Şampiyonlar Ligi’nin son şampiyonu Real’in teknik patronu İtalyan Carlo Ancelotti’nin basit bir felsefesi var(mış); “Her oyuncuyu anlamak bire bir dinlemek, gözlemek ve de anlamak lâzım. Futbolda bir fikriniz olabilir. Bu fikri gerçeğe dönüştürmenin tek yolu onu diğer insanlara açıklamak ve benimsetmek; Bunun için teknik insanlarla sporcular arasındaki ilşkinin kusursuz olması gerekir. Bu süreçte koşulsuz sadakat gelişir” demişti üç kupalı lider yönetici. Hoca haklı! İşin içerisinde sadakat oldu mu takımdaşlık çerçevesinde ‘içimizden biri’ rolü hemen aktifleşir. Bu saatten sonra da ‘merkezdeki lider’ ön plana çıkar. Lider ile yönetici arasındaki en büyük fark; yönetici grubun her zaman arkasında yer alır. Konu uzmanı değildir. Lider ise her zaman grubun önünde yer alır ve konu uzmanıdır. E lider-yönetici nerde durur? Lider-yönetici her zaman grubun üzerinde yer alır. İşte, bu süreçte de merkezdeki lider rolü hemen tetiklenir. Burada beş temel düşünce yapısı yer alır; Merkezdeki rolünüzün tadını çıkarın: İlgi odağında olmak zordur ama bir ayrıcalıktır. Lider rüzgârdan yakınmaz. Rüzgârın dinmesini de beklemez. Lider rüzgâra yelken açar… Önceliklerinizi doğru belirleyin: Hedefte öncelik seçimi yapın. Hem fabrikatör, hem darbukatör olunmaz. Tüm enerjinizi takıma odaklayın. Mâlum, NLP’ye göre ilgi nerdeyse enerji ordadır. Sporcuyu merkeze oturtup sadece onunla ilgilenin… Ortak bir misyon ve vizyonda etkin iletişim kurun: Misyon demek; görev demek. Vizyon ise; ufuk demek. İletişim mi? O da anlamların ortak paylaşımı demek. İşte bu süreçte teknik insan ve de sporcuların aynı gemide oldukları sıkı sıkıya benimsetilmelidir. Sonuçta ortaya konan ‘büyük resim’de yer almak isteyenlerle, almak istemeyen hemen ayırdedilmelidir. Sonuçta bu doğada eşitlik adalet değildir. Takımdaşlık sinerjisine sahip olan spoırcularla inatla ve de inançla yürünmelidir… Takımınıza ve de kendinize yatırım yapın: Orta ve de uzun vadede yaşayabilirlik veya sürer durumluluk yatırımdan geçer. Sürdürülebilir performansın temelinde ise ‘bilgi’ yer alır. Merkezdeki insanın bilgisine yatırım şarttır. Bu sayede ondan maksimum düzeyde performans alabilirsiniz. Tabii onun kişilik haklarına da saygılı olmak zorondasınız. Sevgisizlik mi? Kaybetmeye mâhkum bir takım vûkû bulur… Bireylere odaklanın: Takımdaki her bireyin inanç sistemi, yaşam biçimi veya değer yargıları birbirinden farklıdır. Sonuç itibarıyle insanlarla bire bir ilgilenmek içöin önce onları aktif bir biçimde gözlerinizle dinleyin. İyice algılayıp; problemleri, problemlerin nedenlerini ve de çözüm yollarını birlite tespit edin… Yukardakileri uygulama sürecinde ise bi’sanat şart oldu. Ne mi? Tabii ki de Bire Bir Sanatı! İnsanı yönetmek dünyanın en zor işi. Onu ileriye sevketmek ve de tüm bireysel istek, olumsuz arzu, hırs veya komplekslerinden uzak tutup, tek bi’takım hedefine yönlendirmek mümkün. E bur’da da toplamda en tepede üç adet erdem var; ‘bilgelik, adalet ve de sevgi’ olmazsa olmazdır. Nokta…


























