Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Atatürk Öğretmen Akademisi ne hale düşürüldü!

Atatürk adını almadan Türk Öğretmen Koleji ile yollarımız kesişti, keşke kesişmeseydi. Kaymaklı’da şimdi Gülen Yüzler Anaokulu olan binasında.  Yıl 1995 askerlik görevi bitip, bir yıl işsiz kaldıktan sonra. Dönemin bakanlık müsteşarı “bana TC’den öğretim görevlisi getirttik sana ihtiyaç yok” demişti. Getirilen öğretim görevlisi, buralarda Kayseri pastırması satmakla ün yapmıştı.
Bir yıl sonra Sayın Muharrem Faiz yanılmıyorsam bakanlık danışmanı olarak, benden Ölçme ve Değerlendirme ile ilgili neler yapılması gerektiği ile ilgili bir rapor yazmamı istemişti. Raporu yazıp verdim. Sonra bana Öğretmen Koleji’ne gitmemi, orada sözleşmeli personel olarak göreve başlayacağımı söyledi. Öyle de oldu. Eğitim bakanı Sayın Mehmet Ali Talat Bakanlar Kurulu kararı ile benim 1 yıllık sözleşmemi hazırladı ve göreve başladım.
Okulda 4. sınıflara ders vermem istenmişti. Okul daha sonra Atatürk Öğretmen Akademisi adını almıştı. Okul sayıca kalabalıktı. Dördüncü sınıflar 2, üçler de yanılmıyorsam 3 şubeden oluşmaktaydı. Okulda 1 ve 2. sınıflar da vardı. O yıllarda sadece ilkokul öğretmenliği programı mevcuttu, okulöncesi programı daha açılmamıştı.
Dördüncü sınıfların giriş davranışları oldukça yetersizdi. Öğrencilerin giriş davranışlarında eksiklikler vardı. Önce eksikliklerin tamamlanması gerekliydi. Sonra yeni ders konuları aktarılmalıydı. Öğrenciler değil, okul öğretiminde yetersizlik, ilk bakışta göze çarpmaktaydı. Nitelik sorununda öğretim görevlilerinin dıştan gelmesi en büyük nedendi. Gelecek kaygısı hissetmeyen öğretim kadrosu.
AÖA’ya öğrencilerden ve ailelerden inanılmaz talep vardı. Öğretmenlik mesleğinin statüsü de çok iyi bir durumdaydı. Giriş sınavlarına 1500 civarında öğrenci başvuruyordu. Kalabalık nedeniyle giriş sınavları iki veya üç okulda yapılıyordu. Ayrıca çok başarılı öğrenciler de AÖA’yı tercih ediyordu. TC’de 4 yıllık, ayrıca yüzdelik dilimi çok yukarılarda olan üniversitelerdeki bölümleri kazanıp, AÖA’yı tercih eden öğrenciler vardı. Hatta tıp fakültesini bırakıp AÖA’ya gelen öğrenciler mevcuttu. Selda Özalan bunlardan biriydi. Selda şimdi öğretmen, tıpı terk etmişti. Selda gibi başarılı pek çok öğrenci mevcuttu.
Köprülerin altından sular nasıl geçmişse bugüne gelindi. Sular her şeyi alıp götürdü. AÖA KKTC olgusunun her anlamda küçük bir örneği oldu. Başta siyaset ve sendikalar sonra ekonomi ve sosyal politikalar, AÖA’yı bu duruma getirdi. Sendika 1 kişiyi korumak adına öğretim görevlilerine saldırmayı tercih etti. AÖA’yı lise gibi yönetildiği için eleştirdi. Bu tip yanlış eleştiriler ve davranışlarla, niteliğinin toplum gözünde düşük olarak algılanmasını sağladı. Öğretim görevlilerini, öğrencilere notla baskı yaptığı için suçladı; mahkemeleşildi, sendika yöneticilerinin öğretim görevlilerine çamur attığı mahkeme sürecinde ortaya çıktı.
Bu arada siyaset kurumu AÖA yasasını hazırladı. Yasa pek çok sorunu beraberinde getirdi. Yasa bazı kişileri koruyacak şekilde yapıldı. Gelecek zaman hesaba katılarak yönlendirilmiş maddeler eklendi. Bazı öğretim görevlileri, ders verme hakkı bile olmayacak statüye düşürüldü. Yönetim Kurulları’nın uygulamalarında, öğretim görevlilerine karşı hakarete kadar varacak uygulamalar yaşandı. Bazı öğrenciler mezun olmadı, mezun olacak bilgi ve yeterlikten yoksun olarak ‘mezun edildi’. Öğretim görevlilerinin motivasyonları kırıldı. Öğretimi nasıl sürdürdükleri tartışılır hale geldi.
Siyaset kurumu Kamu Görevlileri Yasası’ndaki değişiklikle öğretmenlik mesleğinin  de diğer devlet çalışanlarında olduğu gibi statüsünün düşürülmesine neden olacak uygulamalara imza attı. İlkokul ve okulöncesi öğretmenliğini tercih edilecek meslekler grubundan çıkarılmasına neden oldu. Düşük maaş bunda çok etkili oldu. Bazı öğretmenler hazırlık ödeneği alırken bazılarının almaması da aynı şekilde.
Son durum şu; yalnızca 134 kişi AÖA’ya başvuru yaptı, sadece 8 aday sınavda başarılı olabildi. 1500 başvurudan 134’e. Önceleri yedekler bile üst sınırları zorlarken şimdi 15 kişi alınacak programda, sadece 8 başarılı aday. Yurt dışında okullarına giden başarılı öğrenciler düşünülmedi. TC ve üçüncü ülkelerde öğrenim gören başarılı öğrenciler sınava giremedi. Gerçi başarılı öğrenciler ve aileleri artık AÖA’yı asla tercih etmiyor. Okulöncesi ve ilkokul öğretmenliğinin geleceği iç açıcı değil çünkü. Toplumdaki çürümüşlük AÖA’ya da aynen yansıdı. Toplumun aynası haline düşürüldü, AÖA son demlerini yaşıyor hale geldi. Bunda başarı gösterenleri tebrik etmek lazım, başka yapacak hiçbir şey yok; tebrikler…