Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Az cesur olun… Yoksa gün gele bu sistem başınıza yıkılır

Türkiye’nin 2015 yılında KKTC bütçesine yapmış olduğu katkı 216 milyon TL.

2015’in son günü bu kaynağın kalan dilimi olan 62.5 milyon TL yattı.
Ekim, Kasım ve Aralık maaşları sıkıntı içerisinde ödenirken, Türkiye’nin “Suyu şöyle yönetin, Kıb- Tek’te böyle yapın” baskıları, hükümetin üzerinde oldu.
Bunun karşılığı olarak da “bütçeye öngörülen kaynak” aktarılmadı.
Bu “tavrı” bir yere not etmekte fayda vardır.
Geçmişte, her Aralık ayında, bir baskı yapıldı.
Ercan öyle talan edildi… O fotoğrafı unutmam…
Göç Yasası da böyle bir Aralık günü geldi…
İlk kez bu Aralık “bir hükümet” pes etmedi…
Su yönetimi konusunda diretti.
Kıb- Tek konusunda diretti.
Bu işler bazı gazeteci arkadaşlarımın, bu toplumu da aşağılayarak, “Para Türkiye’de her halde mesajı aldınız” demesi gibi değil. 
Biz karar vereceğiz, biz yapacağız.
Elektriği de biz yöneteceğiz, suyu da biz yöneteceğiz.
Ama nasıl yöneteceğimize biz karar vereceğiz.
Bunun bedeli 13’üncü maaşların geç ödenmesi mi?
Maaşların geç ödenmesi mi?
Çiftçinin geç ödenmesi mi?
Ne ise o… Devlet “faizi de öderim” diyecek, ama “yapmak istemediği, bu topluma bol gelen, huzursuz eden uygulamalara” girmeyecek.

Peki biz ne yapacağız?
Belki daha önce de yazdım ama…
Esas soru budur…
“Biz ne yapacağız?”
Yapısal sorunlarımız çok ciddi boyutlarda.
Düşünün devlet 50 milyon TL öngörüp ek mesaiye yılda 80 milyon TL ödüyor…
Üstelik ek mesai hizmeti verilen alanlarda da ciddi sorunlar var…
İşadamı, “Ekstra para ödemeden hiçbir işimiz dönmüyor” demeye başladı.
Nasıl anlarsanız anlayın…
Bunun böyle devam edemeyeceği aşikar.
Vatandaş hem vergisini veriyor, hem de devletin vermesi gereken hizmet için ek para ödüyor.
Sağlıkta…
Eğitimde…
Kamu hizmetlerinde…
Önce karar vermemiz gereken budur.
Sonrası kendiliğinden gelir.
“Biz ne yapacağız?” diye sormaya başladık mı?
Gerisi kolay.

Türkiye mi söyleyecek?
Eyvallah…
Türkiye ile ciddi ilişkiler var.
Türkiye burayı askeri bir üs olarak kullanıyor.
Ama bunun için KKTC’ye para vermek zorunda değil.
Uluslar arası anlaşmalardan doğan hakkı var.
74 sonrası oluşan fiili durum var.
“Türkiye vermedi” üzerinden bir kavga son derece onur kırıcıdır.
İthalat- ihracat dengemiz rezalet.
Yerli üretime gerekli ilgiyi gösteremedik.
“Kalitenin ve ucuzluğun” değil, hep tinyözlüğün peşinden koştuk.
Sübvansiye ile, teşvik ile bir çok sektörü hormonlayarak batmasını sağladık.
Üretim önceliğimiz olmadı.
Vergi toplamayı beceremedik.
Dolaylı vergilerle adaleti öldürdük.
Az kazanan da çok kazanan da bu ülkede hep “az” vergi verdi.
Çünkü çok kazanan da “az kazanan” kadar az vergi verdi.
Kumarhanelere peşkeş çektik meydanı…
Şimdi siyaseti de finanse eden onlar…
Bu alanda dahi yapılması gereken düzenlemeler yapılamıyor.
Ne yapmamız gerektiğini bize protokollerle “Türkiye” mi söyleyecek?
Bu halka ayıptır, yazıktır…

Az cesur olun…
Yapılması gerekenler bellidir.
39 vekille bu hükümet yapamazsa, daha da biri yapamaz.
CTP- UBP elini taşın altına koyacak.
Kamu reformu mu?
Yapacak…
Kıb- Tek’te yapısal düzenlemeler mi?
Yapacak…
Seçim ve Halkoylaması Yasası mı?
Yapacak…
Özerk DAÜ yasası mı?
Yapacak…
Çalışma saatlerimi mi?
Düzenleyecek…
Vardiya sistemi mi?
Sağlıkta döner sermaye mi?
Kumarhanelerde makine sayısı başına değil, oynanan kumar parasından vergi almak mi?
Korkmayacak…
Trollere teslim olmayacak…
“Seçimi finanse ediyor” diye baronlara teslim olmayacak.
Daha ucuz bir hayat…
Daha kaliteli hizmet veren bir kamu düzeni…
Vergi adaleti…
Özel sektör ile kamunun işbirliği…
İş dünyasını öcü gibi görmekten vazgeçecek siyaset…
Daha nitelikli bir özel sektör yaratacak.
Yaratacak ki, Her Aralık ayında biz böyle “rezil” olmayalım…
Bir dik duralım…
Bir adam gibi yaşayalım…
Aksi rezalettir…
Bugün yaşadıklarımızdır…
Bu halka layık gördüğünüz eğer buysa…
Gün gelir bu sistemi CTP ve UBP’nin başına yine bu halk yıkar…
O günler de çok uzak değil…