Röportaj

Avukat enflasyonu kaliteyi düşürüyor


HER ALANDA SIKINTI: Yüksek Mahkeme Başkanı Şafak Öneri, ülkedeki suçun önlenmesine yönelik cesur saptamalarda bulunarak, yargıdan polise, tüm birimlere ciddi uyarılar yaptı. Polisin kendisine çekidüzen vermesi gerektiğini söyleyen Öneri, hızla artan avukat sayısının da kaliteyi düşürdüğünün altını çizdi

POLİS TEŞKİLATI: Polis teşkilatının trafik konusunda caydırıcı gücü kalmadığını söyleyen Şafak Öneri: Üniformalı polis her zaman görevdedir. Trafikte görüyorum, sokaklar altüst, polis çekiliyor, müdahale etmiyor. Birileri polise sokaktan çekilin mi dedi? Polisin de kendine çekidüzen vermesi gerekir. Polis alımında daha hassas olunmalı, adli suçlara polisin de karışmasından rahatsızım

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ: Anayasa değişikliklerinin halk tarafından referandumda reddedilmesi konusunda kendilerini suçlamanın doğru olmadığını söyleyen Şafak Öneri: Yasayı yapanlar, Meclis ne kadar sahiplendi, benimsedi de biz benimsemedik. Anayasası’nın reddedilmesinde biz mi suçlu olduk

AVUKAT ENFLASYONU: Ülkede aşırı derecede avukat bulunmasının kaliteyi düşürdüğünü söyleyen Öneri, bu konuda esas sorunun KKTC üniversitelerinin, öğrenim görenlere Kıbrıs hukukunu öğretmemesinden kaynaklandığını belirtti

Baykan Gürses Özdağ
Yüksek Mahkeme Başkanı Şafak Öneri, ülkedeki suçun önlenmesine yönelik cesur saptamalarda bulunarak, yargıdan polise, tüm birimlere ciddi uyarılar yaptı.
Polisin kendisine çekidüzen vermesi gerektiğini söyleyen Öneri, hızla artan avukat sayısının da kaliteyi düşürdüğünün altını çizdi.
Yüksek Mahkeme Başkanı Şafak Öneri, ülke gündeminden yargının iç işleyişine kadar Havadis’in sorularını yanıtladı.
Adli yıl açılışında yargının sorunlarının dışında ülke sorunlarına da değinen Yüksek Mahkeme Başkanı en büyük rahatsızlığının denetimsizlik olduğunun altını çizdi. Ülkede başta uyuşturucu, trafik ve çevre konularında ciddi bir denetimsizliğin hakim olduğunu söyleyen Öneri, bu konuda ilgili makamların zafiyet içinde olduğunun altını çizdi.
Şafak Öneri, Havadis’in sorularına cesur cevaplar verdi, önerilerini paylaştı:

“Toplumun dertlerini ve sıkıntılarını bizler de yaşıyoruz”
Soru: Adli yılın açılış töreninde yaptığınız konuşmada yargının işleyişinin yanı sıra toplumsal anlamada ciddi bir soruna dikkat çekerek, ülkede her alanda ciddi bir denetimsizlik bulunduğunu söylediniz.
Öneri:
Yargı konuşmaz, genel kural budur. Bunun tek bir sebebi vardır, o da polemik yaratmaktan kaçınmaktır. Özellikle siyasi polemiklere yargının dahil olması kadar toplumu yıpratan bir şey olamaz. Günlük siyasi olaylara yargının dahil edilmesini önlemek amacı taşır.
Yüksek Mahkeme veya Yargıçlar toplumun dışında olmayan kişilerdir. Toplumun dert ve problemlerini aynen yaşayan insanlarız. Toplumdan birisi olarak, ama yetkili bir makamda olan birisi olarak söylenmiştir. Amaç da etkili olmasıdır.

“Uyuşturucunun artmasında başıbozukluk ve denetimsizlik etkendir”
Soru:  Ceza davalarının en üst sırasında uyuşturucunun yer aldığına dikkat çektiniz. Bu konuda yasal düzenlemeler mi yetersiz, yoksa bu artış denetimsizlikten mi kaynaklanıyor?
Öneri:
Suçun karşılığında yasalar yeterlidir. 15 yıla kadar hapislik cezaları vardır. Mahkeme kararlarına bakarsanız da böyle bir cezanın ya hiç verilmediğini ya da buna yakın cezaların hiç verilmediğini göreceksiniz. Bu ceza vermedeki yetersizlik değildir. Bu her olayın kendine göre olgularından kaynaklanan cezalardır.
Benim burada vurgulamak istediğim şey, küçük bir ülkedeki uyuşturucu miktarıydı. Sınırlar ve gümrükler belli nasıl olur da bu kadar çok uyuşturucu bu ülkede olabilir. Bana göre artışın sebebi, başıbozukluk ve denetimsizliktir.
Ben doğru düzgün, sıkı bir denetim yapılsa, gerek gümrük kapılarında gerekse diğer sınırlarda denetim olsa, bu uyuşturucu bu ülkeye nasıl girebilir. Bunda da ısrarlıyım. Sıkı denetim şarttır. Sıkı denetim yapılmadığı takdirde uyuşturucu davaları artarak devam edecek.

“Denetim konusunda zafiyet yaşanıyor”
Soru: Dediğiniz noktada sıkı bir denetim yapılmamasının nedeni nedir?
Öneri:
Bence bu bir zafiyettir. İlgili makamların kötü niyetini asla kabul etmem. Devlet bir bütündür, bireysel kötü olabilir ama devletin böyle bir zihniyette olması mümkün değil.
Dolayısıyla bir denetim eksikliği var. Bu işle de görevli kötü niyetli olabilecek kişileri de denetleme eksikliği var.
Herkes kendi işleyişine çeki düzen verirse sanırım bu denetimle görevli makamlar işini tam yaparsa bu sorun da diğer sorunlar gibi çözülür.

“Popülizm, denetimsizlik getirdi”
Soru: Trafik konusunda da denetimsizlik var diyorsunuz.
Öneri:
Trafikle ilgili, çevreyle ilgili de bu vurguyu yaptım. Her konuda yaptım. Ben bilhassa çevreyle ilgili konularda popülizmin galip geldiğini ve ondan dolayı bu kadar karmaşa yaşadığımızı düşünüyorum.
Trafikte de benzer bir durum var. Yollarda zabıta görmezsiniz. Gördükleriniz de iyi niyetli çalışıyor ama yeterli değildir. Belediye zabıtasına istediğiniz kadar görev verin bu iş polisin caydırıcı gücü gibi olmaz.

“Geciken adalet öz eleştirimizdir”
Soru: Adaletin geç işliyor olması, bir güvensizlik sorunu yaratmıyor mu? Neden bu yöndeki sıkıntılar aşılamıyor?
Öneri:
Toplum adına bunu duyduğuma üzüldüm. Toplumda tek güvenilecek organ yargıdır. Eğer bu doğruysa ki ben doğru olduğunu söylerim. O zaman bu yöndeki endişe böyle bir yapıya dahi yapılıyorsa, vay toplumun haline…
Artık diğerlerini düşünün. Hâkimlerin tümü de iyi niyetlidir, kimsenin bundan şüphesi olmasın. Bazı durumlarda meseleyi tam kavrayamamaktan, yanlış kararlar da verilebilir.
Ortaya bir mağdur çıkarsa da bu yüzden istinaf mahkemeleri vardır. Yargılamanın iki bacaklı olmasının nedeni de budur.
Benim burada tespit ettiğim şey geciken adalettir. Bu kendimizin bir öz eleştirisidir. Bütün davalar gecikir diye bir şey yok. Bunu kabul etmem. Gecikmesinin sebebi, mahkemeye düşen payı sanıldığı gibi, çok fazla değildir.
Bundaki payımız tehirlere çok fazla itibar etmemizdir. Hakim sayımız yetersizdir. Sayı yetersiz olunca iş yükümüz de artıyor. Çözümü palyatif olarak hakim sayısını artırmaktır. Anayasa buna engel, Anayasa bunu 8 sayısı ile sınırladı. Anayasa değişikliği paketinde hakim sayısını 1 heyet daha oluşturulacak şekilde yükseltme imkanı vardı.
Şu an için Yüksek Mahkemenin yargıç sayısının artırılması mümkün değildir. Kaza mahkemesi hakimleri ile ilgili olarak o olanak vardır. Ama kadro artırmak yeterli değil. Bu insanlar nereye oturacak?
Oda yok, oda bulursunuz ama salon yok. Salonsuz duruşma olmaz. Problemin kaynağını bağımsızlıkta görüyorum. Yargı bağımsız değilse, bunlar olacak.
Öznel olarak yargıçlar bağımsızdır. Bağımsız karar verilebiliyor. Ama bağımsızlık sadece bu değildir. Öznel bağımsızlığın yanında, bir de nesnel bağımsızlık gerekiyor. Yargının mali bağımsızlığının da olması lazım. O zaman adalet adına daha iyi hizmetler verebilirdik. Yargı bağımsızlığının hem öznel hem de mali olmalıdır.

“Yasaları Meclis yapar”
Soru: Hukukçu bir milletvekili tarafından, yargının her şeyi Meclis’ten beklediği yönünde bir eleştirisi oldu. Yargının bu eleştiri bağlamında bir rol üstlenmemesinin nedeni nedir?
Öneri:
Kastedilen Anayasa değişiklik paketi de dahil, herhangi bir yasaya katkı koymaksa düşünülen, bu doğru değildir. Çünkü o yasayı daha sonra siz denetleyeceksiniz. Sizin katkıda bulunduğunuz bir yasayı, yine sizin denetlemeniz hukuki mi olur?
Tahmin ederim ki kastedilen bu değildir, bunun olmaması lazım. Ama buysa doğru bir düşünce tarzı değildir. Herkes kendi görevini yapar.
Meclis yasa yapar, Yüksek Mahkemenin katkısının olması mümkün değildir, görüş bile vermez. Çünkü daha sonra doğru yapılıp yapılmadığını siz denetleyeceksiniz. Hem yapıp hem denetleyeceğiniz bir yapı yoktur. Anayasa konusunda çok katkımız oldu.

“Anayasa’nın reddedilmesinde biz mi suçlu olduk”
Soru: Yargı Anayasa değişikliklerini sahiplendi mi?
Öneri: Ne yapacaktık? Sahiplenmeme ne demek, Meclis çok mu sahiplendi. Yasayı yapanlar çok mu benimsedi de biz benimsemedik. Anayasası’nın reddedilmesinde biz mi suçlu olduk. Yargıyı suçlamak doğru değil.

***

“Avukat enflasyonu kaliteyi düşürüyor”

Avukat sayısındaki artışın, kaliteyi düşürdüğünü, bunu baroların da kabul ettiğini anlatan Öneri, hukukçu yetiştiren üniversitelerin, Kıbrıs hukukunu öğretmemesine dikkat çekti. Öneri bu konuda üniversitelerle görüşeceğini söyledi.
Soru: Üniversitelerin çok sayıda hukukçu mezun etmesi bu alanda nasıl bir sıkıntı yaratıyor. Barolar Birliği, avukatları denetliyor mu?
Öneri: Baro temsilcileri ile yaptığımız görüşmelerde en büyük problemin bu olduğunun ortada olduğunu söyleyebilirim. Aşırı derecede avukat enflasyonu kaliteyi düşürüyor.
Ama bunun sebebi, sadece avukat enflasyonu değildir. Bir ülke düşünün ki, üniversitelerinde hukukçu yetiştirir, ama Kıbrıs hukukunu öğretmez. Temel sorunumuz budur. Bu konuyla ilgili önce YÖDAK sonra da üniversitelerle görüşeceğim.

“Yargıç atamalarında kriterler vardır”
Soru: Yargıç atamalarındaki kriter nedir? Kriterlerin bilinmediği yönünde bir eleştiri de bulunuyor.
Öneri: Kriter var. Objektif kriter yoktur. Denetlenebilen bir kriter yoktur. Ahlaklı, hukuk bilgisi olan, etki altında kalmayacak kişiler tercih ediliyor.

***
“Polisin caydırıcı gücü kalmadı”

Polisin caydırıcı gücü kalmadığını anlatan Öneri, polisin sürekli sokakta olmasına rağmen, birçok olayın önüne geçemediğini belirtti.
Soru: Polis teşkilatının üzerine vurgu yaptığınız caydırıcı gücünü kullanamamasının sebebi nedir?
Öneri: Polisin caydırıcı gücü hiç kalmadı ki… Denetimde polisin caydırıcı gücü yok. Bilmiyorum polislere, şehir içi trafiğinden tamamen çekilin mi denildi. Polis her zaman görevdedir. Üniformalı polis her zaman görevdedir.
Trafikte görüyorum, sokaklar altüst polis çekilir geçer. Polisin de kendine çeki düzen vermesi gerekir. Uyuşturucu konu ise, sadece polisin çabası ile önlenecek bir konu değil. Uyuşturucu gümrüklerden başlar.
Polisin o denetimde gümrük kapıları dışında bir yetkisi yok. Ben çok daha geniş bir denetimden söz ediyorum.

“Polis teşkilatına memur alımları daha ciddi yapılmalı”
Soru: Son yıllarda bazı adli olaylarda polis teşkilatına mensup kişilerin ilişki içinde olduğunu gözlemlemeye başladık. Uyuşturucu, soygun, cinayet gibi konularda polis teşkilatı mensubu kişilerin ilişkileri olduğu iddia ediliyor. Bu bir güvensizlik yaratmıyor mu sizce?
Öneri: Polis teşkilatının iyi niyetinden şüphem yok. Ama her camiada olduğu gibi iyi niyetli olmayan kişilerin, görevini kötüye kullanması olacak. Eskiden de vardı. Ama eskiden daha sıkı denetim altındaydılar. Etkin bir disiplin var. Biraz bunda eksiklik var gibi. Bunların sonucu da budur. Bunun sonucu bir yerde eksiklik olduğunu gösterir.
Sayısal bakımdan da polis teşkilatı çok değişti. Çok değişik birimler oluştu. Demek ki polis alımlarında da bir problem var. Bu pamuk ipliğine benzer, bir taraftan tutar ve çekerseniz sorunların birbirini takip ettiğini göreceksiniz.
Biraz daha ciddiyet gerekiyor. Özellikle memur alımında çok daha ciddi davranılması lazım… Polisliğe tam ideal, yakışan memurlarla bu iş yürüsün, eskiden olduğu gibi bu tür olaylar da geçmişteki gibi kalsın.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı