Bitmeyen sorundur işsizlik!

23 Eylül 2018 Pazar | 11:05
Eşref Çetinel

Hiç yakamızdan düşmedi! Üstelik “tekil” ifadesiyle anlamlaştırılması da mümkün olmadı! Karşımıza hangi “manşetle” çıkmışsa, alt tarafı  hep sorunlar sıradağları gibi dolduruldu!

Asırlardır indiremedi kimseler oturduğu tahtından. Devletler yıktı- devler gibi devletler yarattı! Kimi insanı şah etti kimini şahmaran!.. İşte bu “işle-işsizliği” ilk kez rahmetlik pederimden dolayı tanıdım.. 1945’ler sonrasıydı.. Mağusa limanının kara asvaltlı rıhtımına dayandı mıydı vapurlar, Rum’una Türk’üne yetecek “iş” olurdu..

Fakat ne her zaman  yeterince gemiler olurdu yüklemek  yada indirmek için yüklerini   dolayısıyla ne de iş!

İşte babam işlemediğinde paramızın da olmayacağını, paramız yoksa yiyecek ihtiyacımızı bile karşılayamayacağımızı o çocukluk yıllarımda öğrendimdi! Ve işin önemini de tabi…

Mesela 1954’lerde başlayan Eoka hareketinin olumsuz etkileri nedeniyle baş gösteren “işsizlik” nedeniyle insanlar büyük oranda ve küme küme  İngiltere ile Avustralya’ya “göç” ederlerdi.

İşte o zaman anladıydım  “işsizliğin” insanları göçe zorladığını..

İlkokuldan geçerken  ortaokula, oradan liseli olurken, yaz tatillerinde ben  de babam gibi “iş” peşinde koşardım, tüm diğer arkadaşlarımın koştukları gibi..

İşte o zaman anladımdı: Çalışmanın yaşla ilgisi olmadığını!                                       Nitekim biz “talebeler” o zaman “hammal” dediğimiz   “liman ameleleri” ile yan yana çalışır, işlerdik yani! Hem kendimize hem ailemize parasal katkılarımız olurdu..

İşte o zaman anladım çalışmanın, ter döküp kazanmanın ne kadar kutsal iş oluğunu..                                                                 O kadar büyüktü ki emeğimizin karşılığı  olan o üç beş kuruş, verdiği o büyük   hazzı, bulamazdık sevgililerimizde bile!

******

 

FAKAT: Bu ada insanı için işsizlik bir kederli  kaderdi! Ne tarım kesimindeki köylü çiftçi hayvancı memnundu “işinden,” ne dükkânındaki esnaf zanaatkâr!                             Ne dairedeki memur memnundu hayatından ne öğretmen hatta doktor avukat!

İşte o zaman anladım: “İş yoksa para da olmaz. Paranın olmadığı, piyasada yeterince dönmediği, yeni yatırımlara kapı açmadığı  yerde, yaşamak her zaman meşakkatlidir.  Ve insanlar her zaman mutsuz!

Bunları görerek, yaşayarak, büyüyüp serpilirken.. Okuyup adam olmak telaşına düştüktü!  Biraz da  babalarımızla analarımız istedikleri için!                                                     Çünkü daha usumuz ya gelişmiş ya gelişecekti..  Bir makkapla deler gibi beynimizi, henüz anlamıyla ifadesini bilmediğimiz     “oku adam ol” lafını soktulardı içine!

İşte o zaman bildik:  “Okumadan adam olamayacaktık ya babamız gibi limana düşecektik ya bir dükkânın dört duvarı arasında müşteri bekleyecektik! Ya tarlada ya ağılda olacaktık belki de!

O zaman idrak ettik ki “okumadan adam olunmaz!”

*****

SONRA büyüdük. Büyüdük ama anladık ki “adam olmak” başka bir şeymiş! Nitekim evlenmek istediğimizde “okumakla adamlığın” değil,  bir evlilik müessesini nasıl çekip çevireceğimizin gailesine düştüktü. Çünkü adamlık olsa da “iş” yoktu! İş yoksa para da olmazdı. Bu nedenle yıllar yılı “iş” kovaladık..   İşte o zaman bir daha anladık ama, “iş gibisi yoktur insan için!”

*****

İŞ güç sahibi olduk, evlendik..  Çocuk sahibi olduk.. Hatta çocuklarımız da büyüdü.. Onlar da iş sahibi oldular,   evlendiler..

Anladık ki hayatın her basamağında  “iş” gailesi vardır! Sizin “işi,” “işin” sizi kovalaması bir alınyazısıdır hem tüm dünya insanlarını da kapsayan kuralıyla! Öyle bir  toplumsal devinimdir ki “iş,” önce paradır sonra aş!

İşte o zaman çok önemli olduğunu da anladık “işin!”

Ve anladık ki “devri deveran ederken, eğer  koyarsanız “işin” arasına  androşu, devletler de yıkılır, savaşlar da patlar..

                *****                          

KKTC işsizliği dedelerinden babalarından beridir iyi tanır..                                                Devlet olduk ya bu nedenle daha iyi  tanıdık..

Seçim vaatlerinden, popülizmden, “iş, aş, para” diye başlayan “düzenden” dolayı tanıdık!

Üniversite mezunu olmanın “iş sahibi” olunacağı  anlamına gelmediğinden tanıdık!

“İşe göre, liyakata göre değil; “insana göre iş” politikası güdülmesi  nedeniyle tanıdık!

İktidardaki partiden yana değilse, iş sahibi olunamayacağından dolayı tanıdık…

******

ARTIK çok iyi biliyoruz “iş” nedir “işsizlik” nedir?  Biri aş para yaşam hakkı ise “işsizlik” avaracılıktır!

Avaracılık boşa geçen zamanlardır!  Harcanan hayatlar, harcanan vatandır! Vukuattır, kumardır, esrardır..

Dahası hasta, küskün, kötümser, hüzünlü, gözyaşlı ruhlardır!

Dillerde okunan belâ ile lanet, yüreklerdeki hastalıktır! KKTC’nin yarasıdır… Ve şu sıralarda yine aldı başını giderken, yine hayatları karartmakta yuvalar yıkmaktadır.. Tanrı beterinden saklaya..