Köşe Yazarları

Başka Bahara Kalsın







Mevsim kış,




Lefkoşa’da ıslak bir sabah.



Çocukların okul için erken uyanmaları lazım, kalksınlar mı kalkmasınlar mı,

Gözler mahmur.

Önce ahşap radyolar açılırdı,

Yurttan Sesler korosu şarkılarına çoktan başlarken,

Nihavent bir şarkı eşliğinde sütçü kapıya dayanır,

Güğümünden bir maşrapa alarak kapıya gelir,

Kapının cömertçe açılacağını bilir,

O sabah henüz şafak doğmadan yeni sağılmış sütü kendisine uzatılan kaba doldururdu.

Taze süt sabah kahvaltısı için hazırlanırdı ki buram buram kokardı.

Kahvaltı genellikle süt, gabira, hellim, reçelden ibaretti.

Yurttan Sesler korosu bir şarkıyı bitirir bir şarkıya başlarken,

Lefkoşa sokakları ıslak,

Kiremitliler, duvarlar, ahşap kapılar ve panjurlar sırılsıklam,,

Hisarlarda toprak kokusu,

Kalplerde aşk,

Yağmur bir yağar bir durur; kendi şarkısını söylerdi…

Kıbrıs meselesi yine vardı, hiç bitmeyecekmiş gibiydi.

Ama kimsenin aklına kırk yıl süreceği gelmezdi.

Yurttan Sesler korosu biter, Kıbrıs meselesi bitmezdi.

O dönemlerde de politikacılar işkembeden atardı doğrusu.

Ama bu mesele başka zamana kalsın…

Öyle ıslak bir Lefkoşa sabahında,

Yurttan Sesler Korosunun nağmeleri kulağınızda çınlarken okul yolunda yürür,

Rast gelirse sevdiğinizi siyah okul üniformaları içinde görür,

O an ayaklarınız adım atmayı unutur,

Birkaç bisikletliye selam verir,

Ve Yağmurun bir yağıp bir yağmadığı saatlerde seyyar satıcıların telaşına tanık olur,

Nöbetini bitirmiş arkadaşınızla Girne kapısında buluşur,

Uyarsa Kuğulu Park’ta beş on dakika vakit geçirir,

Nihayetinde okula varırdınız.

Erol Özçelik sabah konuşmasına çoktan hazırlanmış olurdu…

Yazarların yazdıklarından çok yazamadıkları daha önemlidir.

Böyle bir sürü yazar vardır.

Ama bu mesele ciddidir divana kalsın…

Cumhur, Hıfzı, Taner, Yusuf , Hasan ve ben Genç Sanatseverler Derneğindeydik,

Görüşmeler bugünkü gibi çoktan başlamıştı,

Bugünkü gibi bir şey olacağı yoktu,

Şiir yarışmaları düzenlenir,

Tiyatrolar yapılır,

Nazım’ı, Yaşar Kemal’i o yıllarda öğrenmiştik,

Dünyada bir şeyler oluyordu,

Bize de bir şeyler oluyordu,

Bir tarafta aşk, bir tarafta devrim,

Hangisi zaferle taçlanacaktı,

Bayağı bocalıyordu insan,

Lakin bu mesele başka zamana kalsın…

Diyeceğim,

Lefkoşa ıslanınca biz de ıslanırdık,

Tepeden tırnağa ıpıslak kuşlar misali.

Gerçekten,

Samimi söylüyorum,

Yeğenim Sami de duysun,

Yağmurlardan korkan olmamıştır bu adada,

Bundan gayrısı bilinmiyordu yeğen.

Günümüzün çakma yerlerinde yaşananları saymazsak…

O yıllarda,

Aşklar gizli yaşanırdı,

Düşmanlıklar açıktan açığa.

Değişmeyen bu kaldı ne halse,

Ama ne demek istediğimiz,

Başka bahara kalsın…

 









Başa dön tuşu