Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bakalım ‘’hakemlik’’ denenebilecek mi?

Geçen hafta başında iki liderden karşılıklı gelen demeçler çözüm bulma sürecinde ‘’dışarıdan hakemlik’’ ihtiyacının bana göre ilk ciddi sinyalini verdi.

İki lider ne kadar uyumlu çalıştıklarını söyleseler de Kıbrıs sorununun ‘’tilkinin kuyruğu gibi ne kısalan ne de uzayan’’ konularını kendi başlarına bırakılırlarsa çözmeleri mümkün olmayacağını düşündürttü.

Birlikte çözüm iki lider ne kadar uyumlu oldukları söylenirse söylensin eşitler arasında olabilir. Sorunu bir taraf azınlık-çoğunluk diğer taraf da eşitlik olarak görmeye devam ettiği sürece de çözüm pek mümkün olmayabilir. Ne birbirimizi yiyelim ne de gaza gelelim.

Buna rağmen ‘’bu ikilinin uyumundan’’ daha iyisini yakalamak mümkün olmaz denilerek dışarıdan hakemlikle çözüme son bir hamle ile ulaşmak değerlendirilmesi gereken bir husus olacaktır.

Bunun için dışarıdan hakemlikle çözüme ulaşma olasılığını gündeme gelmeden önce bugün farklı açılardan değerlendirmekte farkındalık yaratma ve kamuoyunu hazırlama adına fayda vardır.

xxx

Hakemlikle ihtilaf çözmek adaletli bir şekilde yapılmış olsa da sonrasında ilişkininin sürdürülebilir olup olmayacağı düşündürücü olan bir yöntemdir.

Kendileri anlaşamayanların dışarıdan hakemlikle çözüm bulup sonrasında birlikte adayı yönetmeleri ne derece mümkün olur sorusunu doğurur.

Ama iki taraf dışındaki ülkeler ‘’dışarıdan hakemliği’’ çözüm üreten bir toplumlararası algıya çevirme niyeti taşıyorsa, çözüm sonrası da ihtiyaç haline gelmesi için değerlendirilmek istenecektir. Bu da ‘’hakemliğin’’ ilk anda akla gelmeyecek olan boyutudur.

xxx

Rum tarafı ‘’hakemliğe’’ daha koparabileceği taviz olduğu ve hakemlik sonucunda gidilecek bir referandumda şu an yine ‘’hayır’’ çıkma olasılığını yüksek gördüğü için sıcak bakmamaktadır. Bu iki olasılık canlı durduğu sürece de sıcak bakmayacaktır.

Diğer taraftan da hakemlik sonucunda bir ya da her iki tarafın referandumda hayır diyeceği bir sonuç BM ve batı dünyası tarafından göze alınır mı sorusu gündeme gelecektir. Böyle bir sonuç en fazla kime zarar verir, kime kazanç sağlar hesaplanacaktır.

Hakemlik sonucunda çıkacak çözüm önerisi ile referanduma gitmek mi yoksa bir kez daha çözümü ertelemek mi daha doğru olur? Hakemlik konusu bu çerçevede gündeme gelecektir.

Bölgedeki gelişmeler sonucunda ve özellikle Rusya’nın hiç olmadığı kadar bölgenin içine aktif olarak girdiği bir dönemde bu kararı vermek düne göre çok daha bol değişkenli zor bir hesabı gerektirir.

Öncesinde iki liderin her şey yolunda gidiyor demeçleri ile geçtiğimiz hafta başında art arda gelen geçmişi anımsatan söylemlerinin toplamını, ‘’hakemliğe’’ davetiye çıkardıkları mesaj olarak görüyorum.

Bu ‘’davetiye’’ karşısında her şeyin yolunda gittiğini söyleyen BM ve batının takınacağı tavır ne olur? 

Beklenenin aksine hakemliğin üreteceği olası başarısız bir referandum denemesi yerine daha az maliyetli olacağı düşünülecek statükonun devamı kararı ile pekâlâ sonuçlanabilir. Bunun için ne olduğunu anlamadan gaza gelmeyelim temkinli duruşumuzla ağır olalım. Aksi takdirde ilk gelen yalancı sıcaklarla erik ağacı gibi çiçek açıp bir kez daha bu sonucu yaratan ‘’donla’’ ayazda baş başa kalınır. Geçenlerde yabancı bir konuğunun kabulünde karizma yapıp İngilizce olarak ‘’ümit en son ölür’’ (‘’hope dies last’’) diyen Akıncı gibi bir sonraki baharı bekler duruma geçilir.

Hoş Akıncı bir taraftan da yine jön aktör edasıyla karizma yapıp bunun ‘’son şans’’ olduğunu da ikide bir söyleyip duruyor. Neyin ve daha da önemlisi kimin son şansı olduğunu da başka bir yazıda irdeleyelim.