Bir haftayı daha, önümüzdeki günlerde bizi hangi sürprizler bekliyor gailesinde geride bırakıyoruz. Ki ülkeler yıllık hatta beş yıllık planlar yaparlar bizse haftalık olanlarını bile tutturamadığımızdan “günlüğü” ile yetiniyoruz! Çoğu zaman sabahtan akşama o da tutmadığından tümden KKTC halkı olarak kendimizi “kader” denilen plana teslim ediyoruz! Ki artık ya kader kurbanlarıyız yaşarken ya bahtiyarları! O ikincisini bayramdan bayrama bile göremiyoruz artık!
…YAKINMA HAKKIMIZI KULLANIYORUZ! Çünkü “Devleti” kurduk ama “idame” ettiremiyoruz.
Nitekim en az “Devlet” kadar işlevsel ve önemli kurumlarımızdan biri olan “Belediyelerimiz” de geçenlerde Başkanları ile toplanarak artık kadavra haline gelmişlikleriyle kendilerini masaya yatırıp “neden iflas ettik” sorgusunda sorguladılardı: “Nerede yanlış yaptık?” Buldukları cevaplarını da kamu ile paylaştılardı!
BANA sorarsanız o “bir araya gelmişliklerinin” lafzı ile önemine hiç de uygun olmayan bir açıklamaydı! Çünkü “yapısallıkları itibarıyla siyasi partili olmalarına karşın, “siyasi kusurlarını” değil… Görmezden geldikleri tüm kusurlarına karşın nasıl ve hâlâ ayakta durabildiklerini sorguladılardı!
DOLAYISIYLE toplantı enasında ve sonrası “bildirgelerinde” de sadece “Belediye gelirlerine” yönelik şikâyetlerini, dolayısıyla “isteklerini” seslendirmekten öteye gidemedilerdi.. Açıkça kendilerini neşterlemediler! “Asıl” olması gereken sorunu da es geçtiler. Oysa:
***
BELEDİYELER SİYASİ İKTİDARLARDAN DAHA ÖNEMLİDİR: Canlılar hücrelerden oluşur ya.. O hücrelerden bir tekinin bile deformasyona uğraması sonucunda o kocaman bedenlerin yok olup gittiğinin gerçeği var ya! “İŞTE Belediyeler “Devlet” yapılanmasında o “hücrelerin” en önemlisidir. “Yerleşim yerlerinin” sadece “temizlik, tertibinden değil; huzurundan ahlâkına, havasından suyuna kadar yetkili ve sorumlusudur…” Ki bunları söylemek bile abestir çünkü evet Belediyelerin asli görevlerinin hakikatı budur..
SADECE KKTC BELEDİYELERİ bunun farkında değildir ama! Çünkü Devleti yöneten siyasi iktidarların ya “acenteleri” durumuna düşürüldüler yada “iş bulma daireleri!”
NE VAR Kİ uzun süre sonra ve çok olumlu bir kararla toplanıp sorunlarını görüştüklerinde de aslında olması gereken “özerk yapılarını” değil, Devletin gasp ettiğine inandıkları “gelirleriyle kaynaklarını” konuştular.. Nitekim ortak açıklamalarında da kalem kalem bunları saydılar.. Mesela tahsil edemedikleri Trafik cezaları paraları, malların devirlerinden kaynaklı parasal gelirler gibi kaynaklardan yoksun bırakılmaları… ***
FAKAT KADRO ŞİŞİRMELERİNDEN SÖZ ETMEDİLER: Nitekim ülkedeki popülizmin en harcıalem ve zararlısı olması gereken “adama göre uydurulan işler sorunu!” Sırf içinden çıktıkları siyasi partiye hizmet ve katkı koymak yollarında yıllardır “adama, oya, partilere” kısaca “kendilerinden” yana olan partililere sağladıkları “istihdamlar…”
Davul gibi şişirile şişirile sonunda patlayan o büyük toplumsal yara!
ASLINDA Kimsenin “işi aşı parası” değildir sorgulanan. Bu unsurları sağlamak yollarında devleti mağdur duruma düşürenlerin yarattıkları “popülizmdir!” Üstelik tüm devleti saran ahtapot kollarının vantuzlarıyla kanlar emerken elinden kurtulmak da hiç mümkün olmadı..
***
SADEDE GELECEKSEK: Örneğin şu anda mesela Mağusa belediyesinin kente kazandırdıklarını, gerçekleştirdiği yatırımlarını sayabilir üstelik bundan da büyük bir mutluluk duyarım. Fakat bu belediye batmış!
O ZAMAN sorma hakkımız doğar: “İcraatlarından mı yoksa belirtilmiş “iş kategorileri” bile olmayan, sonuçta “adama göre iş” bile uydurulma gereği duyulmadan yığınla yeni istihdamlardan kaynaklı maaş ödemelerinden dolayı mı? ÖNÜMÜZDE bir yerel seçim daha var. Mesela mahallemin tanımadığım muhtarını belki de sandıkta gözlerimi kapatıp bir kez daha oylayacağım..
Belki de Belediye Başkanını yargı terazemde tartarken “bundan iyisini mi bulacağız” tevekkülünde onca yıldır yaptıkları ile başardıklarının yüzü suyu hürmetine yeniden oylayacak mıyım? ***
DOĞRUSU sadece bir iki düşünce kırıntısına sığdırdığım memleket belediyeciliğinin yerlerde sürünen durum vaziyetlerini, mevcut gidişe bakılırsa işlevsel yönden bundan sonra değiştirmek de çok mümkün görülmüyor! YANİ ne? Geçmişte de olduğu gibi seçimlerle belediyeler ne değişiyorlar dolayısıyla ne de yenileşebiliyorlar!
KISACA istikralı Devlet olamadık ki “belediyelerden” himmet bekleyelim.. *** KISACA: YARIN KURBAN BAYRAMIDIR: Allah nicelerine yetiştirsin. Ve şükürler olsun..
ÇÜNKÜ çok sabahlara uyandık “Bayram” olduğunu unuttuğumuz! Ellerde silahlar gözlerken düşmanı siperlerde, çok bayramlar yaşadık korkularda..
İnşallah bir daha yaşanmaz ama hâlâ bitmedi kırık buruk bayramlar! Hâlâ yarınları devralacak çocuklarımıza, gençlerimize, güvenli ve mamur, kalıcı ve sağlıklı bir yurt bir Devlet vadedemiyoruz. Çocuklarımıza “yarınlar sizindir” diyemiyoruz! Onlara aş iş temin edemiyor, “ ezelden ebede gelip giderken bu vatan size kalacaktır” diyemiyoruz!
BİR yıl, on yıl, yirmi otuz yıl değil…
NE vaat edildiğince 1974’den sonra taçlandırabildik savaşları barışla ekonomiyle… Ne Kuzey’in esiri olmak yerine efendisi olabildik!
HÂLÂ da bilemiyor göremiyoruz! Mesela cocuklarımızı okutuyoruz Avrupalarda.. Sonra ya askere gitmek için bekletiyoruz kuyruklarda, ya dış ülkelere itiyoruz. Belki hayat hakkı sağlayabilirler ihtimalinde..
…ESKİDEN şairin şiirini ağız dolusu bir coşkuda haykırırdık: “Ben yanmasam sen yanmasan nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa aydınlığaa!”
Yandık yakıldık ama hâlâ o ışığın huzmesini bile göremedik. Elektriksiz karanlıklar da bedava!
HER NEYSE: Kurban bayramınız kutlu olsun.BELE
































