Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Aşk, kırbaç ve Ronaldo

Bi’defa direkt kestirmeden dalalım sorumuza, yok öyle eveleme geveleme; “Aşk mı önemli, yoksa seks? Yoksa aşkla seks mi veyahut seks aşkı mı? Ya da hiçbiri mi? Yoksa her ikisi de mi?” Veyahut; “Çekemem öyle aşk, meşk, vesaire ve de yatakta kimsenin ağız kokusunu da çekemem bu saatten sonra” deyip aseksüel bi’şekilde “yaşasın futbol”  durumları mı? Ne isterseniz düşünün! Futbol aşkının ‘bozguncu gücü’nü yaşayan yaklaşık 2,5 milyar insan var. “Beyne hüküm geçse de, kalbe söz geçmiyor” demişti bi’yazısında Can Dündar Usta. Endüstriyel futbol aşkında o bildik yumuşak kalp edâları var mı? Asla. E nasıl olsun ki? Forma üzerinde müşterek bahislere ilişkin bi’şekilde “Bet And Win” yazıyorsa, o futbolcunun forma aşkından söz etmemiz mümkün değil. Neyse, biz yine konumuza geri dönelim; Bi’defa insan vücudunda görevini yaparken kanla dolan iki organ vardır. Bunlardan birisi kalp, diğeri ise erkeklerde penis, kadınlarda ise klitoris. E hâl böyle olunca da aşkın kalbi ve aşkın sıvısı biraraya gelince aşkı sekse bağlayan arkadaş çok oluyor. Normalde sağlıklı bir insan kalbi dakikada 60 veya70 küsur kez kasılarak akciğerden gelen temiz kanı vücuda pompalar. E işin içerisine şehvet girdimi zavallı kalbimiz ağızdan salgılanan salya ile birlikte dakikada 200 atıma kadar çıkar. E bu durumda da vücuttaki kan dolaşımının hızlanması sonucu erkekte penise, kadında ise klitorise kan dolar ve her iki organ da coşar bildik. İşte bu beden kurallarıyla birlikte kaliteli bir aşk dalgasında sörf hatta ve hatta dalga sörfüyle dalga dalga “dalgalandım da duruldum” şarkıları, türküleri ve avaz avaz susmalar veya çığlıklar mâlumunuzdur vesselam üstümüzden uzak. E futbol bunun neresinde mi? Bu aralar tam da yatağın ortasında devam ediyor. Yatağımızın binbir türlü fonksiyonu var. Kimisi üzerinde rüya görür, kimisi üzerinde hülyalara(!) dalar, kimisi üzerinde yemek yer, kimisi üzerinde kitap okur, kimisi yazılarını yazar, kimisi ders çalışır, kimisi ise üzerinde sürekli olarak kan pompalama durumları altında, oksijen borçlu birkaç saat sürecinde debelenir. Sonuç mu? Tıp bilimci arkadaşlara göre son madde olarak yazdığımız haltlarda spor veya egzersiz yapan kazanır. Allah’ın verdiğiyle işlenmemiş ve de temiz beslenen, iyi dinlenen ve de çok iyi egzersiz yapan hem stresörlerini düzenler, hem de istediği gibi kedi ve de fare oynamaca durumları yerse. Özetle spor yapan bildik çok iyi zıplar. Yok öyle Viagra, miagra veya “kırbaç” adı verilen meyhane mavraları. Daha geçen akşam HAVADİS Spor Servisi’ndeki değerli dostlarla dost yemeğindeydik. Ara sıcak, ana sıcak, ana sonrası esasoğlan ‘kırbaç tatlısı’ sofraya geldi. O güzelim nor peynirinin ezilmiş ve de pekmezli balla yedirilmiş hâliyle bi’süzdük önce. Bir baktık ki vay anasını sayın seyirciler millet olarak olanca gücümüzle saldırdık. Kimisi kazanmak beyinde başlar modunda iktidar(!) olmaya inandı, kimisi ise yaptığı spora güvenerek tabağı teğet geçti. Ama sonuçta o bildik erkek muhabbeti vûkû buldu klasik pozisyonda. Sonuç mu? Sonuçta kimisi kırbaçla iktidar oldu, kimisi ise egzersiz veya sporla oldu. Tabii el Ronaldo’yu görmeyince, kendininkini mertek sanırmış! Niye mi? Ben görmedim gözlerimden uzak ama magazin gazetecileri manken yengemiz Irina Shynk’a futbolcu sevgilisi Cristiano Ronaldo dos Santos Aveiro’nun evdeki performansı sorulmuş. Irinacık’ın cevabı ise aynen şöyle; “Cristiano’nun bu hayatta 4 tutkusu var. Biri ben, biri futbol, biri Play Station ve diğeri ise seks. En iyi yaptığı ise sonuncusu ama bazen dozajı kaçırıyor. Bazı geceler yanıma geldiğinde o kadar sert oluyor ki, sabahın ilk ışıklarıyla kendimi sokağa zor atıyorum” demiş. İlgili yazıyı okurken; “Vay gâvvolem vay. Ey Ronaldo çok da böbürlenme senden büyük Balotelli var” dedim ama o da başka yazıya kaldı. Karar sizin a dostlar? Kırbaç tatlısı mı, yoksa spor mu? Bi’defa tütün, alkol, hareketsizlik ve de stresli yaşamdan uzak durmayan boşuna kırbaç, mırbaç yemesin. Sağlıkla…