Geçici 10’uncu madde ile ilgili düşüncelerimi seçimden önce de seçimden sonra da açıkladım. Ama bu konu tartışılmaya devam edildiğine göre bir kez daha açıklamakta yarar var.
1. Bu madde üzerindeki görüşlere geçmeden önce, ne üzerinde konuştuğumuzu tam olarak anlayabilmek için Geçici 10’uncu maddeyi buraya aynen aktarıyorum:
“Kıbrıs Türk halkının savunması ve iç güvenliği ile milletlerarası durum gerektirdiği sürece bu Anayasanın 117’nci maddesinde yer alan kurallar yürürlüğe girmez. Anayasa yürürlüğe girdiği tarihte dış ve iç güvenliğin sağlanmasında kullanılan bütün kuvvetlerle, bunlara ilişkin olarak uygulamada olan usul ve hükümlerin ve bu konularda kabul edilmiş ve edilecek işbirliği esaslarının uygulanmasına devam olunur”.
2. Konuyu daha iyi anlayabilmek için madde içinde sözü edilen 117’nci maddeyi de buraya aktaralım:
“(1) Yurt savunması, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetlerince sağlanır.
(2) Yurdun güvenliğinin sağlanmasından ve silahlı kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, Cumhuriyet Meclisine karşı Bakanlar Kurulu sorumludur.
(3) Silahlı Kuvvetler Komutanı, savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanlığı adına yerine getirir.
(4) Silahlı Kuvvetler Komutanı, Savunma Bakanının önerisi ve Bakanlar Kurulunun kararı izlerine, Cumhurbaşkanınca atanır.
(5) Savunma Bakanlığına bağlı silahlı kuvvetlerin ve bağlı komutanlıkların kuruluşu, görev, yetki ve sorumlulukları yasa ile düzenlenir.”
3. Bu iki madde birlikte okunduğunda görüleceği gibi, her şeyden önce geçici 10’uncu madde sadece iki konuyla ilgilidir. Bunlardan birincisi savunma (dış güvenlik), ikincisi de iç güvenlik, yani polistir. Bu noktada vurgulamak gerekir ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin bazı yöneticilerinin KKTC siyasetine, yürütmesine veya ekonomisine müdahalelerin bu maddeyle herhangi bir ilgisi ya da herhangi bir anayasal dayanağı yoktur.
4. Bu durumda, geçici 10’uncu maddenin gerçek içeriğine yoğunlaşmak gerekir.
Benim şahsi kanaatim, Kıbrıs sorunu çözülmedikçe, Türkiye Cumhuriyeti ordusunun buradan tamamen çıkmasının mümkün olmadığıdır. Kaldı ki Türk ordusu buradaki varlığını, uluslararası toplum önünde, uluslararası toplumun tanımadığı Anayasanın geçici 10’uncu maddesiyle değil, Garanti ve İttifak Antlaşmaları ile temellendirmektedir. Dolayısıyla geçici 10’uncu madde, bırakın değiştirilmesini, anayasadan tamamen çıksa bile Türk ordusunun adadan çıkması söz konusu değildir çünkü dediğim gibi hukuki dayanak bu madde değil, Garanti ve İttifak Antlaşmalarıdır.
5. O halde aslında geçici 10’uncu madde ile ilgili temel sorun, iç güvenlik, yani polisin askeri otoriteye bağlanmasıdır. Bu ciddi bir demokratik sorundur çünkü polisin sivil otoriteye bağlı olmaması, sivil otoritenin bir devletin en önemli fonksiyonlarından biri olan kolluk faaliyeti konusunda yetkisiz ve sorumsuz olması sonucunu doğurur.
6. Bu sorun iki şekilde aşılabilir:
(a) Anayasanın geçici 10’uncu maddesi değiştirilerek iç güvenlik kavramı o maddeden tamamen çıkarılır. Ancak, Meclis’te Anayasa görüşülürken, UBP ve DP-UG genel başkanlarının kürsüden yaptıkları konuşmalar göstermektedir ki bu iki parti çeşitli sebeplerle geçici 10’uncu maddede böyle bir değişiklik yapılmasına karşıdırlar. Yani bu maddeyi değiştirmek için gerekli olan 34 oya Mecliste ulaşmak mümkün değildir.
(b) Geçici 10’uncu maddede, bu maddenin “ne zaman geçeceği” açıkça belirtilmiştir. “Kıbrıs Türk halkının iç güvenliği ve milletlerarası durum gerektirdiği sürece” polis askere bağlı olacaktır. Şu anda Kıbrıs Türk halkının iç güvenliğinin ve milletlerarası durumun polisin askere bağlı olmasını gerektirip gerektirmediğine karar verecek yegane merci Cumhuriyet Meclisidir. Cumhuriyet Meclisi bir karar alır ve “Kıbrıs Türk halkının iç güvenliği ve milletlerarası durum artık polisin askere bağlı olmasını gerektirmiyor” derse, yapacağı bir yasayla polisi sivile bağlayabilir.
Nitekim, gerek DP-UG, gerekse UBP genel başkanları, Meclis kürsüsünden, bu görüşe katıldıklarını ve bir yasa Meclise gelirse bunu destekleyeceklerini söylemişlerdir. Bu yasanın taslağı da hazırdır ve hazır olduğu kamuoyuna duyurulmuştur. Ama ne ilginçtir ki şu anda geçici 10’uncu madde değişmedi diye anayasa değişikliğine “hayır” çağrısı yapan birçok yayın organı, bu açıklama üzerine “şimdi de polisi siyasileştiriyorlar” şeklinde yayınlar yapmışlardır.
7. Benim açımdan bugün için önemli olan, polisin sivile bağlanmasını öyle veya böyle sağlamaktır. Madem ki UBP ve DP-UG geçici 10’uncu maddenin değiştirilmesini karşı olduğu için Meclis’te 34 “evet”e ulaşmak mümkün değil, ikinci yolu denemek ve polisi yasayla sivile bağlamak gerekir. Çünkü bu iki parti bu yola karşı olmadıklarını açıklamışlardır.
Geçici 10’uncu maddeyle ilgili durum bundan ibarettir.
Kaynak: https://www.tufanerhurman.com/
































