“Başgan” filmi yarın akşam gösterime başlıyor

5 Mayıs 2016 Perşembe | 08:45

 

Yapımcılığını  yönetmen Orhan Eskiköy’ün yaptığı ve oyunculuklarını toplumumuzun tanınmış politikacılarından Arif Salih Kırdağ ile eşi Hülya Kırdağ’ın üstlendikleri  “Başgan” filmi 6-12 mayıs tarihleri arasında Mısırlızade Sineması’nda gösterime başlıyor. Bir hafta boyunca sadece akşam 20.30 seansları sırasında gösterilecek film, ayni zamanda İstanbul Film Festivali’nde belgesel dalında gösterime değer bulunmuştu. Daha şimdiden Marsilya, Seul ve Atina film festivallerinden davet almış olan film, oldukça ilgi çekeceğe benziyor.

Yönetmen Orhan Eskiköy ve filme danışmanlık yapan Mete Hatay ile filmin içeriğini ve hazırlanış sürecini konuştuk. Neden Arif Salih Kırdağ ve neden Kuzey Kıbrıs’taki siyaseti tercih ettiklerini sorduk.

İlginç ve düşündürücü cevaplar aldık.

Yönetmen Orhan Aksoy, ilk profesyonel filmi “iki dil bir bavul”u  2008 yılında yapmış ve o yıl Kıbrıs’a taşınmış. Burada bazı televizyon kanallarında çalışmış. Film çekildikten 6 ay kadar sonra, Türkiye’de büyük ilgi görmeye başlamış. Sinemalarda 100 binin üzerinde izleyici ile buluşmuş, 40’tan fazla festivalde gösterim almış ve 15 ödül kazanmış. Bu başarı üzerine şöyle bir soru ile karşılaşmaya başlamış “Kıbrıs’ta neden film çekmiyorsun?” Orhan Eskiköy, yaşadığı süreci şöyle anlatıyor: “Ben buralarda yabancı olarak hissediyorum kendimi..

Ne yapacağımı bilemedim, çünkü kendi memleketimden uzakta idim. Bir taraftan bir senaryo yazmaya başladım bir taraftan da etrafımda gözlemler yapmaya başladım. 2012 yılında “babamın sesi” filmini yaptım. Bu film de epey dolaştı  ödüller aldı, sonra dönüp buraya tekrar bakmaya başladım. En etkileyici hikayenin toplumlararası sorunlarda yaşanan acılar olabileceğini fark ettim ama bunu yapmaya içim el vermedi. Çünkü Türkiye’deki çalışmalarım da bu tema üzerineydi ve ruhum son derecede etkilenmişti.

Bir gün Lefkoşa’da dolaşırken, seçim afişleri ile karşılaştım. Ve aradığımı bulduğuma karar verdim. Çünkü kendisine “Başgan” denen, kendisini Başkan gibi oynayan bir karakter olduğunu farkettim. Bu arada Türkiye’de de başkanlık sistemine geçme yönünde hararetli tartışmalar başlamıştı. Sordum ki bu adam çok defalar aday olmuş.

Neden bunu yapıyor diye sorular sormaya başlamıştım ki kendimi bir projenin içinde buldum. Pojeyi Mete ile Mete Hatay’la tartışmaya başlayınca, bu adamın Kıbrıs’ı anlamak ve anlatmak için iyi bir malzeme olabileceği sonucuna vardım.

Yönetmen Eskiköy’e çekimler boyunca  Arif Salih Kırdağ ile yaşadığı deneyimleri sorduk. “Bir siyasetçi ile ilişki kurmak çok da kolay bir iş değil. Siyasetçilerin en çok yalan söyleyebilen kimseler oldukları söyleniyor. Rollerini o kadar iyi oynarlar ki çoğu zaman yalan söylediklerini bile anlayamazsınız. Ama Arif beyin böyle bir özelliği yok. Söyledikleri ile kendi kendini bile yalanlayabilen bir adam.

Kimileri diyorlar ki o siyasetçi falan değil. Ben kibire çok karşıyım.

Birisi seçme ve seçilme hakkını kullanıyorsa ve iktidar arayışı içinde ise ona siyasetçi denir.

basgan filmi vizyonda

Başgan filminin yönetmeni Orhan Eskiköy ve filmin danışmanı sosyal araştırmalar uzmanı ve yazarımız Mete Hatay ile filme yönelik yaptığımız söyleşi şöyle:

Soru: Kimileri düşünüyorlar ki; Toplumun en aykırı hatta dengesiz birisi ile film yapmanın amacı, siyaset üstünden Kıbrıslı Türkleri küçük düşürmektir. Hatta sırf bu yüzden filmin temasını değersizleştirmeye çalışanlar bile var. Ne dersiniz?

Orhan Eskiköy: Küçük yerlerde insanların birbirleri ile dalga geçmesini, alay etmesini çok da yadırgamıyorum. Bu her yerde böyledir.

Farklılıklara karşı acımasız olabiliriz. Arif Bey toplumun farklılarından birisi. Onun ilk girdiği seçime baktığımızda hiç de böyle değildi. Eğitim almış, bürokraside çalışmış, partisi ve adayları olan politik bir figür görünümünde idi. Ama öyle bile olmasa, doğruları, farklılıkları üzerinden anlatmak da bir yöntemdir.

Unutmamak gerekir ki Kıbrıs’ta devlet yapılanmasında ve siyasette çoğu şeyler çok da düzgün değil. Varmış gibi, oluyormuş gibi gösterilmeye çalışılan şeyler var. Arif Bey, bu “mış gibi” halin en göz önündeki örneğidir bence.

 

Soru: Bu filmin yapımında Arif Bey size ne oranda yardımcı oldu? Ne kadar bir süre birlikte çalıştınız?

Orhan Eskiköy: Arif Bey’le toplamda 20 gün çekim yaptık. Son cumhurbaşkanlığı adaylığına müracaatı ile başladık. Çekimler sırasında büyük ölçüde uyumlu çalıştık ancak sıra siyasi görüşlerimizi konuşmaya geldiği zamanlarda uzlaşmazlıklarımız oldu. Arif Bey sağcı ve muhafazakar birisi. Bu kimliğinden taviz vermeye niyeti yok. Ben onun doğallığına saygı göstererek iş yaptım. O nereye giderse ve derse onu izledim ve kaydettim. Filmin hiçbir karesinde bir yönlendirme yapmadım. Hatta çiçekleri sulama sahneleri bile kendi doğallığı içinde oldu. Bize evini açtı, kahve içtik, yemek yedik ona müteşekkirim.

 

Soru: Kıbrıs’ta en aykırı kişiliklerden birisi olan bir figür üzerinden Kıbrıs’ın profilini sergilemeye çalıştınız. Bu çaba zor ve iddialı bir iş. Bu içeriği tek başınıza mı oluşturdunuz?

Orhan Eskiköy: Bu ülke nasıl bir ülkedir, bu insanlar nasıl insanlardırlar diye 8 yıldan beridir gözlemler yapıyorum. Film özelinde Mete Hatay bana yardımcı oldu. Bana farklı kesimlerle uzun röportajlar yapmamı önerdi. Pek çok kişi ile bu röportajları yaptık.

Bu konuşmalardan büyük bir derinlik elde ettik ancak ben maalesef bu röportajları filmimde kullanamadım. Bu röportajlardan, siyasetin nasıl işlediğine dair izlenimler ve bilgiler elde ettim.

 

Diğer liderleri de izlemek istedim, karşılaştırmalı bir film yapmak istedim ama baktım ki bu iş için gerekli olan bütçe beni çok aşacak bu yüzden bundan vazgeçtim. Buna rağmen, mesela o dönem cumhurbaşkanı olan  Derviş Eroğlu’nun bir pazar yeri etkinliğinden görüntüler almaya çalıştım ancak engellendim. Kızı bize müsaade etmedi, bizi kovaladı.

Şuna getirmek istiyorum; Bize soruyorlar ya neden bu adamın filmini yapıyorsunuz diye. Ben de diyorum ki Derviş Eroğlu’nun filmi hiç yapılamaz . Dünyada çekilmiş çok sayıda başkan filmleri var. Yine ayni şekilde Tayyip Erdoğan’ın filmini yapabilir misiniz? Yapamazsınız.

Yaparım derseniz ve yaparsanız o film bir belgesel olmaz, olsa olsa propaganda filmi olur.

 

Mete Hatay: Eğer kurumlaşmış siyasetçilerle film yapmak isterseniz, o siyasetçinin doğruları üzerinden bir film yapmanıza izin verirler. Ya o liderin doğrusunu yanlışını sorgulamadan yanına yaklaşmanız gerekir ya da tamamen muhalif bir noktadan yaklaşmanız gerekir. Oysa bu filmle, Arif Salih Kırdağ’ın samimi ve doğal halleri üzerinden, Kıbrıslı Türklerin iki arada bir derede yani arafta kalma halleri, o belirsizlik halleri ortaya çıkarılmış oldu. Çünkü bu filmde insanlar, samimi bir şekilde düşüncelerini, inançlarını ve inançsızlıklarını hiçbir kısıtlama koymadan ortaya koymuş oldular. İnançlarını ve beklentilerini Kırdağ’ın yüzüne karşı söylüyorlar.

 

Orhan Eskiköy: Gittiğimiz her köyde her kahvede bize ‘kardeşim sen nereden geldin?’ diye soran olmadı. Bütün dertleri duyulmak bu insanların. Duyulup duyulmayacağını da bilmeden bir umutla, o kamera orada diye Arif Bey üzerinden dışarıya mesaj gönderiyorlar. Orada dışa vurumcu bir psikoloji çalışıyor. Ama Eroğlu’nun pazar yeri ziyaretindeki iletişim öyle değildi. Birkaçı elini sıktı, bazıları selam vermesinler diye görmezden geldiler ama kimse kendini duyursun diye bir çaba göstermedi. Oysa Kırdağ’ın peşinde giderken insanların ‘ne olacak bu memleketin hali’ veya ‘sana oy versek ne olacak hiçbir şey değişmeyecek’ diyerek pozisyon aldıklarını gördük. Gündelik konuşmaların yani ‘sen burada hiçbir şey yapamazsın Türkiye’den izin almak zorundasın’ veya ‘Türkiye olmadan biz bir hiçiz’ gibi tespitlerin bir filmde yer almasını çok önemsiyorum. Çünkü bu söylemler sokakta kayboluyor. Evet herkes bir birine belki bir şeyler söylüyor ama bu söylenenlerin bir filmde toparlanması belgesel bir kayıt niteliğinde.

 

Soru: Filmin geleceğini konuşalım biraz. İstanbul Film Festivali’ne katıldı, Kıbrıs’ta gösterime giriyor. Filmin daha başka bir yolculuğu var mı?

Orhan Eskiköy:  İlginç bir gelişme oldu, film Marsilya, Seul ve Atina film festivallerinden teklif aldı. Bizim için Seul’den teklif gelmesi ilginç oldu. Seul festivali buralara uzak bir merkez ve sanırım ki ülkede son dönemlerde yaşanan siyasi kırılmalar sonucu bizim film onlar açısından değer kazandı. Öyle anlaşılıyor ki filmin bir yolculuğu olacak ama bunu zaman belirleyecek.

 

Soru: Film kaç dakikalıktır ve Kıbrıs gösterimi kaç gün sürecek?

Orhan Eskiköy:  Film 75 dakikalıktır. Mısırlızade Sineması’nda, 6-12 mayıs tarihleri arasında günde bir seans, saat 20.30 seansında gösterim alacak.

 

Soru: Mete Hatay’a soralım. Filmi nasıl buldunuz?

Mete Hatay: Arif Salih Kırdağ, filmin İstanbul Film festivali gösterimi sonrasında yaptığı konuşmada, “bu film aslında beni değil, bir eşekarısı kovanı olan Kıbrıs’ı gösterdi” dedi. Kırdağ filmi ilk defa festivalde görmüş oldu ve “yaşar yaşamaz toplumun halini izledik”

dedi. Arif beyin bu tespitleri aslında bizim vermeye çalıştığımız temayı özetler gibiydi. Kıbrıs Türkünün o Limbo’da asılı kalmış halini en azından o da görmüş oldu. Toplumun çelişkilerini, Türkiye ile olan aşk ve nefret ilişkisini film açıkça ortaya koydu. Filmin festival izleyicileri de, yaşanmakta olan çelişkileri film üzerinden anladıklarına dair tepkilerde ve yorumlarda bulundular.

 

Soru: Haksızlık etmemek ve Arif beyin eşi hakkında da soru sormak gerekiyor. Nerede ise Arif bey kadar rol almış. O’nu nasıl buldunuz?

Orhan Eskiköy: Ben çekimler sırasında da fark etmiştim ki Arif Bey’in eşi filmde ciddi bir denge unsuru oldu. Hülya Hanım Arif Bey’in her şeyi, kendi deyimi ile yaveri. Hülya Hanım’ı, inanmak ile inanmamak arasında var olan ince çizgi üzerinden tarif etmemiz gerekiyor. Hani aslında inanmazsınız ama bunu belli etmezsiniz. İşte Hülya hanım bu belgeselde bu rolü oynadı.

Arif Bey’de çok büyük bir inanç vardı “bir gün elbet ben bu başkanlığı kazanacağım” inancı. Hülya Hanım Arif Bey’in bu aşırıya kaçmış inançlarını gerçekçi bir zemine çekmek için harika bir çaba sarf etti.

 

Soru: Son sorumuzu Arif Bey’in gelecek hesapları üzerine soralım. Sizce bu film Arif Bey’i toplumda başkanlık yarışına tekrar girişmesine teşvik edici olur mu?

Orhan Eskiköy: Sanırım öyle. Devam edecek gibi görünüyor.

 

Çok teşekkür ederiz filminizin başarılı olmasını dileriz.