Köşe Yazarları

Biz Neyiz?


Tozdan dağlar gördük artık kanıksadığımız.

Binlerce tonun altında kağıt gibi eriyen yollar.

Çakıl taşları dökülen  virajlarda patinaj yaptık.

Orman kokusunu ciğerlerimize dolduramadık.

Patlatılan kayaların kesif kokusuydu ortalığı kaplayan.

Güney yamaçlarında orman da kalmamıştı aslında.

Asırlık çam ağaçları nasıl da kurudular.

Kayaların rengine büründü tüm yeşil.

Can çekişenler, beyhude bir şekilde direnmeye çalışıyorlar.

“Yalancı bir bahar havası” tuzağına düştük.

İnsanlar vardı neşe içinde ateş yakmaya çalışıyorlardı.

Yerlere serdikleri kilimlerde oturup küçük ocaklarda çay demliyorlardı.

Çöpler vardı etrafta,  başı boş köpeklerin karıştırdığı.

Umursamaz bir hava kurşun gibi çöküyordu,  ne kuruyan asırlık çamlar ne çöpe bulanmış ormanlar.

Kuzey yamaçlarında sandal ağaçları çoktan teslim olmuşlardı.

İlk ölen sandallardı ve felaketin hem habercisi hem de kanıtıydılar.

Bir ülke yavaş yavaş ölüyordu ve ilk kurban verilen onlardı.

Gerisin geriye masmavi bir Akdeniz.

 

***

 

Tek tük turistler dolaşıyordu etrafta.

Kısa kollu tişörtleriyle umarsızdılar.

Harnıp ağaçlarının kuruyan alt dallarına aldırmadan yürüyüp geçiyorlardı.

Çay demlemiyorlar fakat şaraplarını yudumluyorlardı olup bitene aldırmadan.

Bu ülkenin keyfini çıkarıyorlardı kilim üzerinde oturup piknik yapanlar gibi.

Bize kahır ve dert düşüyordu sadece.

 

***

 

Ağaçlar ayakta öldü ve önce sandallar terk etti bizi.

Sonra asırlık çamlar bir gurur abidesine dönüştü.

Harnıplar, toprağa yakın dallarını feda etmeye başladılar.

Zeytinler, boynu bükük sıra bekliyorlar.

İnsanlar bu sahte cennetin tadını çıkarıyorlar.

Kimi demli çayını yudumluyor, kimi yıllanmış şarabından bir fırt çekiyor.

Peki biz?

Cehennem zebanileri miyiz cehenneme çevirdiğimiz bu cennet vatanda.

Biz neyiz?

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı