Demokrat Parti kararını verdi.
Eğitim Bakanı Hasan Taçoy olacak.
DP içerisinde bu konu çok tartışıldı.
Elbette taliplileri de çoktu.
Dıştan atanmak isteyen de oldu, milletvekilleri de talip oldu.
Öğretmen olan ama vekilliği kazandığı için okullarda görev yapamayan Hüseyin Alanlı da göreve talip oldu…
“Okul aile birliği başkanlığı yaptım, haliyle tecrübem var, bakanlık da yaparım” diyen Menteş Gündüz de… (Hey Allah’ım)
Dr. Hakan Dinçyürek ve Hasan Taçoy arasında kalan Serdar Denktaş, “sendikalarla Taçoy’un baş edebileceği” kanaatine varmış olmalı ki, Taçoy ismi ağır bastı.
Bugün, Hasan Taçoy’un bakanlığı açıklanacak.
Genel sekreter Dinçyürek
Bu durumda, Hasan Taçoy’un genel sekreterliği devam etmeyecek.
DP içerisinde, genel sekreterlik için en güçlü isim Hakan Dinçyürek.
Dr. Dinçyürek’in, “partiye daha fazla zaman ayırabilirim” kararı vermesi halinde, DP’nin enerjik ve genç bir genel sekreteri olacak.
Altınay: DAÜ’ye siyasi darbe
Mehmet Altınay…
Hayatının hiçbir yönünde, siyasi olarak yolu DAÜ Rektörü Prof. Dr. Abdullah Öztoprak ile kesişmedi.
Altınay, “Özal hükümetine başkaldıran” bir ekibin parçası.
Kendisini DAÜ’ye adadı.
Kısa bir eğitim bakanlığı dönemi hariç, hep orada.
“DAÜ’de önce VYK özerk olmalı” diye yazdım dün.
Siyasetçi, VYK aracılığı ile yönetiyor DAÜ’yü.
Haliyle, “özerklik” de VYK’nın istediği kadar.
Baksanıza, DAÜ Senatosu bile bir şey ifade etmiyor siyasiler için.
Hocam Altınay, siyasetin DAÜ içerisinde bu kadar etkin olmasından rahatsız.
Partisi TDP’ye de tepkili.
Dün yapılan basın açıklaması nedeniyle, TDP Başkanı Cemal Özyiğit’in sendikacılarca yanlış yönlendirildiğini düşünüyor, hatta öfkeli.
DAÜ’de demokratik bir sürecin ardından rektör seçildiğini anlatan Altınay, “Beni ilgilendiren Rektörün Sayın Öztoprak olması değil. Burada, demokratik bir yolla bir isim rektörlüğe seçildi. Bizim sahip çıkmamız gereken bu demokratik akademik ortamdır. Kimin rektör seçildiği ay da seçileceği sonraki bir konu…” görüşünü öne sürdü.
Altınay hocaya göre, “CTP ve DP tarafından atılan adım DAÜ’ye yönelik siyasi bir darbe”…
Hatta, “üniversite de bu yolla ciddi bir tehdidin” altına atılmakta.
Peki, “Senato bu durumda ne yapacak” diye sormadan edemedim…
“Boynumuzu büküp oturmayacağız. Bizim, demokratik ve özerk bir DAÜ’den başka bir beklentimiz yok” dedi.
Devam etti:
“Konu Abdullah Öztoprak hoca değil. Burada özne DAÜ’dür. Maalesef, sendikalar da siyasi partilere sığınarak, DAÜ’yü siyasi bir kaosun içine çekiyorlar. Senato bu baskılara boyun eğmeyecektir. Senatonun desteğini almayan, siyasi oyunlarla rektör olan biri, DAÜ’ye ne verebilir? Bu okulu nasıl yönetecek?
DAÜ, demokratik, özerk ve şeffaf bir üniversite konumundadır şu an. Bunu korumak ve devam ettirmek hepimizin görevidir. Tekrar ediyorum. Burada konu Abdullah hoca değildir. Katılımcı ve demokratik bir üniversite istiyor muyuz, istemiyor muyuz? O aşamadayız…”
Hocam dolu.
Tepkili…
Öfkeli…
Herkesin bu dönemde “iki kez düşünerek” adım atması gerektiği görüşünde…
Beyarmudu KKTC’ye hoş geldi
Komik ülkeyiz…
Değil miyiz?
Gerçekten öyleyiz.
Baksanıza…
40 yıl aradan sonra, Beyarmudu halkını “KKTC’leştirmek” için Kıb- Tek düğmeye bastı.
Böylelikle Beyarmudu halkı da KKTC gerçekleri ile tanıştı.
AKSA’da arıza var, elektrik gider…
Yüksek gerilim hatlarında aşırı yüklenme var, elektrik gider…
Karayolları Dairesi yolu kazar, elektrik gider.
Özel şirket yolu kazar, elektrik gider…
Yağmur yağar elektrik gider, seller akar elektrik gider.
Ya Beyarmudu’nda yaşayan sevgili kardeşlerim, ağabeylerim, ablalarım…
Sizin bu isyanınız var ya?
Biz alıştık.
“Ha yine gitmiş elektrik” deyip, telefonun ışığı ile devam ediyoruz hayata…
KKTC’ye hoş geldiniz…
































