Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Baş çelişki kavramın yoksa boşuna mücadele edersin

Montana sürecinden sonra, aydınlarımızın kafası iyice karıştı.

       Bu kafa karışıklığından kurtulmanın yolu, felsefeye yeniden gerekli önemi vermektir.

       Hayatımızın her evresinde, birçok karmaşık sorunla  karşılaşabiliriz. Bu karmaşık sorunlara yaklaşım yöntemimiz, sorunları çözüp çözemememizde etkili olacaktır.

       Özellikle toplumsal olaylarda, birçok önemli çelişkiyle karşılaşabiliriz.

Bu çelişkilere aynı önemi verirsek, kafa karışıklığımız iyice artar ve bu da umutsuzluğu pompalamaktan başka hiçbir işe yaramaz.

      

       Dünyadaki çelişmelere bakışta iki farklı yol vardır. Bunlardan birincisi idealist yaklaşım olan ve metafizikten beslenen akımdır. Bu akıma göre, çelişmeleri ortaya çıkaran ve belirleyen , kontrol edemediğimiz güçlerdir. Özellikle dini çevreler ve düzenin devamından yana olan güçler, insanların bilinçlerini karıştırmak için, bu akımı her alanda desteklerler.

       İkinci yol ise, olaylara diyalektik bir bakışla bakmaktır.

Çelişki, bütün şeylerin gelişme sürecinde vardır ve her şeyin gelişme sürecinde baştan sona kadar devam eder.

Çelişkinin özgüllüğü sorunuyla ilgili olarak tahlil edilmesi gereken iki nokta daha vardır: BAŞ ÇELİŞKİ  ve bir çelişkinin ana yönü.

Karmaşık bir şeyin gelişme sürecinde birçok çelişki vardır; bunlardan birinin varlığı ya da gelişmesi, öteki çelişkilerin varlığını ve gelişmesini belirler ya da bunlar üzerinde etkili olur ki, işte bu, BAŞ ÇELİŞKİDİR.

Bundan dolayı, bir süreçte birkaç çelişki varsa, bunlardan yalnızca bir tanesi baş ve belirleyici rolü oynar, geri kalanı, ikincildir ve ikinci derecede bir yer tutar.

 

Kıbrıs’ta , İçinde bulunduğumuz süreçte, tüm diğer çelişmeleri etkileyen ve o kalkmadıkça , bizi rahatsız eden çelişmelerden kurtulmamızı engelleyen çelişkiye baş çelişki diyoruz.

       Kıbrıs’ta yaşayan, ister Rum, ister İngiliz isterse Maronit olsun, hayatlarının akışını belirleyen  ANA çelişki, Kıbrıs Sorunundaki Durağanlık ve geleceğin doğru şekilde ÖRGÜTLENEMEMESİDİR.

       Bu hareketsizlik ve ateşkes hali, tüm Kıbrıslıları derinden etkilemekte ve bu durum, hayattaki ciddi adımların gelişme yönünde tayin edici olmaktadır.

       Aydınlarımızın, kendi iç bahçemizi temizleme söylemleri, Baş Çelişkide önemli bir değişim yapamadığı için, mümkün değildir.

       Türkiye’nin her alanda gittikçe artan kontrolünün nedeni de, özellikle Rumların, Kıbrıs Türklerini eşit ortak görememesi ve çözüm için RİSK ÜSTLENMEYEN politikalarından GÜÇ ALMAKTADIR.

       Rum politikacılarında, BAŞ ÇELİŞKİ kavramında berrak bir bakış açısı oluşması, Ortodoks kilisesinin metafizik etkisinin gücüyle , kolay kolay gerçekleşemiyecektir.

       Bu ise, Kostantinopolis’in İstanbul olması sürecinden başka bir sonuca YOL AÇMAZ.

       Bu SONUÇ  ise, Kıbrıs Türk aydınlarının berrak bakış açılarının olmamasından beslenerek, daha da hızlanmaktadır.