Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

BİZ HAZIRIZ

SİVİL TOPLUM DESTEĞE HAZIR: Sivil toplum örgütleri ve iş dünyası temsilcileri, Koenig’in açıklamalarında değindiği sivil toplumun aktif rol oynaması konusundaki fikirlerine katıldıklarını ifade etti. Örgütler, Kıbrıs’ta müzakerelerin çökme noktasından çıkarılarak yeniden canlanması için her türlü desteğe hazır olduklarını söyledi

SENDİKALAR KARARLI: Sendikalar müzakerelerin canlanması için iki toplumlu bir oluşum ile liderlere baskı yapılması konusunda çalışma başlattıklarını belirtti. Sendikalar sadece Kuzey’den gelecek baskının işe yaramayacağını Güney’deki sivil toplum örgütlerinin de liderliklerine baskı yapması gerektiğini belirtti

İŞ BİRLİĞİ OLUMSUZ HAVAYI DAĞITIR: İş dünyası temsilcileri ise çözüm sürecinde mevcut siyasi iklim içerisinde sivil toplumların birbirleriyle muhtelif iş birliği projelerinde yer almalarının adada hakim olan olumsuz iklimi iyileştireceğinden bahsetti. KKTO Başkanı Toros, projelerin müstakbel ortak bir Kıbrıs’ın toplumlarıyla ilgili farkındalık ortaya çıkaracağını da kaydetti

Bertuğ TOPAL
Amerika Birleşik Devletleri Kıbrıs Büyükelçisi John M. Koenig’in sivil toplum ve iş dünyasının müzakerelerin sıkıntılı gittiği dönemde aktif rol alması gerektiğini belirttiği açıklamasına iş dünyası ve sivil toplum örgütlerinden açıklamalar geldi.
Sendikalar, masanın çöktüğü buy dönemde sivil toplum örgütlerine düşen sorumluluğun da arttığını belirterek, sadece Kuzey’de değil Güney’de de liderliklere yapılacak baskının artması gerektiğini ifade etti.
Sendika temsilcileri ve iş dünyası temsilcileri ABD Kıbrıs Büyükelçisi Koenig’in açıklamalarını Havadis’e yorumladı.
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Genel Sekreteri Şener Elcil, liderliklere yapılacak baskının daha da artması gerektiğini ifade ederken Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası Başkanı Ahmet Kaptan, hem Kuzey’deki hem de Güney’deki sendikalarla toplantılar yaptıklarını ve müzakere süreci için ellerinden geleni yapacaklarını belirtti.
Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Genel Koordinatörü Hürrem Tulga 2000’li yıllardaki mücadelenin yeniden canlanması gerektiğini kaydetti. Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros ise iki toplumlu işbirliği projelerini artmasının siyasi iradeye de yansıyacağını ifade ederek müzakerelerin yeniden başlamasına katkı sağlayabileceğini vurguladı. Mağusa İnisiyatifi aktivisti Okan Dağlı konuyla ilgili yaptığı açıklamada iki liderin isteksizliğinin uluslararası toplum tarafından tespit edildiğini ifade ederek, iki taraf liderliğinin de masaya gel veya masadan nasıl ötekini kaçırırım itiş kakışı içerisinde olduğunu belirtti.

***
Elcil: Yeterince baskı yapılmıyor

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Genel Sekreteri Şener Elcil, siyasi iradeye sivil toplum örgütünün yeterince baskı yapmadığını kaydederek Kuzey Kıbrıs’ta sivil toplum örgütlerinin küçük sorunların derdine düştüğünü belirtti. Kıbrıs’taki esas sorun olan Kıbrıs sorunuyla ilgilenen örgüt kalmadığını ifade eden Elcil, STÖ’lerin yanı sıra siyasilerin de gündeminde de sorunun olmadığını kaydetti 

“Türkiye kendi çıkarlarına uygun hareket ediyor”
Elcil, Türkiye’nin gündeminde de Kıbrıs sorununun çözülmesine ilişkin bir adım olmadığını belirterek “Türkiye kendi çıkarlarını korumaya çalışıyor. Çözüme dönük olarak açılım sağlayacağını düşünmüyorum. Kendi çıkarlarını ön planda tutuyor. Sivil toplum örgütlerinin çözüm istençlerini ortaya koymalar sadece eylemlerle olmaz. Bireysel bazda insanların bir araya gelmesi önemlidir. Zemininin hazırlanması gerek. ABD’liler geçtiğimiz yıl bir çalışma başlattı siyasi parti ve STÖ’leri bir araya getirmişti. O çalışma da durdu. Güney’deki örgütler de bu kalıbı kıramadı” dedi.

***
Kaptan: Sendikalar olarak baskı yaratacağız

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası Başkanı Ahmet Kaptan ise sendikal kurumların bir arada olduğunu ifade ederek gerek güneydeki sendikalar gerekse kuzeydeki sendikaların bir araya gelerek müzakerelere yeniden dönülmesi için baskı yağacağını ifade etti.  Kaptan, “Barış sürecine katkı koymak adına hareket ediyoruz. Kıbrıs’ta barış ve çözümü engelleyen egemen güçler ön planda.
Kıbrıs Türk ve Rum liderliği buna teslim olmuş durumda. Eroğlu çözümü engellemek için her şeyi yapıyor. Biz Kıbrıs’ta çözüm ve barış için çabalamaya devam edeceğiz. Kıbrıs’ta durumun düzelmesi barış dışında bir başka ön görü ile hallolamaz” diye konuştu.

***
Özkardaş: Biz liderlere baskıyı sağlıyoruz

Kamu-Sen Başkanı Mehmet Özkardaş ise barışın sadece sivil toplum örgütleri, Türk tarafı veya Güneyin elinde olmadığını ifade etti. Sadece sivil toplum örgütlerinin değil AB ve ABD’nin de barış için baskı yapması gerektiğini belirten Özkardaş, “Bir şey yapmadıkları gibi çözümsüzlüğü de tetikliyorlar. Zaten KKTC’de biz sivil toplum örgütleri yeteri kadar tetikliyoruz. Bundan sonra da tetiklemeye devam edeceğiz. Biz 11 Şubat metninin arkasındayız. STÖ’lerimiz bunu dile getiriyor. TC’nin gemilerini seyretmesini bahane ederek al ver sürecinin başlayacağı zamanda masayı terk eden Güney’dir. Al-verden kaçmak için bahane ediyorlar. ABD, BM ve AB önce görevini yapsın. Biz zaten teşvik ediyoruz. Biz kendi liderlerimizi de eleştiriyoruz. Güney’deki sivil toplum örgütlerinin kiliseyi ve liderlerini eleştirecek güçleri de yok” şeklinde konuştu.

***
Çıralı: Koenig Güney’i kast etti

Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Ali Çıralı Koenig’in Kuzey’deki sivil toplum örgütlerini değil Güney’deki STÖ’leri kast ettiğini kaydederek Kuzey’deki STÖ’lerden barış yönünde uzlaşı için baskının hali hazırda var olduğunu ifade etti. Çıralı, “Bütün STÖ’ler görüşmelerden yanadır. İki toplumlu bir çözümden yanadır. Baskı yapılıyor, basın yoluyla da bu baskı hissettiriliyor. Güney’den bahsetmiş olabilir büyükelçi. Çünkü onlarda bu baskı yok. Masanın çökmüş olması bizim elimizde olan bir şey değil. Türkiye’nin doğal gaz konusunda yaptığı hareket nedeniyle Güney mazeret olarak bunu ortaya attı. Anlaşma niyeti olsa terk etmezlerdi. Sorunlar varsa görüşme masasında görüşülür ve diyalog yoluyla çözüm bulunur” diye konuştu.

***
Tulga: 2000 havası yeniden canlanmalı

Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Genel Koordinatörü Hürrem Tulga ise özellikle doğal gazın süreci tetiklenmesi ile müzakere masasının berhava olduğunu kaydederek masanın müzakere masasından çok hidrokarbon yataklarının çözümü masasına çevrildiğini belirtti.  Tüm bu gelişmelerden dolayı Kıbrıs Türk toplumunun devre dışı kaldığını da kaydeden Tulga, “Korktuğumuz bir şeydi. Hidrokarbon yataklarına bağlı olarak her yerde olduğu gibi uluslararası güçlerin ilgili daha da artmakla birlikte maalesef bu Kıbrıs sorununu üzerinde yaşanmıyor. Bunu çözecek olan kilit veya dinamik toplumdur. Gerçekten çok güçlü bir iradeye yeniden ihtiyaç var. 2000 yılında yaşanan halk baskısı gerekir şu zamanlarda da. Son zamanlarda iki devletli yapının sık sık dile gelmesi boşuna değildir. İçeride seslendiriliyordu. Ama dışarıda da seslendirilmeye başladı. Bu da bize çözümün arzulanır ve sürdürülebilir noktada olabilmesi için bizim de artık aktör olmamız gerektiğini gösteriyor” dedi.

***
Toros: iki toplumlu projeler havayı ısıtır

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros çözüm sürecinde mevcut siyasi iklim içerisinde sivil toplumların birbirleriyle muhtelif iş birliği projelerinde yer almalarının adada hakim olan olumsuz iklimi iyileştireceğinden bahsetti.  Toros, bu projelerin toplumların müstakbel ortak bir Kıbrıs’ın toplumlarıyla ilgili farkındalık ortaya çıkaracağını belirtti. “KTTO bu yönde Rum ve Ticaret ve Sanayi Odası ile birlikte bir süreden beridir muhtelif işbirliği projeleri gerçekleştiriyor. Bunlar gibi sosyal kültürel sportif alanlarında diğer STÖ’lerin de işbirliği projelerini geliştirmesi adadaki iklimi ısıtacak” diye konuşan Toros,  müstakbel ortaklardan doğacak sinerjinin kazanımları ile ilgili farkındalık oluşturmanın önemine vurgu yaptı. Toros, bu gelişmelerin siyasi müzakerelere iyi bir yansıma sağlayacağını da kaydederek Koenig’in demecinde taşıdığı mesajın bu olduğunu belirtti.

***
Dağlı: Uluslararası toplumun çağrısı doğru

Mağusa İnisiyatifi aktivisti Okan Dağlı konuyla ilgili yaptığı açıklamada iki liderin isteksizliğinin uluslararası toplum tarafından tespit edildiğini ifade ederek, iki taraf liderliğinin de masaya gel veya masadan nasıl ötekini kaçırırım itiş kakışı içerisinde olduğunu belirtti. Dağlı, bu isteksizlik dururken sivil toplumun daha aktif olmasının bir realite olduğunu kaydetti. Dağlı, “Sivil toplum örgütleri de bu arada isteksiz. 10 yıl öncesini hatırlıyoruz. Annan sürecinde sivil toplumun nasıl aktif olduğunu ve siyasi liderliğin önüne geçtiğini hatırlıyoruz. Liderlerin isteksizliğinin önüne geçtiğini görmüştük. Uluslararası toplumun da sivil topluma çağrı yapmasını doğru buluyorum. Biz onlara fırsat vermeden sokağa inmemiz gerekiyordu. Fakat Kıbrıs’ta sivil toplum da içe döndü. Seçimler bu süreci erteliyor. Sendikalar hak ve menfaatlerini geliştirme içerisinde bu konudan uzak durdu” diye konuştu.