandı.
Aynısını bizimkilere yap, yer yerinden oynar…

Bizi imanlı mı buldular?
Da bu kadar zahmet?..

Bakan söyledi.
1974’ten sonra neredeyse üçüncü harekat gibi olacakmış bu iş!
Sanki birincisinin çok kıymeti biliniyormuş gibi…

Bak duydun mu?
TC Başbakanı çıktı, Menderes’i saydı, Özal’ı saydı, Erbakan’ı saydı, Ecevit’i saymadı.
Hangi 1974?
Haberin yok!
Bitti.
Sakın 1974 deme…

Her dönem bir hengame.
Ecevit döneminde İskandinavya ülkeleri gibi olacaktık.
Hayrandı bize Ecevit.
Demokratik kültürümüze.
Olamadık ama hayali bile güzeldi.
Karma ekonomi ile başlandı işe.
Kendine bir şey istemediği gibi, bizden de bir şey istemedi garibim…

Sonra geldi darbe yılları.
Bayrak.
Türk vesaire.
Fişleme fişleme üstüne.
Türk olmamızı istedi asker.
Yeterince Türk değildik.
Bayrağı, İstiklal Marşını sevmemizi istediler.
Yeterince bayrakçı, marşçı değildik.
Zaten savaşırken Mücahit’i Rum sandılar.
Sünnetini göreyim diyenler oldu.
Diklenenleri mimlediler.
Kara listeye aldılar.
Hayat hakkı tanımadılar.
Mesele Türklüğümüzdü.
Müslümanlığımıza karışmadılar…

Ansızın Özal geldi, işler tencere tavaya döndü.
Bavul ticaretinden ihya olduk.
Rahmetli gözümüzü açmamızı istedi.
Biz de açtık.
Rum’un mallarını bölüştük önce, sonra tapu verip sivrildik…

Az gittik uz gittik.
Erdoğan geldi.
Su iste, su.
Elektrik iste, elektrik.
Yonca kavşak iste.
Alt geçit, üst geçit iste.
Havaalanları iste, gökdelenler iste.
Sözü bile olmaz.
Bir gecede KTHY gider, Anadolu gelir.
Lakin bir mesele vardı.
Türklüğümüz değil Müslümanlığımız.
Türklüğümüzü sorgulamadılar.
İmanımızı eksik buldular…

Biri Türklüğümüzü, biri imanımızı…
Tam Türk nasıl olunur?
Ya tam Müslüman?..

Hatırla.
İngiliz de yaptı.
Bayrak yasaktı.
Diş biledik, yer yer vuruştuk.
Dayanamadı serbest bıraktı.
İlkler onlardandı ama.
Raylar döşediler, tren getirdiler.
Asfalt yollarla ördüler bütün Kıbrıs’ı.
Binalar yaptılar heybetli sarı taştan.
Posta yolları havadan karadan.
Telgraf, telefon, gramofon, radyo, televizyon, gazocağı falan…
Bisiklet, araba, uçak…
İstedikleri neydi?
Protestan olmak mı?
İstemediler.
İngiliz olmak mı?
İstemediler.
Gelen gelsin, kalan kalsın dediler.
Gayrısı sana…
Ne Türklüğümüze ne Müslümanlığımıza karıştılar. Karışamazdılar.
Çekip gittiler…

Komşu, Rum olmamızı istemedi. İsteyemezdi.
İngiliz, İngiliz olmamızı istemedi. İsteyemezdi.
Hem Türk’tük hem Müslüman onların gözünde…

Bizimkilerin gözünde ne Türk’üz ne Müslüman!

Su gelecek.
Anamur’da dört köy bizim yüzümüzden mağdur.
Bakan aya ilk çıkan bizmişiz gibi değerlendiriyor…

Zaten ekmeğini veriyor, maaşını veriyor.
Şimdi suyunu da verecek.
Ekmeğini ye, suyunu iç, parasını ceple.
Eh.
Cezanı da verir artık.
Külliyen…

Bizi ne güzel yönetiyorsunuz…

Keşke bir köşe başında telefon kulübesi olsaydık.
Ya da bir sokak çeşmesi.
Veya bir yatır.
Hiç bilemediniz bir ağaç.
Hatta bir gece lambası.
Hiç yoktan işe yarardık!..