Aslında bugüne kadar yaşanan olumlu gelişmelerde epeyce yüksek bir payı bulunan ama zaman zaman tarafların sert hareketlerine ve özellikle tetikçi Rum gazetecilerin hakaretamiz saldırılarına maruz kalan ama her defasında yılmayıp da sadece iki lider arasında değil, anavatanlar ile Güvenlik Konseyi’nin kaprisli üyeleri arasında mekik dokuyan BM Genel Sekreteri`nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide benze bu sürecin mütevazı kahramanıdır.
Bu mütevazı kahraman, sadece yeni uzlaşılara varılması için arabuluculuk yapmıyor, şuanda başına gelen gibi kopan bir süreci, gerilen sinirleri tamir etmek için de uğraşıyor.
Bu açıdan da bakıldığında aslında iki kat takdir edilmeyi hak ediyor.
İşte bu mütevazı arabulucu BM Genel Sekreteri`nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, dün Akıncı ve Anastasiades ile görüşmekle kalmadı, CTP gibi olası bir çözümde kilit rol oynayacak, şimdiki krizin aşılmasında katkıda bulunacak unsurlarla görüşmeye başladı.
Eide’nin bu çabaları iki lider arasındaki Mont Pelerin başarısızlığının unutulması ve görüşmelerin derhal başlamasıdır.
Muhtemeldir ki Eide bu amacına ulaşacaktır.
İki lider en geç bu hafta sonu yeniden buluşmaya başlayacaklardır.
Başlayacaklardır da ne olacak?
Yine aynı kısır döngü içinde yeni bir başarısızlığa imza atmak için mi uğraşacaklar, yoksa kısa sürede uzlaşmaya varıp iki toplumu referanduma mı götürecekler?
***
İkinci Mont Pelerin çöküşü ve sonrasında tarafların birbirlerine yönelttikleri suçlamalardan ve kendi pozisyonlarını savunmak amacıyla ortaya koyduklarından anlaşılan şudur ki aslında iki taraf arasında üzerinde uzlaşıya varılamayacak derin görüş ayrılıkları yoktur.
Daha düz bir söylemle, taraflar bir uzlaşmaya çok yakındırlar.
Ve eğer anavatanlarının da desteğini alırlarsa dillere pelensek olan “2016’da çözüm” hedefine çok rahat ulaşabilirler.
Peki bunun için ne yapılması gerekir?
***
Yeni bir şey icat etmelerine gerek yoktur.
Bugüne kadar birçok konuda vardıkları uzlaşma yöntemini aynen uygulamaları yeterlidir.
Yani al-ver sürecine sadık kalmaları.
Bir taraftan toprak isterken diğer taraftan siyasi eşitliği vermemek değil her ikisinde de rasyonel bir noktaya gelmeleri gerekir.
Garantilerde illa ki içinden çıkılmaz bir çatışma ortamı yaratma değil yerleşik tabulardan kurtularak yeni uzlaşılara imza atılabilir.
İşte bunların olması ve 2016’da bir çözüme ulaşılabilmesi için önce liderlerin kararlılığı sonra da anavatanların iradesi gerekir.
Aksi yeni Mont Pelerin benzeri hüsranla sonuçlanacaktır…
































