BİR OPERASYON YAPACAKTI: Sağdaki ittifak sürecinin “Eroğlu operasyonu” olduğuna dikkat çeken Talat, “Şu an yerel seçim arifesindeyiz. Yerel seçim hemen arkasından da Cumhurbaşkanlığı seçimi olacak. Sayın Eroğlu, bu operasyonu yerel seçim öncesi başlatmıştır” dedi
HEDEF CUMHURBAŞKANLIKĞI SEÇİMİ: Talat: Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru giderken, DP’yi de kontrol altına aldıktan sonra sağın liderliğini ilan eden Derviş Eroğlu, mutlaka bir operasyon yapacaktı. Hükümeti bozma adımı bu operasyonun başlangıcıdır
EROĞLU HİÇ TARAFSIZ OLMADI: Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun hiçbir zaman tarafsız olmadığını, olamadığını belirten Talat, “Eroğlu’nun tarafsızlığı eşyanın tabiatına aykırıdır” dedi. 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, yerel seçimde UBP ile DP’nin iş birliğine gitmesinin etikten öte mantıksız ve çirkin olduğunu söyledi
DEMİŞTİM AMA: Talat, CTP-BG’nin seçim sonrasında hükümet kurma görevini alırken tek alternatif olarak DP’yi tercih etmemesini, aksi halde DP’nin CTP’nin “ciğerini sökeceği” uyarısını yaptığını ifade ederek, “Ben zamanında söyleyeceğimi söyledim, çok eleştirildim. Her siyasi, parti bir öğrenme süreci yaşar” diyerek, CTP’ye gönderme yaptı
Baykan GÜRSES ÖZDAĞ
2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, yerel seçimde UBP ile DP’nin iş birliğine gitmesinin etikten öte mantıksız ve çirkin olduğunu söyledi.
Sağdaki ittifak sürecinin “Eroğlu operasyonu” olduğuna dikkat çeken Talat
”Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru giderken, DP’yi de kontrol altına aldıktan sonra sağın liderliğini ilan eden Derviş Eroğlu, mutlaka bir operasyon yapacaktı. Bu, operasyonun başlangıcıdır” dedi.
Talat “Şu an yerel seçim arifesindeyiz. Yerel seçim hemen arkasından da Cumhurbaşkanlığı seçimi olacak. Sayın Eroğlu, bu operasyonu yerel seçim öncesi başlatmıştır” diye konuştu.
İkinci Cumhurbaşkanı Talat, Havadis’e iç politikaya ilişkin dikkat çeken değerlendirmeler yaptı.
“DP ciğerini söker, demiştim”
2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, CTP-BG’nin seçim sonrasında hükümet kurma görevini alırken tek alternatif olarak DP’yi tercih etmemesini, aksi halde DP’nin CTP’nin “ciğerini sökeceği” uyarısını yaptığını ve o dönem bu açıklaması nedeniyle çok eleştirildiğini hatırlattı. Talat, kendisinin söyleyeceklerini zamanında söylediğini belirterek her siyasi partinin bir öğrenme süreci yaşadığına işaret etti.
2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bugün CTP ve DP arasında yaşanan hükümet krizine dönük olarak değerlendirmelerini paylaşarak, bu konuda gerekli uyarıları zamanında yaptığını hatırlattı. “Ben söyleyeceklerimi söylemiştim. Söylediklerim için tepki de almıştım, bundan sonrası öğrenme sürecidir” diyen Talat şöyle devam etti:
“Her toplum, her kuruluş, her siyasi kurum ve siyasi parti sürekli öğrenir. Bu da bir öğrenme sürecidir. Bu öğrenme sürecini hep birlikte geçireceğiz. Burada önemli olan şudur, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru giderken, DP’yi de kontrol altına aldıktan sonra sağın liderliğini ilan eden Derviş Eroğlu, mutlaka bir operasyon yapacaktı. Bu, operasyonun başlangıcıdır.
Şu an yerel seçim arifesindeyiz. Yerel seçim hemen arkasından da Cumhurbaşkanlığı seçimi olacak. Sayın Eroğlu, bu operasyonu yerel seçim öncesi başlatmıştır.”
“Eroğlu’nun tarafsızlığı eşyanın tabiatına aykırıdır”
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun hiçbir zaman tarafsız olmadığını, olamadığını söyleyen Talat, “Eroğlu’nun tarafsızlığı eşyanın tabiatına aykırıdır” dedi. Talat, bu konudaki sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eroğlu, hiçbir zaman tarafsız olmadı. UBP kurultayındaki tutumunu gördük. UBP kurultayında bu şekilde davranan bir Cumhurbaşkanının UBP kurultayından çok daha önemli olan ve Cumhurbaşkanlığını da etkileyecek olan bir konuda sessiz ya da tarafsız kalması beklenemezdi.
Sayın Eroğlu’nun tarafsızlığı eşyanın tabiatına da aykırıdır. Zaten kendisi de bunu söylüyor. Cumhurbaşkanı oldu ama Cumhurbaşkanlığı’nın özelliklerini hiçbir zaman kazanamadı, hiçbir zaman bu özellikleri bünyesinde toplayamadı.
Eroğlu, istediği dönemde bu faaliyeti, hükümetin bozulması da dahil, devreye koyacaktı.”
“DP’nin etik dışı davranışı tüm kesimlere anlatılmalı”
DP’nin Hükümet ortağına rağmen UBP ile iş birliği görüşmesi yapmasının etik olmadığını söyleyen Talat, bunun tüm kesimlere anlatılması ve ortaya konulması gerektiğini söyledi. Talat, “Burada bana göre etik olmayan bir durum vardır. Bu durumun çok açık ve net olarak hem siyasi partilerin hem de toplumun önüne koymak lazımdır. Bir tarafta bütün ülkenin büyük menfaatleri için büyük işler yapıyorsunuz, öte yandan yerel seçimlerde rakibiniz olanla ortağınıza karşı işbirliği yapıyorsunuz. Bu olabilecek bir şey değildir” dedi.
Talat şöyle devam etti:
“Geçmişte DP ile hükümet ortaklığı yaptığımız dönemleri hatırlıyorum, bunların içinde en önemli kırılma noktası referandumdu. Ama referandum öncesinde her siyasi partinin kendi tavrını takınacağını söylemiştim.
Bu ülkemizin geleceği ile ilgili bir meseleydi. O yüzden hükümet ortağımdır diye, aynı tavrı bekleyemem bir siyasi partiden. Ülkenin geleceği ile ilgiliydi ve bu koalisyonu etkilemezdi. DP nitekim hayır değil, çekimser bırakma kararı aldı. Bunlar normaldi.
Ama şu an yaşananlar bambaşka bir şeydir. Bu referandum değil. Bir faaliyet yapıyorsunuz, ülkenin bir sürü kamburunu düzeltme iddiasındasınız, ama öte yandan bu kamburu yaratanlarla işbirliği yapabiliyorsunuz. Bunlar etikten de öte, mantıklı da değil. Bunu sadece etik olarak da almamak lazım. Bu yaşananlar siyaseti çirkinleştirdi.”
“UBP-DP ittifakı ağır bir hüsran olabilir”
UBP ve DP’nin işbirliği yönünde attıkları adımın ağır bir hüsranla sonuçlanabileceğini söyleyen Talat, bu konuda şöyle konuştu:
“UBP’nin DP ile bir araya gelerek ortak aday çıkarması onların oyların toplamı CTP’nin oylarının fazla olduğu yerlerde seçimi kazanacakları anlamına gelmez. Çünkü hem etik olarak, hem de siyasi duruş olarak birbiri ile çelişen insanların böyle bir noktada bir araya gelmesi kendilerinin teker teker aldıkları oyun toplamını getirmez.
UBP-DP ittifakı için bunun sonucu ağır bir hüsran olabilir. Ve yine bunun sonucu CTP açısından da büyük bir kazanca dönüşebilir. Bu bir mayın tarlasında yürümeye benzer. Bu tür siyasi ittifaklardan ne çıkacağı hiç belli olmaz.
1990’da DMP’nin seçime katıldığı dönemde DMP’yi oluşturan siyasi partilerin oyu % 65’di.Fakat UBP %55 ile DMP’yi geçti. Oylar toplanmadı. Yanlış hesap yapıyorlar diye düşünüyorum.”
“Erken seçim olmaz”
Hükümetin bozulması durumunda ülkenin bir erken seçime gitmeyeceği görüşünü ortaya koyan Talat, bu konuda DP-UBP ittifakı ile bir hükümet oluşabileceğini ancak bunu da sayıca işleyişte sıkıntı yaratabileceği düşüncesinde olduğunu belirtti.
Talat şunları söyledi:
“Erken seçime gitmez diye düşünürüm. Şu anda UBP ve DP’nin çoğunluğu var. 26 ile de olsa. UBP-DP geleneği 26 ile oluşan bir Meclis’in çalışmasını mümkün kılmaz.
UBP’nin 30 milletvekili ile Meclis’i toplayamadığını hatırlıyoruz. Bunların geleneği Meclis’in çalışmasını da sağlamaz. 26 ile hükümet kurmak da kolay değil. Teorik olarak kurulabilir tabii ki.”
“Kimse CTP’yi müzakere süreci dışında tutamaz”
Kıbrıs müzakere sürecine ilişkin değerlendirmelerini süreci nasıl yorumladığını konuştuğumuz Talat, ne olursa olsun CTP’nin müzakere süreci dışında tutulmak istenmesine rağmen bunun mümkün olmadığına dikkat çekti.
Talat’ın bu konudaki sözlerine şöyle devam etti:
“Hiç kimse CTP’yi bu sürecin dışında tutamaz. CTP hükümette olmasa, muhalefette bile olsa Kıbrıs müzakere sürecinin hep içinde oldu. Yürüttüğü politikalar, ortaya koyduğu eylemlerle hep sürecin içinde oldu. Kıbrıs sorununun çözümü CTP’nin misyonudur.
CTP’yi Kıbrıs sorunu dışında tutmak mümkün değildir. Cumhurbaşkanı’ndan talep edilen şey, son derece makuldür.
CTP, Cumhurbaşkanı’na görüşme masasında yanınızda oturmak peşinde değiliz diyor. Ama hükümet olarak mutfakta yer almak istiyoruz diyor. Bundan meşru ne olabilir ki başka. Bunu cumhurbaşkanının teklif etmesi bile lazımdı.”
“Çözüm istemeyen bir Dışişleri Bakanı’nı görüşmeci olarak almadım”
Kendi cumhurbaşkanlığı döneminde dışişleri bakanını neden yanına almadığı eleştirilerini de yanıtlayan Talat sözlerini şöyle noktaladı:
“Görüşmeci olarak almamak başka şeydir. Çünkü, o hükümetin dışişleri bakanı çözüm istemiyordu. Nasıl yanıma alacaktım? Çözüm istemeyenleri çözüm masasında yanımda mı bulunduracaktım?”
































