İNSANLIĞI UNUTMAMALIYIZ: Günay Çerkez’e göre başarının sırrı adil olmaktan ve insanlığını unutmamaktan geçiyor. Bunu anlatırken de Mevlana’nın, “Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” sözünü örnek veriyor
SİYASET ODAKLI EKONOMİ ÖNÜMÜZÜ KESİYOR: KKTC’de hükümetlerin ekonomi odaklı siyaset yerine siyaset odaklı ekonomi politikaları izlemelerinin iş insanlarının önünü kestiğini belirten Çerkez, özel sektöre acil destek çağrısında bulunuyor
Kader BALIKÇI
KKTC ekonomisinin mihenk taşlarından Dr. Günay Çerkez, İş’te Başarı röportajlar dizimizin bugünkü konuğu. KKTCell ve Kıbrısonline ile iletişim, Korineum Golf & Beach Resort ile turizm, Korman Construction ile inşaat sektörlerinde önemli hizmet ve yatırımlar gerçekleştirerek adanın ekonomik tarihine damgasını vuran Çerkez, uzun yıllardır vergi şampiyonları listesinin tepelerinde yer alıyor. Son olarak 2012 yılı vergilendirme döneminde şahısların ödediği vergilerde üçüncü sırada yer aldı. Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın iki dönemdir Başkanlığı’nı yürüten Günay Çerkez, 2007’de ülkenin ilk golf tesisi olan Korineum Golf & Beach Resort’u 2500m3/günlük deniz suyu arıtma kurarak ülkeye kazandırıp önemli bir yatırıma imzasını atmıştır. Bu girişimi nedeniyle “Çılgın Türk” olarak tanımlandı. Sahip olduğu vizyonla bir ilki gerçekleştiren Çerkez’in uluslararası standartlardaki bu eserinin bir benzeri hala Ada’da inşa edilemedi. Dr. Çerkez, başarının yolunun adil olmak ve insanlığımızı unutmamaktan geçtiğini söylüyor. Mevlana’nın “Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” sözünü örnek veren Çerkez, tüm samimiyeti ve içtenliğiyle KKTC’de adil ve uluslararası standartlarda hizmet veren şeffaf ve hesap verebilir bir yönetimin bulunmasının en büyük hayali olduğunu belirtiyor. İngiltere’den kesin dönüş yaptığı 1991 yılından beri, okul aile birliği başkanlıkları, Eğitim Vakfı kurucu başkanı olarak 10 yıl başkanlığı döneminde eğitim sektörüne ciddi katkılarla, Müteahhitler birliği başkanlığı ve birçok hayır kurumuna maddi ve manevi destekleri ile vatanına büyük hizmetlerde bulunan Doktor Günay Çerkez’in açıklamalarında ve hikayesinde herkesin çıkartacağı çok önemli dersler bulunuyor.
En ünlü Çerkez
-İş yaşamınıza hangi yıllarda başladınız?
Mutluyakalıyız. Dedem 1880 yılında Türkiye’den Kıbrıs’a göç etmiş. 1906’da Kıbrıs’ı yöneten İngilizler Çerkezleri eski Kıbrıs haritalarında Limasol’da Çerkez Çiftliği olarak bilinen bölgeye yerleştirmiş. 1930’lu yılların sonlarında tüm aile Mutluyaka’ya yerleşmiş. 1947 yılında Mutluyaka’da dünyaya geldim. Kıbrıs’taki eğitimimin ardından 1965 yılında üniversitede okumak için gemiyle İngiltere’ye gittim. O dönemlerde şimdiki gibi uçakla sık sık ülkemize gidip gelemezdik. Ailemi görmek için ilk kez 1970 yılında dönebilmiştim. Brunel Üniversitesi Elektrik Bölümü’nü bitirip, doktoramı tamamladıktan sonra İngiltere’de çeşitli müşavirlik şirketlerinde üst düzey yönetici olarak görev aldım. 1976’da çocuk doktoru Hacer Hanım’la evlendim. 1991 yılına kadar İngiltere’de yaşadık. 1991’de ülkemize kesin dönüş yaptık. 2 kızımız ve bir oğlumuz var. Kızlarımdan Dervişe Çerkez Güryel avukatlık yapıyor. Dil ve Konuşma Terapisi Eğitimi gören diğer kızımız Meryem Çerkez Gürtunç ise Korineum Golf & Beach Resort’un Koordinatörlüğü görevini yürütüyor. Oğlumuz Hasan ise şirketlerimde benimle birlikte görev yapıyor.
-Günay Çerkez’in çalışma ilkeleri ve başarısının sırları nelerdir?
Başarılı olmak için yapacağımız işi çok iyi çalışmamız lazım. Hedef en doğru, en kaliteli ürün ya da hizmeti sunmak olmalıdır. Adil olmak gerekir. İnsanlığımızı ve Mevlana’nın: “Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol.” sözlerini hiçbir zaman unutmamalıyız.
-Hayatınızın dönüm noktası nedir?
Çeşitli dönüm noktaları yaşadık. Ancak en önemlisi İngiltere’deki iş hayatımı bırakıp 27.5 yıl sonra tekrar ülkeme dönmek oldu.
Acele işe şeytan karışır
-Zorluklara karşı nasıl tepki verirsiniz?
Konuyu iyice muhakeme ederim. Adil ve yapıcı olmak için soruna karşı tarafın açısından da bakarım. En iyi yaklaşımın ne olabileceğini düşünürüm. Sıkıntının sebebine göre konuyu ekibimle paylaşırım, mutlaka görüş ve düşüncelerini alıp değerlendiririm. Ne derler bilirsiniz, “Acele işe şeytan karışır.”
–Hayatta nasıl bir iz bırakmak istersiniz?
Çalışkan, dürüst, ülkesini, vatanını seven, iyi bir aile reisi, sosyal sorumluluklarının farkında olan bir kişi olarak iz bırakmak isterim. İnsanlar beni, sadece yüzüme karşı değil, arkamdan da, çok iyi, çok adil, çok yardımsever olarak bilip, öyle anıyorlarsa bu iyi bir izdir.
-Pişmanlıklarınız, keşkeleriniz oldu mu?
Tabii ki her insanın olur. Geriye bakınca benim de bazen keşke İngiltere’de kalsaydım dediğim zamanlar oldu. Ada’daki engeller, bürokratik hantallık, hükümetlerin ekonomi odaklı siyaset yerine siyaset odaklı ekonomi politikaları izlemeleri iş insanlarını boğar. İşte böyle zamanlarda keşke dediğim oldu. Ama doğduğun ülkede yaşamak, ülkemde iş imkanları yaratmak her şeyin önüne geçiyor.
.jpg)
Kıbrıs’ta yaşamın kendisi risk
-İş yaşamınızda riske girer misiniz?
Risksiz başarı olmaz. Tabii ki hesaplanmış risk almak gerekir. Ama Kıbrıs’ta yaşamanın kendisi bir risk. Ada’nın mevcut şartlarından ötürü riskler otomatik olarak karşınıza çıkar. Kıbrıs’ta kaygan zemin üzerinde iş kurmak ve iş hayatını devam ettirmek kendi başına büyük bir risk. Tanınmıyorsunuz, izolasyon var, kaliteli iş gücüne ulaşmak zor ve pahalı, uluslararası para piyasalarına ulaşamıyorsunuz. Bu nedenle riskleri doğru yönetmek gerekiyor. Başarının yolu riski doğru yönetmekten ve fırsatları doğru zamanda değerlendirmekten geçiyor.
-Adanın şartları iş yaşamına nasıl etki ediyor?
Kıbrıs’ta makul bir hayat düzenini sürdürmek için birden fazla işle uğraşmak zorundasınız. Ada’daki bütün iş insanları Ada’nın mevcut şartları nedeniyle 3-4 farklı sektörde birden hizmet vermek mecburiyetinde kalıyor. Yeterli nüfus olmadığı için bunu yapmaya mecbursunuz. Ama KKTC’de iş yapmak gerçekten çok zor. Devlet dairelerinde ve bakanlıklardaki dağınıklık, otorite eksikliği iş yapabilirliliği çok etkiliyor. Ülke olarak tanınmamak, izolasyonlar altında bulunmak iş yaşamını olumsuz etkiliyor. Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunması KKTC iş hayatına olumlu bir ivme kazandıracaktır.
Rumlar kalıcı çözüm istemiyor
-Kıbrıs sorununun çözümündeki en büyük engel nedir?
Rum tarafı adil ve kalıcı bir çözüme ihtiyaç duymuyor. Çünkü Rumlar AB üyesi oldu ve şu haliyle çözümsüzlük onlar için daha iyi bir seçenek. Rum yönetiminin siyasi eşitliği paylaşmak gibi bir niyeti yok. Onlar Türklerin azınlık haklarıyla yönetilebileceği bir çözüm istiyor. Bu da asla kabul edilebilecek bir durum değildir. Halbuki bütünlüklü bir çözüm Rumlara daha büyük bir fayda getirecektir. Limanların açılmasıyla pek çok ülkeye ulaşabileceklerdir. Dış yatırımlar artacaktır. Böylesi bir çözüm tüm adayı ekonomik olarak uçuracaktır. 50 yılı aşkın süredir bu kriz sürüyor. NATO bile Afganistan’dan çıkıyor. Ancak BM Barış Gücü, sorunun çözülememesi nedeniyle dünyada en uzun süre görev yaptığı ülke olan Kıbrıs topraklarındaki varlığını sürdürüyor. Kıbrıs Türkleri içinde bulunduğu durumu hak etmemiştir. Türk tarafının uzun yıllar stratejik, planlı ve programlı hareket etmemesi, lobi faaliyetlerinin değerinin anlaşılmaması, Rumların ise planlı hareket etmesi Kıbrıs sorununun çözümünde ek sıkıntılar yaratıyor. Kıbrıs Türkü içinde bulunduğu durumu hak etmemiştir. Bu bizim yarattığımız bir durum değil. Daha kaç nesil böyle doğup, böyle büyüyüp, böyle ölecektir? Kıbrıs Türkü’nün işlediği uluslararası bir suç da yok. Eğer varsa bizi Lahey’e götürsünler yargılasınlar. Bu suçu işleyen ülkeler bile cezalarını çektikten sonra hukuk çerçevesinde dünyadaki yerini alır ve yoluna devam eder.
-KKTC hükümetlerinin ekonomi odaklı siyaset yapmadığını söylediniz. Bu yöndeki siyasetin iş yaşamına etkileri nelerdir?
Artık dünyanın gelişmiş ekonomilerinde 3 önemli unsur başarıyı belirler. Bunlar; verimlilik, rekabet edebilirlilik ve özel sektör odaklı yönetim şekillerinin hükümetlere yerleşmesi. Bizim ülkemizde ise sadece şimdi değil gelmiş geçmiş tüm hükümetler tamamen siyaset odaklı ekonomi politikaları izlemektedir. Tamamen kamu odaklı icraatlar vardır. Özel sektör bizim ülkemizde unutulmuş. Bürokrasiyle önü kesiliyor. Özel sektörün varlığı kamu üzerinde bir kambur olarak görülüyor. Gelişmiş ülkelerde gelir kaynağı olan özel sektörü koruyacak ve güçlendirecek yasalar çıkartılıyor, bu yönde stratejiler belirleniyor. Halbuki bizdeki yasalar vatandaşı ve işletmeleri yürütmeye karşı korumak için yapılması gerekirken tam tersine güçlü olan yürütmeyi daha da fazla korumak için yapılmaktadır.
Kriz masası kurulmalı
-Türkiye’nin adadaki yatırımları ve katkıları için neler söyleyebilirsiniz?
Türkiye’nin Kıbrıs’a yaptığı yatırımlar ve sağladığı güvenlik tabii ki çok önemli. Ama iki ülke arasındaki ilişkiyi ve yapılan katkıları iyi değerlendirmek gerekir. Katkıların kişilere göre değil, Kıbrıs Türk halkının ihtiyaçlarına ve geleceğini güvene alınmasına göre şekillendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’ye çok ciddi şekilde bağımlıyız. Bu durum da bulunduğumuz konumdan dolayı doğal karşılanmalıdır. Seyahatimiz, ticaretimiz, ithalatımız ve ihracatımız Türkiye üzerinden yapılıyor. Türk lirası kullanıyoruz. TL geçtiğimiz 8 ayda ve özellikle son 1.5 ayda ciddi değer kaybetmiştir. Bu % 28-29’luk bir devalüasyon anlamına gelmektedir. Tamamen kontrolümüz dışında olan TL’nin değer kaybı bize büyük sıkıntılar yaratmaktadır. KKTC hükümetinin bunu Ankara ile konuşması ve acilen kriz masası kurması gerekmektedir. Zamanlı ve doğru müdahaleler yapılmaması daha da büyük sorunlara yol açar ve bunun bedeli de büyük olur. Hükümetimizin bugüne kadar konu ile hiçbir girişim yapmayıp suskun kalmasını anlamak mümkün değildir. Bu gidişle çok yakında birçok kişi ve işletmeler çok ciddi sıkıntılara girerek iflasların artacağı aşikardır. Bu durum hükümet gelirlerine de yansıyacağından ülkenin bir kaosa sürüklenmesi kaçınılmaz olacaktır.
KKTC’yi şirket yönetsin
-Kamu odaklı hükümet anlayışının ülkeye bedeli nedir?
Bedeli elbette çok ağır oluyor. Kıbrıs Türk ekonomisinin kendi ayakları üzerinde durması için kamu odaklı hükümet anlayışının bir an önce terk edilmesi gerekmektedir. Ülkemizde büyük çelişkiler yaşanıyor. Kamuda çalışan 30 bin kişi var. Özel sektörle kıyasladığınız zaman bu çok büyük bir rakamdır. Ülke bütçesinin yüzde 86’sı kamu maaşlarına gidiyor. Bizde kamu en büyük işveren durumunda. Yani iş gücü açısından özel sektörün en büyük rakibi kamu. Halbuki en büyük işveren özel sektör olmalıydı. Bir diğer çelişki de özel sektörün en büyük müşterisinin kamu olmasıdır. Halbuki dünyada devletler, güvenlik, eğitim ve sağlıkla uğraşır. Ve hatta bu konularda bile mümkün olduğunca özel sektöre kapıları açar. Bir de bizim devletimize bakın.!
294 bin kişilik bir ülkeyiz. Bu nüfusu yönetmek için 3.8 milyar TL’lik bütçenin yüzde 86’sı kullanılıyor. Bunun yerine 294 bin kişinin yönetimi için uluslararası bir ihaleye çıksak, bize şimdi aldığımız hizmetin daha iyisini verecek yönetici şirketler mevcuttur. Eminim o yönetici şirket aldığımız tüm hizmetleri üçte bir fiyatına eksiksiz, zamanında ve istenilen kalitede yerine getirebilir. Yani 550-600 milyon dolara 294 bin kişi profesyonelce ve zamanlı bir şekilde yönetilebilinir. Zaten dünya standartlarına göre ülkenin verimli ve efektif yönetilebilmesi için kamu maaşlarının bütçenin %35’ni aşmaması gerekiyor. Biliyorsunuz dünyada bizim nüfusumuz kadar personeli olan binlerce işletme bulunuyor. E-devlete ve verimli çalışan bir kamu yapısına kavuşmak şarttır. Bu durumda ülke daha iyi yönetilecek, herkes daha mutlu olacak, verimlilik, iş yapabilirlilik oranları artacaktır.
-2013 nasıl bir yıldı?
Genel olarak şirketler için kayıp bir yıldı. Seçimler, kurultaylar ve hükümet krizleriyle geçti. Bunlar olurken ülkede hayat durdu. Bu durum ülke ekonomisini olumsuz etkiledi. Ama hükümetlerimiz için öncelikli iş ekonomi değildir. Bu hükümet 5 aydır iktidarda ve döviz krizine rağmen ekonomi ile ilgili henüz bir aksiyon almamıştır ve iyileştirme için tek bir adım atılmamıştır. Bir ülkenin ekonomisi susmakla yönetilemez.
***
– En büyük başarınız:
Başarıları iş ve sosyal açıdan ayırmak gerekir. İş açısından en büyük başarımız KKTCell’in Ada’ya gelmesidir. Sosyal açıdan Kıbrıs Türk Eğitim Vakfı’nın kurulması.
-En büyük hayaliniz:
Kıbrıs sorununun çözülmesi, KKTC’de adil ve uluslararası standartlarda hizmet veren ekonomi odaklı bir yönetimin bulunması.
– Son okuduğunuz kitap: Çılgın Türkler Kıbrıs.
-Sevdiğiniz söz: Her şeyin çoğu azı gibi zararlıdır.
-Ölüme dair: Tabiatın kuralı. Hiç kimsenin kaçamayacağı bir yol.
































