Magazin

Aşksız seks bana göre değil







Nedir bu Sebastian?




Bir nevi dostumuz. Duygularımızı aktaran bir aracı karakter. Sosyal medyada ‘Sebastian’ lafı çok geçiyordu. Herkesin elemanıydı zaten o. Biz de bu mizahı şarkıda kullandık. Var mı hayatınızda Sebastian?



Hayatta çok Sebastian’lar var!

Evde sevgiliniz Ozan Öğüt’le Sebastian fantezileri yaşıyor musunuz?

Hiç bununla ilgili fantezi kurmadım (Gülüyor).

Ozan Öğüt doğum gününüzde parmağınıza tek taşı taktı. Gelin olmaya az mı kaldı?

Ozan önce yüzüğü taktı. Evde dostlarımız vardı. Onların önünde bana bir konuşma yaptı. Benim cevabım “Evet” oldu. Bakalım imzayı da görecek miyiz? Zaten şimdi evli gibi davranıyoruz. Ama şu an gerçekten evlenmek için boş günüm yok. Üç ay hep konserler var.

Nasıl başladı aşk?

Sokakta! Bir buçuk sene önceydi. Arkadaşlarımla program yapıp buluştuk. O sırada Ozan masaya geldi. Bir arkadaşımı tanıyordu. Yanımızdan ayrıldıktan iki dakika sonra mesaj atıp bizi başka mekâna davet etti. Orada konuşmaya başladık. Eğlendik. Telefonlar alındı. Gerçi beş yıl önce de Ozan bana Facebook’tan mesaj atmış. O zamanlar mesaj atanlara teşekkür ediyordum. Sonra bir daha cevap yazmamışım. Tanıştıktan sonra anlattı. Anlayacağın aslında beş yıl önce yazışmışız.

Sahnedeki çılgın kıyafetli kadını kız isteme merasimi düşünemiyorum! Aileler tanıştı mı mesela?
Tabii tanıştılar. Türk geleneklerini birebir uygulayan bir hatunum! Bakma sen benim uçuk kaçık giyindiğime.

Sevgiliniz klibinizde oynadı. Aşk devam ederken iyi ama kötü bir ayrılık olursa… Klip rafa mı kalkıyor? Hayatımda hiçbir ilişki kötü bitmez. Sadece pili ve duygusu biter. Seksi olmak size ne ifade ediyor? Şahsına münhasır, güçlü, akıllı, tarz. Ben tarzım, klişe değil.

Seks, hayatın neresinde duruyor?

Aşksız seks bana göre değil. Hiç denemedim ve istemem.
Bunca yıl hiç tek gecelik ilişkiniz olmadı mı?

Öyle bir tarzım yok. Benim anlık zevkim cinsellik değil müzik.

 

Müzikte 15. yılınız. Nesiller değişiyor, siz fiziken hep aynı kalıyorsunuz…

 

Kendi neslimle yaşlanmayı reddettim. Bir noktada kendimi dondurdum. Enerjimi hep müziğe ayıracağım için fiziğimi de aynı tutmak ve zamanı durdurmak istedim. Dinamik şarkılar söylüyorum. Yaşlandığım an onlara gücüm, nefesim yetmez. Bu yüzden kendi çalar saatimi kurdum. Ve bunu uygulamaya 15 yıl önce başladım.

Benjamin Button gibi yani…

O bir filmdi, ben gerçeğim. Böyle hissettikçe de sonuç alıyorsun. Bu, bir yandan da kondisyon meselesi. Dansçılarım benden 15 yaş küçük, onlarla aynı tempoda dans edip şarkı söylüyorum. Günde altı kilometre yürüyorum. Estetiğim yok. Tabii bir doktorum var. Bazı özel iğneler ve dokunuşlar oluyor.

Genç sevgilinin payı ne?

Ozan 30 yaşında, çok enerjik, bana ancak yetiyor. Aniden seyahate çıkarız, festivallere, konserlere gideriz…

Günün sonunda müzikte ensenizde kimin nefesini hissediyorsunuz?

Mücadelem kendimle. Benim gibi stüdyoda sabahlayıp şarkı kovalayan, yenilik peşinde koşan, 13 yılda 12 albüm yapan birileri kesin gelir diyordum ama gelmedi. Ben endüstrinin ürettiği, onların yönetip yarattığı bir paket olmadım. Hep aşkla çalıştım. Önceden basmakalıp bir pop vardı. Ben onu değiştirdim. Yine iddialısınız. Sizin lakaplarınızdan bazıları ‘Dişi Tarkan’, ‘Yerli Madonna’, ‘Kraliçe’… Siz kendinize hangisini yakıştırıyorsunuz? Ben hiçbiri değilim. İlk müziğe başladığım günden itibaren ben Hande Yener’im. Başka insanların yaptığı gibi o ilk başarının üzerine yatmadım ve ürettim. Hep kendim oldum. Arayışlara girdim. Bu sırada popüler kültüre felsefe katıp derin bir hale getirmeye çalıştım.

 

Ne gibi derinlikler kattınız?

İçinde mutlaka mesajı olan, güçlü kadın imajı taşıyan, aynı zamanda duygusal, aşk kadınını şarkılarımda paylaştım. Benim için güç hiçbir zaman para olmadı, hep aşk ve müzikti. O benim milyonlarla bağım oldu. Demet Akalın’la küs müsünüz?

Samimiyetin olmadığı yerde hiçbir şey güzel olmaz. Ben de samimiyet bulmadığım için uzaklaşma kararı aldım. Küsmek ya da kavga etmek gibi şeylerle işim yok.

 

HİÇBİR ŞEYDEN KORKMADIM

 

Dört kuşak İstanbulluyum. Annem ev kadını, babam Otosan’da çalışıyordu. Erenköy’de büyüdüm. Benden beş yaş büyük bir ablam var. Orta halli bir aileydik. O yaşta çılgınlıklarım vardı. Ablamla evden bir çıkardık, görsen “Michael Jackson’ın dansçıları geliyor” derdin. Ailede müzisyen yok ama ben müzik manyağıydım. Konservatuvara da gitmek istedim ama o zamanlar genç şarkıcılar yoktu, ailem korktu. Baktım konservatuvara gidemiyorum, “Ben Sezen Aksu’ya başvuracağım” dedim.

Ailem inanmadı tabii. “Seni işe alırsa biz hayır demeyiz” dediler. Bir mağazada çalışırken onun ağlarını kurmaya başladım. Birçok kişiye Sezen Aksu’ya ulaşmak istediğimi söyledim. Bir gün Hülya Avşar geldi ve o iletişimi sağladı. Sezen Aksu’ya ilk görüşmede Yalnızlık Senfonisi ve Oyun Bitti’yi söyledim. Ardından “başlıyorsun” dediler. O zamanlar evliydim. Bundan pişmanlık duymuyorum. Şimdi 25 yaşımda bir oğlum var. 17 yaşımda anne oldum. Evliliği, çocuk bakıp büyütmeyi öğrendim. Bu bana bir edep verdi. Hiçbir şeyden korkmadım. Oğlum Çağın şimdi kendi albümü üzerinde çalışıyor. Dünya müziklerini takip ediyor. Onun albümünde bir şarkı da ben söyleyeceğim.









Başa dön tuşu