Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bahçeli’nin “ilhak” çıkışını ben böyle okuyorum

Türkiye medyasında günlerdir “KKTC’de seçimi AKP kaybetti”yorumu yapılıyor. Oysa seçimin ardından TC Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere, aralarında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve  AKP adına isimlerin de yer aldığı Tufan Erhürman’ı tebrik edenler listesine bakıp Devlet Bahçeli’nin henüz net sonuçlar çıkmadan yaptığı açıklamalara kulak verince durum pek de öyle görünmüyor.  Üstelik Bahçeli’nin, partisinin grup toplantısında dillendirdiği ilhak çağrısı “AK Parti değil ama seçimi kaybeden belli ki MHP olmuş” yorumlarına neden oluyor. Elbette Türkiye iç siyasetinde son dönem yaşanan tüm sıcak gelişmelerde işaret fişeğini Bahçeli’nin attığı düşünüldüğünde kaygılanmamak elde değil. Fakat durum bu kez son derece farklı.

 

Neden mi? Anlatmaya çalışayım…

 

Bir kere bu dil ve ilhak söylemi bırakın halihazırda Türkiye’nin son dönem artan baskıcı ve dayatmacı politikalarından rahatsız olan kesimi; en TMT’ci, en milliyetçi, en Türkiye sevdalısı Kıbrıslı Türkte bile karşılık bulabilecek bir söylem değil. Gençliği mücahit olarak hem okuyup hem nöbette geçen bir nesil ve onların çocukları ya da torunları, sonu ilhak olacak bir yol için mi verdik biz bu var olma mücadelesini diye sormaz mı? 

Kaldı ki “paradigma değiştirdik, artık Kıbrıs Sorunu için çözüm modelimiz iki devletlilik” denilen, bunu savunan aday Ersin Tatar seçimi kazanamadığı için çıkarılan bu tantanada, %36 oyla tarihi bir hezimet yaşanması, bırakın 82. il tartışması başlatmayı, Türkiye Cumhuriyeti’nin KKTC’de yürüttüğü politikaları gözden geçirmesi için bir vesile olmalı. 

 

Bugünün dünya düzeni ve bölgesel gelişmeleri düşünülüp Türkiye’nin dış politika angajmanlarına baktığınızda, bırakın egemen dediği, eşitliğini savunduğu ve dünyada tek tanıyanı olduğu ülkeyi ilhak etmeyi, değişen bölgesel iklim ve yaklaşımlarla  %63 gibi güçlü bir toplum desteğini alan Erhürman’la daha ılımlı bür sürece girmesi daha olası diye düşünüyorum. Dolayısıyla Bahçeli’nin adada kimsenin duymaya dahi tahammül edemediği “ilhak” kelimesindeki ısrarının altında yatan neden,  Kıbrıs’ta çözüm ikliminin ılımanlaşma ihtimali olamaz mı?

 

Bu noktada Kıbrıslı Türklerin Cumhurbaşkanlığı seçiminde verdiği “kutuplaştırıcı söyleme prim vermeyeceğiz, ayrışmayacağız, bölmeye çalışacaklar bölünmeyeceğiz, hür irademizi sandığa yansıtacağız” mesajı yeterince net alınıp anlaşılmalı. Tarihi, kültürü, ilişkileri ve sevgisi ile bağlı olduğu Türkiye ile yakın istişare edilerek yürütülen ancak Kıbrıslı Türkleri görünmez olma hissinden kurtaracak bir yaklaşım, yeni dönemde iki ülke ilişkilerine çok iyi gelecek.

 

Bu ortamda tüm gerilim artırma amacı taşıyan açıklamalara karşın bizlerin yapması gereken, ısrarla ve inatla savunmamız gereken, dün olduğu gibi bugün de irademiz ve değerini yükseltmemiz gereken toplum olma bilincimiz diye düşünüyorum.

 

Sandıkta verilen net mesajın rahatsız ettiği kesimler tarafından kurgulanan kutuplaştırıcı/çatışmacı bu dile verilecek en iyi yanıt, sağduyuyu elden bırakmadan bir kalabilmek ve “yok hükmümdedir” diyebilmek.