Köşe Yazarları

Bayram derken…


 “Gözlerimi onun muhteşem başından ve taş gövdesinden ayırmadım” diye yazdı.

Daha sonra şunları belirtti heyecanla:

“Kim bu, kendini bu derece içten saydıran? Sur üstünde bir kale gibi kurulmuş caminin içine girip yatan? Kim bu, sırtındaki bayrağı kana bulanmış ipekten adam? Kim bu, tek kelime söylemeden asırlar boyunca huzuruna gelenlere sağlığındaki gibi hala emir veren, kumanda eden kahraman? Kim bu üstündeki ay-yıldızı ebediyetlere taşıyan insan?”

Hasan Ali Yücel 1950’li yılarda Kıbrıs’a geldiğinde Bayraktar Camii’ne gitmiş ve oradaki türbeyi ziyaret etmişti.

Anlatılanlara göre ilk Osmanlı bayrağı Kostanza Burcu’na dikilmişti ki bayrağı diken asker orada ölmüştü.

Adı bilinmiyor.

Bayrağı taşıdığı için Bayraktar olarak biliniyor.

Tabyanın adı da ondan geliyor ki adına bir de cami yaptırılmış…

O camiye bomba atılacaktı, gövdesi taştan, bayrağı kana bulanmış ipekten adamın yattığı yere.

Bombanın hangi nedenlerle atıldığı ve hangi tarafın bu işi planladığı biliniyor lakin konumuz bu değil.

Konumuz bayram…

Musalla (Barbaro) tabyasında Üç Şehidalar (Üç Şehitler) yatar.

Tabyaların dışında Lefkoşa’nın birçok sokağında da 1571’deki fetih sırasında ölen kimi Osmanlı askerlerinin adına yatırlar olduğu bilinir.

Musalla ve Bayraktar burçlarında bu yatır ve türbeler olduğundan iki tabya bu özellikleri ile göz doldurmaktaydı

Ne var ki tabyalar paramparça.

O kültürel yolculuğun önüne barikatlar konmuş.

Her iki “taraf” tarafından!

Hani bir soru sorsanız mangalda kül bırakmazlar…

Musalla “yasak bölge” olalı çok oldu.

Bir tabyayı yasak hale getirdiler.

Sözde Mücahitler Sitesi’ydi…

O tabya civarında oturan İstanbul, Reşadiye ve Turan Sokak’larda oturan ahalinin anıları paramparça.

Ayasofya (Selimiye) Camii’nde paramparça olan her şey gibi.

Tabyadaki anılar çoktan silinmiş.

Bir dönem bayram yeri orada kurulurdu.

Günler öncesinden bayram için hazırlanan Musalla tabyası, temiz-tertipli bir gelinevi gibi misafirlerini beklerdi.

Köylü, kentli, kasabalı o tabya ile kucaklaşırdı.

Üç Şehida’ların gölgesinde yaşanırdı bayramlar ki gece kandilleri yanardı.

Trenyolu’ndan Girne Kapısı’na doğru yol alanlar tabyada yanan loş ışıklarla yıldızları takip ederdi…

Ne trenyolu kaldı ne tabya ne o bayramlar…

Bayram diyecektik ama başka konular tsunami gibi gelip geçiyor üstünden işte!

Selimiye’nin önemi dikkatli ve yayılmacı bir toplum mühendisliği eşliğinde uyduruk Hala Sultan Camii’ne kaydırılmış.

Hani minareleri kürdandan!

Protokol orada bayram tebriki kabul etmiş.

O, buranın tarihi değil.

Uydurma tarih-kültür yaratma çabası insanları ayrıştırmaktan başka bir şeye yaramaz.



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı