
Türkay ÖYKEN
16 Nisan Dünya Biyologlar Gününü geride bırakırken içinde yaşadığımız bu adaya karşı sorumluluklarımızın olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Avrupa, Türkiye ve ülkemizde bulunan birçok üniversite için çocuklarınızın sınav telaşı belki de çoktan başlamış durumda. Birçoğu Doktor, Eczacı, Öğretmen… gibi birçok saygın meslek için sınavlarda ve hayatları boyunca ter dökecekler. Onca azmin sonunda bu yerlere geldiklerini düşünelim… Çok yoğun bir iş temposuna sahip bir kişiyi ele alalım… Hafta içi tüm gün çalışıyor bu yüzden ailesi ile gezip kafasını dağıtmak için geriye tek bir hafta sonu kalıyor. Çocuklarını alıp bir deniz kenarında oturup balık yemek, bir parkta dolaşmak ve ya bisiklet sürmek en doğal hakkı. Bunu yapabilmesi için doktor olması, çocuk sahibi olması veya yüksek tahsil alması yetmiyor maalesef. Yaş ve statü fark etmeden bu hakkımızdan faydalanabilmemiz için Biyolojik Zenginliğimizin bilincinde olup onları korumaya çalışmalıyız. Bu herkesin hakkı. Her şeyin başında ÇEVRE geliyor. Sevdiklerimiz ile bu güzel Adamızda ‘temiz düşün’ebilmemiz için çevremize saygı gösterip temiz tutmayı bir görev olarak görmek yerine alışkanlık haline dönüştürmek şart. Çevre bilinci başta çocuklar olmak üzere insana erken yaşlarda verilmesi gereken bir konu aslında. Belki de büyüklerimiz bizlere bunu vermeyi unutmuş…
Biyolojik çeşitlilik kapsam olarak biyosferde yaşayan farklı âlemlerdeki canlıları; bu canlıların sahip olduğu DNA çeşitliliğinden kaynaklı farklı genleri ve bu canlıların yaşadıkları karasal ve sulak alan gibi farklı ekosistemleri içermektedir. Kıbrıs Adası Sicilya ve Sardinya adalarından sonra Akdeniz’deki üçüncü büyük adadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gerek konumu gerekse yapısı itibariyle eşsiz doğal güzelliklere sahip. Bundan dolayı barındırdığı gerek sucul gerekse de karasal canlılar bakımından oldukça ilgi çekici bir özelliğe sahiptir.
Kuzey Kıbrıs’ta toplam on adet özel çevre koruma bölgesi bulunmaktadır. Bu bölgeler KKTC’nin önemli biyoçeşitlilik bölgelerini oluşturmakta. Literatürde yapılan çalışmalar kapsamında KKTC’de karasal tür biyoçeşitliliği; 1287 tür bitki, 21 uğur böceği, 26 kelebek, 8 peygamberdevesi, 170 balık, 3 kuyruksuz kurbağa, 22 sürüngen, 394 kuş ve 39 memeli türüyle temsil edilmektedir. Kuzey Kıbrıs’ta denizel türlerden, Caretta caretta (Sini Kaplumbağası) ve Chelonia mydas (Yeşil Kaplumbağa) kaplumbağalarının oldukça önemli yumurtlama alanları bulunmaktadır. Kuzey Kıbrıs iç sularında biyoçeşitlilikle ilgili yapılan çalışmalar oldukça sınırlı.
Avtepe Köy sınırları içerisinde yer alan doğal zenginlikleri ve içerisinde barındırdığı endemik bitkiler nedeni ile ülkemiz açısından korunması gereken alanlardan biri. Avtepe Köyü endemik olan halk arasında bilinen Medoş Lalesi ile birçok orkide türünü barındırmaktadır. Akdeniz Bölgesinde endemik orkide ve endemik lale popüler türler arasındadır. Ayrıca KKTC genelinde Kıbrıs su kurbağası ve Çizgili kaplumbağa türleri de mevcuttur.
Kuzey Kıbrıs politik ambargolar nedeniyle Avrupa Birliği tarafından resmi olarak tanınmamaktadır. Bu nedenle Avrupa Birliği Kuzey Kıbrıs’taki önemli biyolojik çeşitlilik alanlarını doğrudan Natura 2000 ağına dahil edememiştir. Bu eksikliği gidermek ve politik engellere takılmadan KKTC’de bulunan tüm önemli biyolojik çeşitlilik alanlarını da Natura 2000 ağına dahil edebilmek amacıyla 2008 yılında AB’nin finanse ettiği KKTC’de Potansiyel Natura 2000 (AB sınırları içinde belirlenmiş doğal çevre koruma ağı) Alanlarının Tespit Edilmesi Projesi gerçekleştirilmiştir. Bu konuda Çevre Dairesi’ne teşekkür etmeden geçemeyeceğim. KKTC’de Çevre Koruma Dairesi kontrolünde gerçekleştirilen bu proje kapsamında; Alagadi, Tatlısu, Akdeniz, Karpaz, Güney Karpaz, Girne Dağları ve Mağusa Sulak Alanları Potansiyel Natura Alanı olarak çalışılmıştır. Proje tamamlandıktan sonra Girne Dağları Potansiyel Natura Alanı hariç diğer tüm bölgeler KKTC Çevre Koruma Dairesi tarafından çevre koruma bölgesi olarak ilan edilmiştir. Girne Dağları Potansiyel Natura Alanı’nın halen özel çevre koruma bölgesi ilan edilmemesindeki en önemli etken olarak taş ocakçılığı gösterilmektedir. Taş Ocakları ise ayrı bir dava! Kuzey Kıbrıs’ın eşsiz bir dağ ekosistemi olan Girne Dağları sahip olduğu biyoçeşitlilik açısından oldukça önemli.
Adanın eşsiz güzelliklerini yazmaya devam edecek olsam sanırım satırlar yetmez. Unutmamız gereken şu ki bu güzellikler bizlere bırakılan bir miras değil bir emanettir!
Uzman Biyolog Türkay ÖYKEN
































