Ve 2023 yılının son günlerini yaşamaktayız. Yılları, sayısal değişikliklere bile uyum sağlamadan karşılıyor ve uğurluyoruz.
İşte bir Aralık ayı daha geldi. Kış mevsiminin yüzümüze bir tokat gibi vurduğu Aralık kalmışlık hissi ile. Hayatla aramızdaki Aralık ayı eskittiğimiz, yenildiğimiz, yenilenemediğimiz bir borç defteri olup kafasını uzatıyor yaşamlarımıza.
Aralık ayı bir Araf. Eski ile yeni arasına hapsolmuş bir ruhun durduğu kapıda arada kalmışlık hissi. Eli yok, tokmağı yok, penceresi yok bir kapının anahtarsız, kilitsiz bir boşlukta vurması gibi.
Üşüten, çok üşüten ve hiç geçmeyen bir soğuğun iliklerine işleten aralığı. Birazdan şömineler yakılacak, odun sobalarına odunlar atılacak, kaloriferler çalıştırılacak. Atkılar işlenecek, patikler giyilecek, çaylar, kahveler servis edilecek. Birazdan aralık kapının ardındaki yaşamlarda baddaniye ile örtülecek ezbere sözler, alışkanlıklar. Boyut değiştirecek hayaller ve şiirler. Birazdan soğuyacak, çok soğuyacak şarkılarda nakaratlar ve aksine sofralarda çorbalar ısıtılacak. Isıtılıp, ısıtılıp ortaya konacak sözler, cümleler ve sevişmeler.
Birazdan kış gelecek güneşe aşık insanların memleketine. Deniz köpürecek, beyaz bir öfke kaplayacak Akdeniz’in kıyılarını. Mavi dinginlik, yerini koyu renk bir derinliğe bırakacak. Güneşin en güzel doğduğu ülkede parsel parsel satılmaya devam edecek topraklar, Kesilecek ağaçlar ve devasa beton yığınlarıyla biraz daha çirkinleşecek dünya. Girdiğimiz yollar biraz daha kazılacak, biz düş çukurlarına düşüp düşüp yol alacağız sokaklarda. 2024 yılını önü modern, arkası bataklık olmuş bir yurdun ganimet alışkanlıklarıyla kutlayacağız. Biraz daha çoğalacak sokaklarda eğreti kimlikler. Deniz daha bir vuracak kıyılara, biraz öfkeli bir aşkla beyaz dantelli bir denizkızını saklayacak. Yükseltecek sularını, bir şampanya patlatır gibi köpüklerini saçacak etrafa. Kıyılarda soğuk, yüzüne yüzüne vuracak insanların ve ancak rüzgarında ruhunu arayanlar dokunacak kumlarına.
Kuşlarımı koymak için
Bir gök resmi bulamadım
der Hilmi Yavuz.
İçimin kuşları göçe alışmış, içimin kuşları sessiz, yalnız
içimde bir kuş sürüsü kışa direngen.
Birazdan süslenecek sokaklar, yanacak ışıklar, gülümseyecek Noel Babalar. Yıldızlar asılacak ağaçlara, lağımlı yollarda. Sonbaharın hakkını vermeden şarkılar çalınacak sobalı sıcak arabalarda. Param parça yollardan geçen insanlar, bir kışı daha yaşarken, bildik yaşamlarının garantisinde, bildik alışkanlıklarının emniyetiyle geçip gidecekler ömürlerinin içinden, Bir kış daha geçecek ve bir kış daha birikecek rüyalarında. Gerçeğe bir tutam düş katamadan, bir kış daha gelecek ve insanlar geçecek aynı ve benzer yüzleriyle.
Birazdan yağmur başlayacak ve yağacak çamurlar sokaklara.Portakal kokulu tabaklar konacak sehpalara ve elma dilimleri eşlik edecek yağmurlara. Marka marka çaylar, poşet poşet yalnızlıklar demlenecek çaydanlıklarda. Bir kuru soğuk gelecek ki birazdan, eller çay bardaklarında arayacak tensel bir dokunuşun sıcaklığını. Güvende ve emniyette yaşamların arasında erken saatlere alınacak kanepede uykular…
Uzun kış gecelerinde bildik, tanıdık günlerin alışkanlıklar ve tüm eskimişlikleriyle yeni bir yılı karşılamaya hazırlanacak Kıbrıslılar…
































