Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Türkiye

‘Balyoz kararı sonrası gizli belge davaları çöktü’

Geçen hafta İzmir 5.Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam duruşmalarda ikinci iddianamenin okunması da tamamlandı. Davaya bu hafta sanık sorguları ve avukat beyanlarının alınmasıyla devam ediliyor. Sanık avukatlarından Murat Ergün, mahkemeye ulaşan TÜBİTAK raporunda imzası olan bir bilirkişinin Kafes ve Poyrazköy davalarında da görev aldığını, kendisine güvensizlik nedeniyle itiraz edildiğini vurgulayarak, şunları söyledi:

"KAFES VE POYRAZKÖY RAPORLARINDA İMZASI VAR"
“TÜBİTAK raporundaki bilirkişilerden biri Kafes ve Poyrazköy davasındaki raporda da imzası olan Burak Akoğuz. O zaman da hazırladıkları ön raporlara itiraz etmiştik. İki ay sonra raporlarını değiştirdiler. Biz de burada bu kez  mahkemeye ‘TÜBİTAK’a güvenmiyoruz. TÜBİTAK’tan istemeyin’ diye itiraz ettik. Ancak yine TÜBİTAK’a gitti, yine imzası olanlardan biri aynı bilirkişi. Ve yine Kafes ve Poyrazköy’deki gibi aynı kelimelerle görüş bildirip rapor hazırlamışlar. Yine fahiş hatalar yapmışlar. Hatta davanın kaderini değiştirecek hatalar yapmışlar. 69 sayfalık rapora daha ilk sorudan itibaren mahkemeyi  hataya sevk edebilecek cevap verilmiş.

"LAFI YİNE DOLANDIRMIŞ"
Mahkemenin ‘Bu dijital verilere hukuka uygun el konulmuş mudur’ sorusuna 'CMK 134’e göre dijitallere imaj alınarak el konur. Burada da imaj alındığı için deliller hukuka uygundur’ yanıtı verilmiş. Ancak CMK 134, dijitallerin el koyma anında imajının alınmasını emretmektedir. Oysa Bilgin Özkaynak’tan elde edildiği söylenen dijitallerin, Sapanca’da el konduktan çok sonra İzmir’de imajları alınmıştır. Dolayısıyla kanuna aykırı işlem yapılmıştır. Bilirkişi bu hususu yok sayarak, yapılan hukuksuz işleme meşruiyet kazandırmaya çalışmaktadır. Ayrıca mahkemenin bazı sorduğu sorulara TÜBİTAK raporunda cevap verilmediğini görüyoruz. Lafı yine dolandırmış. Mahkemenin ihtiyacı olan 69 sayfa teknik anlatım değil. Biz bu dijitallere güvenelim mi güvenmeyelim mi sorusunun yanıtı. Sanık avukatlarından gelen yüzlerce sayfadan oluşan soruların 69 sayfada cevaplanması da aslında mümkün değildir.”

"YANGINDAN MAL KAÇIRIR GİBİ HAZIRLANDI"
Ergün, ikinci iddianamede de birincideki gibi çelişkiler olduğunu kaydederek, “Savcıların iddianameyi hazırlamadan önce şüphelinin hem lehine hem aleyhine olan bütün kanıtları toplaması lazım. Sanığın lehine olan en önemli kanıtlardan bir tanesi de sanığın kendisini savunmasıdır. Savcı, hiçbir sanığa hiçbir şey sormadan iddianame yazdı. Bu ikinci iddianame tam özel yetkili mahkemelerin kaldırılacağı haftaya denk geldi. Dolayısıyla sanki yangından mal kaçırır gibi hazırlandı“ dedi. Sanık avukatlarından Atilla Ertekin ise oluşturulan belgelerin çoğunda oluşturma tarihi olmadığını kaydederek, “Diğer iddianamede belgelerin oluşturma tarihleri bulunuyordu. Ancak bu iddianamede belgelerin çoğunda oluşturma tarihi yok. Bunda da diğerinde olduğu gibi dijital sahtecilik var. Bu dava AYM’nin Balyoz kararından sonra çökmüştür” dedi.