Mülk satışlarımız katlanarak artıyor. Alt yapısı yetersiz olan plansız kentleşme hepimizi endişelendiriyor. Plansız kentleşme aynı zamanda plansız nüfus değişimini de beraberinde getiriyor. Örneğin Girne’nin nüfus yapısında Kıbrıslıların azınlıkta kaldığını birçok yetkili makam ifade ediyor. Sadece nüfus yapısı bozulmammış, mülkiyet ve sermaye yapısı da bozulmuş ve yabancılaşmıştır.
Uzun yıllardan beri devam eden ekonomik çıkmaz, yüksek enflasyon , insanların fakirleşmesi ve bu durumun yarattığı bunalım ile Kıbrıs Meselesinin çözümsüzlüğü ve git-gel politikalardan dolayı çözümün nasıl olacağının insanlar tarafından kafa karışıklığı ile bilinmemesi insanların ellerinde bulundurdukları ganimet mülklerin satışına ve bu satıştan elde edilen yüksek miktarda sermayenin lüks arabalara ve gezilere harcanmasıyla eldeki ganimet sermaye yok oluyor. Yaratılan sermaye maalesef bir iktisadi varlığa gitmemekte, hem sermaye harcanmakta hem de mülksüzleşme olmaktadır.
Mülkiyet elbette önemlidir. Bazı siyasi arkadaşların dediği gibi ‘toprak ordadır alıp gidilemeyecek ya’ hayır mülk sizin olmadığı zaman o mülkü ancak bir savaş bir kötü durum karşısında tekrardan esas sahibine iade etmek koşuluyla devletleştirebilirsiniz. Bizim gibi uluslararası hukukun dışında kalmış henüz hukuken ateşkes durumunun olduğu bir ülkede hem mülkiyetsizleşme hem de yabancı nüfus ile yabancılaşma ciddi sorunlara yol açmakta ve de ilerleyen süreçte sorunların hukuki boyutuyla cebelleşme yaşayacağımız bir durum çıkacaktır karşımıza. Bu durum uluslararası hukukun emrettiği gibi bazı kıstaslarla yapılması mümkünken hiç dikkate almamakla, dünyada sanki kendi başımıza yalnız yaşıyormuşuz gibi bir durum yaratmış oluyoruz.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde nüfusun yabancılaşması ve sermayenin el değişmesi ile mülkiyetin el değişmesinden şikâyetçi olan halkın bir kısmı da maalesef şikayetten öteye geçemiyor ve hatta şikayeti bile bir gösteriş eylemi olarak ortaya koyuyorlar. Kuzey Kıbrıs’ta şu anda olan mülksüzleşmeden birçok kısım nemasını almakta ve yaşamını lüks bir şekilde sürdürmektedir. KKTC hükümeti de bu ticari ilişkiden kendi payına düşeni fazlasıyla almaya çalışmaktadır. Bundan dolayı da bütçeye giren gelir sonuçta hükümetin daha rahat istediği gibi harcama yapmasını sağlamaktadır.
Dolayısıyla bu durumdan yani mülklerin el değiştirmesinden hem bireyler memnun hem de hükümet edenler memnun.
Zaten bu mülkler Rum’un malı değil midir, ganimete devam…
































