Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BİR YAZ SABAHINDA ÇIRILÇIPLAK LEFKOŞA

Sabahın ilk ışıkları Lefkoşa’nın surlariçini bir hırsız feneri gibi aydınlattığında, ilk kuş sesleri de işitilmiş olurdu.

Efkaliptolar gerinirken, dar sokaklar, üzerindeki karanlık yorganı atmaya hazırlanırdı.

O vakitlerde sabah vardiyasına çıkacak sokak esnafları kuşlara eşlik eder gibiydiler.

Sadece efkaliptolar gerinmez, nizamiye nöbeti tutan mücahitler de gerinip yeni bir sabaha gözlerini ovuştururlardı.

Yeni bir sabaha göz ovuşturmak her şeyin yeniden başlayacağı anlamında değildi; günler birbirinin aynısıydı ve gün  ağarıp ortalık tamamen aydınlandığında aynı bildik insanlar, aynı sokaklara çıkacaklar ve her gün yaptıkları iş neyse aynısını yapacaklardı.

Vaziyet tamamen böyleydi; bundan ötesi yoktu…

Ama diyeceğim, böyle serin yaz sabahlarını yaşamak bir dinginlik, bir huzur verirdi insana, bütün didinme ve tepişmelerden uzak.

Yapraklarla birlikte irkilmek, kuşlarla birlikte mırıldanmak, sokaklara çıkan tek tük seyyar satıcılarla birlikte telaşlanıp gelene geçene “günaydın” demek, uyarsa kara bir fırından sıcak bir ekmek almak, kapılarını yeni açmış bir kahvehanede ilk kahveyi yudumlayıp sabah serininde bir tütün içmek, o sessizlik ve sakinlik içinde boş sokaklarda feslikan kokularıyla volta atmak, bir tabyaya çekilip kentin sessizliğine kulak vermek, şeheri yaşamanın en ayrıcalıklı zamanıydı.

Böye vakitlerde kent başka bir kentti adeta.

Ne çarşı pazar ve ne araba gürültüleri, ne insan bağrışmaları…

Ne politika gürültüleri ne kürsü konuşmaları, ne gazete ve radyo haberleri…

Yalnızlığın içinde ama kentin uyur uyanık halinde bile olsa şaşırtıcı bir zenginliğe gömülmüş gibi…

Belki de bir Lefkoşalı hangi kentte yaşadığını ancak bu vakitlerde anlardı sıra sıra dizilmiş cumbalı evleri, sokak boyu uzanan bir Lüzinyan ve Venedik duvarını, boş meydanlarda göğe doğru yükselen cami ve kiliseleri gördükçe…

Bir sokağın ne kadar dar ve ne kadar geniş olduğu, bir evin hangi dönemlerden kaldığı, hatta bir evin taş penceresi fark edildiğinde bu adadan kimlerin gelip geçtiği bu vakitlerde anlaşılabilirdi ancak, yani Lefkoşa denilen bu kent çırılçıplak görüldüğünde. ..