Köşe Yazarları

Biraz Lefkoşa olalım







Sen beyaz çoraplarını, kolalı beyaz yakanı, belinden büzgülü siyah önlüğünü giy,




Uyarsa saçlarını geriye topla, okul çantana fazla kitap doldurma.



Ben kurşuni pantolonumu, lacivert ceketimi giyeyim; bir elimde şemsiye, barbetlerim hafif uzun, saçlarım enseme kadar.

Mevsim sonbahar; ilk yağmurlar düşerken,

Sen bir kaldırımdan ben bir kaldırımdan okula giderken,

Biraz Lefkoşa olalım…

Ortalık dibelik tenha, tek tük insanlar var sokaklarda;

Yanına Münevver’i de al istersen yalnız olma,

Sen İdadi’den gel ben Turan Sokak’tan,

Yazdığın mektubu iyice sakla,

Kuru Çeşme’de buluşurken,

Biraz Lefkoşa olalım…

Çocuk Bahçesi’nin fıskiyeleri yine aksın, damlacıkları vursun yüzümüze,

Seni tahta kanepelerde bekleyim.

Fındık fıstık yer pasatempo çıtlatırız, ama yerlere atmayız, dizlerimiz yan yana efkalipto ve biber ağaçlarının altında.

Hava serin, deniz mutedil dalgalı lakin bize uzak,

Sinema afişleri yenilenmiş olsun; tavus kuşu ara sıra ötmüş olsun.

O sıra hiçbir şey düşünmeyelim gören duyan bile olsa,

Ne okul, ne ders, ne imtihan, ne mücahitlik, ne nöbet, ne kurşun ve tüfek,

Biraz Lefkoşa olalım…

Bir yaz akşamı sinemaya gidelim en güzel elbiselerimizle,

Rüzgar tembel tembel eserken,

Ve fıstıkçı, sandviççi, darıcı kaldırımlarda yerlerini almışken,

Sokaklar kalabalık, Londra Pastanesi tıklım tıklım,

Anibal’da mangal, Enver’in kahvehanesinde nargile dumanları,

Bahçelerde fullar, feslikanlar ve yaseminler,

Halk Sinemasında biletler çoktan tükenmiş,

Sen locada otur ben aşağıda; ara sıra bakışalım;

Fakir kızla zengin oğlanın hikayesini görelim; yönetmen Memduh Ün, sonu kavuşuklu biterken,

Biraz Lefkoşa olalım…

Ben bisikletçide bisikletin lastiklerine hava basarken,

Muhtemel sen aynalı dolabın karşısında saçlarını taramakta olursun.

Günlerden cuma çarşı pazar kalabalık ki yüzlerce yıl bu böyle sürüp gitmiştir; o yüzlerce yılın devamayız aslında; oralarda kim ayak sürümüşse sıra bizde.

Güneş batıya meyledip uzaklaştığında ve herkes gölgesine bastığında, Arasta’dan yürüyüp, bir yanımızda Çıraklı bir yanımızda helvacı, tam oradan Bandabuliya’ya uzanalım.

Biraz Lefkoşa olalım…

Mevsim kış,

Birinci dersten sonra izin alıp okuldan kaçalım,

İzin alamazsak da kaçalım,

Çiseleyen yağmur yüzümüzü ıslatsın,

Sen hisarüstünden gel ben hisaraltından.

Resa’ya geldiğimizde ikinci kata çıkalım,

Radyoda “Resimdeki Gözyaşları” çalsın.

Anlamadığım matematik konularını anlatırsın, bir de geleceğe dair güzel düşleri.

Biraz değil, çok fazla Lefkoşa olalım…

 









Başa dön tuşu