Köşe Yazarları

BİZ NE GARİP KIBRISLILARIZ…


(O gün dünya değişti de biz anlamadık.

O gün yer küre yıkıldı da biz çok sonra gördük.)

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın davetlisiydik.

Teknoloji, bilgisayar, beyaz eşya ve bilumum şirketleri hükümranlığı vardı dünyada.

Onların temsilcisi Clinton yeni gitmiş, petrol ve silah tekellerinin temsilcisi jr Bush gelmiş ama onların hükümranlığı devam ediyordu hala.

Ürettiklerini tüketecek eğitimli, uzlaşmacı, munis insanlara (tüketicilere) ihtiyaçları vardı.

Tüm dünyada insana (tüketiciye) yatırım yapıyorlardı.

Ürettiklerini garantili satacak serbest piyasa düzenine ve kısıtlı da olsa demokratik kurallara ihtiyaçları vardı.

Tüm dünyada serbest piyasanın yerleşmesine ve göstermelik de olsa demokrasinin yer etmesine yatırım yaptılar.

Ta ki Clinton’un devamı Al Gore’un  kazandığı bir seçimi “garip” bir şekilde kaybetmesine kadar.

Jr Bush geldi ve yeni hükümran petrol ile silah tekelleri oldu.

Gerginlikten, çatışmadan, savaşlardan beslenen tekeller.

Eli silah tutacak kadar cahil, cennet için ölecek kadar “okumuş”, demokrasi-insan hakları hak getire biat edecek diktatörlerin makbul olduğu bir dünya.

***

Şebnem, Ferhat, Necdet ve ben.

İkiz kulelerin tepesine çıkmıştık bir ikindi vakti.

“47 saniyede sizi 305’inci kata ulaştıracak” diye böbürlenmişti asansörün başında bekleyen görevli.

Altımızda New York’un her güzel hali, bol bol fotoğraf çekmiştik.

Ve akşamki yemekte yapacağımız muzipliği konuşmuştuk.

Malum, Amerika devleti ve görevlileri her şeyi sizin adınıza düzenlerler ve her şeyi kontrol ederler de size sadece itiat etmek düşer ya.

“Akşam yemeğinde bunların sinirlerini bozalım” diye anlaşmış ve tabağı 135 dolar olan “köpek balığı yüzgeci çorbası” siparişi vermiştik.

ABD Dışişleri Bakanlığı memuru çok bozulmuştu bu siparişimize ve biz de kendi aramızda pek eğlenmiştik.

***

New York’tan geldiğimizin yaklaşık üç ay sonrasıydı.

Süleyman Ergüçlü Genel Yayın Yönetmenimizdi ben de Yazı İşleri Müdürüydüm.

Bilenler bilir Kıbrıs gazetesindeki geniş press room da haber toplantısı öncesi telaşı yaşıyorduk.

“Yarının manşeti ne olacak? Hangi haberleri birinci sayfaya koymalıyız” falan.

(Hala aynı telaşı yaşıyorum bu günlerde, Havadis’te ve epeyce mutluyum)

“Pervaneli küçük bir uçak İkiz Kulelere çarptı” diye bir haber geçmeye başlamıştı televizyonlar.

“Bunu manşet yapalım” dediğimde Süleyman Ergüçlü müstehzi bir şekilde gülmüştü.

Benim aklım New York’ta, İkiz Kulelerde idi hala.

O müstehzi gülüş yerini büyük bir paniğe dönüşecekti yarım saat sonra.

İkiz Kuleler yerle bir edilmişti ve 3 binden fazla insan ölmüştü.

ABD’nin güvenlik kalbi pentagon vurulmuştu.

Beyaz Saraya dalacak uçak son anda düşürülmüştü.

Cihatçı Müslümanların başlattığı küresel bir savaş başlamıştı.

***

Petrol ve silah tekellerinin temsilcisi jr Bush’un ekmeğine bal sürüldü.

Banasının yarım bıraktığı işi tamamlama fırsatı buldu.

Irak işgal edildi, 800 bin insan öldü, bir milyonu aşkın insan sakat kaldı.

Afganistan işgal edildi, yüz binler telef oldu.

Ve hala sürüyor savaş.

Suriye’de, Filistin’de, Yemen’de, Libya’da, Fas’ta, Cezayir’de…

Cephe sürekli olarak genişliyor.

***

Biz ne garip Kıbrıslılarız’

(O gün dünya değişti de biz anlamadık.

O gün yer küre yıkıldı da biz çok sonra gördük.)

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı