Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

“Ben 50 senedir beyime aşığım ama söylemem gendine”

Ali Atamer: Bizlere kısaca kendinizden bahseder misiniz?

H.A: 1939’da Girne Hastanesi’nin yanındaki evde doğdum. Gençliğim Girne’de geçti. Babaannem Temploslu (Zeytinlikli) idi. Kasabalıyık.
A.C.A: 11 Aralık 1938’de Lefke’de doğdum. Ailem Çatozlu. Ailem madende çalıştıkları için Lefke’ye gittiler. Ama çocukluğum Çatoz’da geçti.

Ali Atamer: Şimdiki zamana kıyasla sosyal hayat nasıldı?

H.A: Eski Girne’de çok kalabalık yoktu. Her pazar limana giderdik. Yaz geceleri limanı dolaşırdık. Pazar günleri Lefkoşa’dan bir sürü insan gelirdi Liman’ı gezmeye. Şimdi müzik çalınan barlarda o zamanlar tatlı satarlardı. Baklava, kayık yaparlardı. 1958’den evvel tabii bu anlattıklarım. Nişan olduktan sonra Limana balık tutmaya giderdik Ali’ynan.
A.C.A: Babam ve annem ekin tarlalarında çalışmaya giderdi. Ben da demet bağlamaya, kimyon otu sökmeye, Hayetta toplamaya giderdim. Hayetta, bezelyeye benzeyen bir bitki çeşitidir. Yaptığımız iş karşılığı yömüye verirlerdi. Liseye Lefkoşa gittik. Babam polis olduğundan daşındık ora.

Ali Atamer: Duyduğumuza göre Hatice teyzemizi tanıyıp- görene kadar başınızdan çok macera geçmiş.

H.A: Her akşam gızlarınan sinemaya giderdi bu dayın. Eski defterleri ne açman çocuklara anlatasın.
A.C.A: Şimdiki gibi değildi arkadaşlıklar. Başkalarına görünmemek için bin bir türlü yalan dolan kılığa girerdik. Ütünün içine mektup gordum da gız arkadaşıma yollardım. Bugün falan saat gel da falan yere gidelim yazardık. Gençlikte bunlar yaşanması lazımdı. Bizde yaşadık. O zamanın şartları oydu.
Daha sonraları Lefkoşa da benim gezdiğim gızı başkasıynan görünca dedim anneme bana evlenecek kız bul. O da Girne’deki dayıma Mithat Çavuş’a sordu. Onun hanımı Hüsnü’ye yengem buldu bana şimdiki eşimi. Gel dedi bana bir akşam da dayının evinde kağıt oyunu oynaycayık. Hem görün gendini. Hatice da yanımda oturur. Ben da mahsus gözüne gireyim diye istediği kağıtları atardım.
H.A: Ama benim haberim bile yok olanlardan. Ben hiç bakmazdım gendine
A.C.A: Olmazdı bakmayasın. Bakardın.

Ali Atamer: Birbirinizi ilk gördüğünüz an neler hissettiydiniz?

H.A: 18 yaşındaydım deden la tanışdığımızda. Ali’yle öyle bişey geçmedi aklımdan. Zaten Ali’nin bana karşı olan duygularını bileydim o akşam konga oyunu oynamazdım. Ama Ali dayınız güzel, uzun boylu, kıvırcık saçlı çok güzel bir deliganlıydı.

Ali Atamer: Kız verildikten sonra ardından nişan-nikah töreni mi yaptınız?

A.C.A: Önce gördük beğendik. Ama yengem dedi Hatice için hırçın ve dik kafalı. Çünkü yengem başka birini bulduydu ama beğenmedim. Ben Hatice Hanım’ı beğendiydim.
H.A: Ben nasıldım Ali?
A.C.A: Senin pancar gibi yüzün vardı.
H.A: Bana da dünürcü gelenler oldu ama kısmet idi Ali oldu.
A.C.A: İlle da nenenizi istedim. Bana Hatice yi alamazsanız İngiltere’ye gidecem diye tehdit ettim. Öyle olunca oldu iş.
H.A: Aralığın içinde dünürcülük, ocağın içinde de nişan yaptık.

Ali Atamer: Nişanlılık döneminiz nasıl geçti?

H.A: 24 Ocak’ta nişan olduk. Dayın şeher de ben kasaba da ama deden bir yolunu buldu başladı kalsın benimle. 15 Şubat tatilinde geldi galdı bizde. Ondan sonra kalış o kalış. Tatilden sonra 1 hafta daha geldi. E gide gele galdı biz de. Aldı yorganını yatağını geldi.
A.C.A: Her gün sabahtan giderdim Lefkoşa’ya akşam Girne’ye gelirdim. İnsan sevdalanınca her şeyi yapar.

Ali Atamer: Nikah-düğün hatıralarınız tüm güzelliğiyle gözünüzün önünde canlanmıştır herhalde.

H.A: 1 sene nişanlı galdık. İç çeyizlerimiz vardı. Yatak çarşafları, yastık yüzleri, yatak örtüsü. Biz kasabada yaşadığımız için köy düğünü gibi değildi. Pazar günü sabahtan nikah gıydık. Lefkoşa da Diana diye bir fotoğrafçıda resim çektik. Lefkoşa’da Sarayönü’nde Melehat Hanım’ın bir talebesi gelin ettiydi bizi. Tekrar geldik Girne ye. Girne kulübünde oldu düğün. Düğünü orda ilk yapanlardan biriyik. Tören 3 saat sürdü. Müzik da yoktu. Ertesi gün da mübarekimiz oldu. Siyah gelinlik geydim. Misafir gabul ettim. 2 gün gelin oldum. Ertesi gün da balayına gittim. Pazar beyaz, pazartesi siyah ile kırmızı gelinlik geydim. Tebrik kabul ettik. Para takıldı. 150 lira topladık. Hediye alanlar oldu. Kayık pastalardan ağırladık.
A.C.A: Pazartesi yemek yaptık. Ondan sonra Türkiye’ye balayına gittik. Ankara, İstanbul, Adana, İskenderun’a gittik. 1 ay balayı yaptık.

Ali Atamer: Bir yastıkta 50 yıl nasıl geçti?

H.A: Vallahi eyi da geldiniz be çocuklar Verendacık da otururuk ne güzel. Bir yastıkta 50 yıl’ı yaşarık. Bazen dedenla otururuk buraşta ve derik gendi gendimize keşke erken doğmasak. Bu zamanda yaşamak isterik. Ama eski Girne yi özlerim. Dedeniz le alırdık elimize gamışları balık avlamaya Kara Kıza giderdik. Çok güzel anılarımız var. Şimdiki elektrik dairesinin altında sinema vardı oraya giderdik. Bir da ordu pazarının ön kısmında da vardı.
A.C.A: Belinden tutardım gendini da limanda gezerdik.
H.A: Hep gucak gucağa gezerdik. Muhabbetliydik.
A.C.A: Ben öğretmen kolejine giderkan 19 lira verirlerdi bana. Napacan o paraynan işte pastaneye giderdin. Tatlı yerdik. Rumlardı bu işi yapanlar.
H.A: İlk zamanlar Ali beni istedikten sonra ilerde beni bırakacak diye korkum vardı. Dedeni tanıyınca güvendim gendine. Hiç vazgeçmedi benden. O zamanki anladıydım ki beni sever.
A.C.A: Ben güzelliğine vurulduydum. Baştan aşşağa aşık olduydum Hatice’ye. Dalgalandım da en son Hatice de duruldum. İyi bir anneydi. Hamarattır, Ciddidir. Elinden geldiği gadar yardımcı olur bana. Unuttuklarımı hatırlatır bana.

Ali Atamer: Birbirinizin huyu-suyu nasıldı? Evin içinde dengeyi nasıl sağlardınız?

H.A: Kavga ettiğinde bir taraf alt galacak. Üstüne gitmeycen.
A.C.A: Şimdiki zamanda bu geçerli değil. Gadınların mademki ekonomik özgürlüğü var Gavgalar çoğaldı.
H.A: Kıskançlık da yok.
A.C.A: Evlendikten sonra çapkınlık da yoktu. Yürürkan sadece tembihledim gendini arkasına dönüp bakmaycaydı. İlk başta söylediydim gendine

Ali Atamer: Muhabbetli bir evliliğin 50 yıl sürmesi için ne yapmalı genç çiftler?

A.C.A: Şimdiki insanlar daha mutlu olmaları lazım. Maaşlar dolgun, arabalar çifter çifter. İnsanların mutlu olmamsı için bir neden galmaz. Ama boşanmalar insanların çürük taraflarını ortaya çıkarır.
H.A: Şimdi aşk diye bişey yok. Ben 50 senedir beyime aşığım. Ama söylemem gendine. Sevgim içimdedir. Ama Ali da bana aşıktır.