Günde 3 tane ölüm olunca kimsenin umuru olmuyor. Umuru olan da patlatıyor bir demeç ve vaziyeti idare ediyor.
16 can aynı anda gidince herkes feverana başlıyor, ziyaretler yarıda kesiliyor ve Ankara’ya dönülüyor “güvenlik elden gitmiyor kabilinden” acil güvenlik zirveleri tertipleniyor.
Halbuki 1 haftanın toplamı 21 şehitti ve bu 21 şehit milli maç izlenmesine engel değildi.
***
O çok sevdiği divan edebiyatına bir baksa aslında bulacak kendisinin sorununu.
“Bülbülün çilesi dilindendir, çünkü kendi kendini çok sevdiğindendir…”
Eskiden konuşurdu ve birçok sorun çözülürdü, çözüm süreçleri başlardı, milyonlarca insan umutlanırdı.
Şimdi konuşuyor ve sorun üstüne sorun yaratıyor. Savaş katmerleşiyor, milyonlar öfkeye boğuluyor.
Aslında öyle demek istememiş.
“400 milletvekilini verseydiniz böyle olmazdı…” dememiş.
Peki ne demiş?
Konular arka arkaya gelince öyle anlaşılmış.
Tamam da birader bu kaçıncı?
Daha kaçıncı kez konuşunca bir ülke ağlayacak.
***
Bunların “fabrika ayarlarına” geri döndüğünü sanmıştım.
Yanılmışım.
Keşke “fabrika ayarlarına” geri dönmüş olsalardı da maneviyatın getirdiği ahlakla ulusalcı şiddete yönelmeselerdi.
Adam milletvekili, gençlik kolları başkanı. Takıyor peşine kalabalığı gazete merkezi basıyor.
Hançeresini patlata patlata tehditler savuruyor.
Bu tehditler canlı yayınlarda canlı canlı yayınlanıyor ama kimsenin kılı kıpırdamıyor.
Hani şu Kürtlere karşı kahraman polisler, paralele karşı cevval savcılar falan.
Bunlar linç kültürüne savruldular. Devletin kolluk ve adalet güçlerinin nezaretinde.
***
Bir dönem Ecevit, bir dönem Demirel, sonra Turgut Özal.
Hepsinin dönemi geldi geçti.
Daha dört yıl öncesine kadar “bunlar asla gitmeyecek gibi geldiler” denildi.
Herksin bir dönemi var bu ahir zamanda.
Herkesin bir hizmeti herkesin günahları.
Günahlar artınca “yolcudur Abbas bağlasan durmaz” kuralı devreye girer.
İşte bundan önceki son evredir en tehlikeli dönem.
Gidilecek köyün minarelerini göremeyip de mesele çıkartanlardır en tehlikeliler.
Bir ülke ağlayacak o minareler görülene kadar.
Hem de çok fena…
































