Dün sabah bir telefon…
Saat 08.00’de…
Bakın konuşma şöyle:
– Hüseyin, nerdesin oğlum
– Abi evdeyim, çıkıp gazeteye gideceğim az sonra…
– Ne evi yahu ama… Biz gavur eziyeti çekelim, sen evde uyu…
– Abi uyumak yok… Sen ne istediğini söyle bana yeter
– Yahu Hüseyin… Mesai kaçta başlar..?
– Abi 07.30 değil mi?
– Ölünün körü deycem, kızacan bana… 8 oldu be oğlum saat. Afferim pof pof işimizi tez yapalım diye geldik Araç kayıt dairesine… Param da var, ay bitmeden yapalım bu işi dedik. Daha bir tane vezne yok açılan.
– Abi ilgileneyim…
– Allahasan bir muhabir yolla buralara…
Telefonu kapattık. Ben gazeteye geldim…
Bu arada saat 09.00 oldu…
Aynı vatandaş aradı…
– Hani be muhabir yollayacaktın..?
– Abi, işin hallolmadı mı daha…
– Be Hüseyin gene sövdürecen beni. Olduk bunun içinde 100 gişi. Bir hayle insan geldi hizmet bekler. Hökmettiler da bir vezne açtılar… Bir vezne ile bir hayle insana hizmet verecekler. Hayvanı bağlasan durmaz bunun içine.
– Abi, geliyor Devrim Demir diye bir arkadaş hemen…
– Yahu duyan beni… Bu daireye her gün yüzlernan insan insan gelir. Oggaynan para öder… Budur hizmet? Budur saygı? Mısmıl bir ortam yok. Demirin üstünde otururuk. Para veririk devlete, eziyuetinan… Lazım kapıda yeşil götlü mumunan garşılasınlar bizi… Yok bana yaşlı başlı bir hayle insan eziyet çeker…
– Abi ne deyim sana?
– Yaz olan işte söylediklerimizi… Ma ismimi verme ha… İşimizi da yapmasınlar bize bundan sonra…
Vatandaş haksız mı?
Bir eksik, iki fazla, konuşmamız böyle…
Etişip da arada bir şey dahi söylemedim.
Öfke böyle…
Bir de yurt dışında, benzer hizmeti alan kişilerin gelip bu dairede iş yapmaya çalıştığını düşünün…
En doğrusu da, “Yahu ben para veriyorum, eziyet çekiyorum” demesiydi.
Olacak şey mi Allah aşkına…
Bir devlet, vatandaşına nasıl saygı duyacak?
Bir vatandaş, devletine nasıl sahip çıkacak?
Dün de hastanede eziyet çeken vatandaşlar vardı gazetemizde…
Düşünsenize…
Hastanesi hizmet vermez…
Okulları dökülür…
Yolunda hayır yok…
Suyu içilmez…
Dairesine gidilmez…
Tahsilatını alır ama hizmetini vermez…
Böyle bir hizmet yapısı içerisinde…
Böyle bir organizasyon içerisinde…
Hükümetler değişir ama…
Yani bu halk başka ne yapacak? Defa defadır hükümet değişiyor.
Başbakan değişiyor…
Bakanlar değişiyor…
Değişemeyen tek şey halkın kaderi.
Yönetenler değişse de, hizmet kalitesi, hizmet anlayışı değişmiyor.
Bu “rezalet” değil de nedir…
“Memur da haklı” ama
Bakınız…
Elbette kamuda çalışanların, “kötü hizmet koşulları” feveranı haklıdır.
Ama, maaşını bir tamam alan kamu çalışanın, halkı mağdur etme hakkı yoktur.
Kamu hizmeti, işte bu gibi durumlarda anlam kazanır…
Memur daha iyi bir çalışma ortamı istiyor. Olmaması abest…
“Mandıra” gibi bir ortamda hizmet veriyor yıllardır Araç Kayıt Dairesi…
Ama, vatandaş da mağdur olmamalı.
Yalan mı?
Oggaynan para kazanıyor devlet o daire üzerinden.
Ama o dairede, “oggaynan” para veren vatandaşa saygı yok.
Aslolan, “vatandaşın kaliteli, hızlı” hizmet almasıdır.
“Gelin, guyruğa girin da bana eşek gibi para verin, ne kadar beklerseniz de bekleyin” yaklaşımının ortadan kalmasını beklerken…
Devletin her kademesinde, bu anlayış vatandaşın yüzüne vuruluyor…
Aksini söyleyen, beri gelsin…
































