AŞAĞIDA OKUYACAĞINIZ YAZI 16 HAZİRAN 1996’DA YAYINLANDI. TAM 19 YIL ÖNCE. OKUYUN BAKALIM BUGÜNDEN NE FARKI VAR…
Ovada hummalı bir çalışma.
Devasa görünüşleriyle uzay canavarlarını andıran kombaylar bir aşağı bir yukarı gidip geliyor.
Başaklar, kombayın dişlileri arasında boyunlarını bükük kırılıyor, sapından ayrılıp kocaman depoya düşüyor.
Devasa kombayın arkasında dolaşan Beiler başak saplarını düzenli bir şekilde toplayıp iyice presliyor. Beiler’in arka tarafından balyalar dökülüyor tarlaya.
Ve kombay arada bir durup dolan deposunu kamyona boşaltıyor. Kamyon doğruca harman yerine.
Arpa yığınları küçük dağları andırır gibi yığılıyor üst üste. Yoğun emek gücünün hemen hemen hiç kalmadığı, teknolojinin son harikalarının kullanıldığı ve bu yüzden yılda sadece iki aylık emekle binlerce dönüm arpa üretiminin yapıldığı ülkemizde, bu üretim yüzünden sinirler yine geriliyor.
Hükümet, arpa kilosunu 15 bin Türk Lirası olarak açıkladı.
Çiftçiler Birliği 19 bin istiyordu.
Eğer 19 bin verilmezse Lefkoşa’nın altını üstüne getiririz diyordu Çiftçiler Birliği ve nitekim hükümetin fiyatı belli olur olmaz yaptığı açıklamada da bu tehdidi yineledi.
Kış girinceye kadar hükümetle Çiftçiler Birliği arasındaki sinir savaşını izleyeceğiz.
Zaman zaman sağduyu ortadan kalkacak, kombaylar Lefkoşa’ya Meclis’in önüne taşınacak, öfkeli çiftçilerin küfürleri gökyüzüne çıkacak.
Her yıl bu film görmüyor muyuz zaten.
Aktörleri aynı, konusu aynı, kullanılan sözcükler aynı.
En küçük değişikliği olmayan bir film.
Kuzey Kıbrıs, bu yönüyle tam bir arpa cumhuriyetini andırıyor.
Güney Amerika ülkelerinde sadece muz ya da kakao üreten ve ülkenin gelirini sadece bu yolla sağlayan cumhuriyetler gibi, bizde de tek üretim kaynağı arpa imiş gibi, her yıl benzer olaylar oluyor. Tabii küçük ama önemli bir farkla.
Güney Amerika ülkelerinde muz veya kakao gerçekten ülkenin tek gelir kaynağıdır ama bizde hükümetin arpa üretiminden para kazanması bir yana, her yıl milyarlarca lira cepten veriyor.
Hesap açık.
Dünya borsalarında arpanın kilosu 7-8 bin Türk Lirası’ndan satılırken, bizde yüksek üretim maliyeti nedeniyle 15 bin liradan satılıyor.
KKTC’nin bir yıllık arpa ihtiyacı 40 bin ton iken bir yılda yapılan üretim 100 bin tonu buluyor.
Yani ortada hem yüksek maliyet ve hem de büyük miktarda üretim fazlası var.
Üstelik bu üretim fazlası yüksek maliyet nedeniyle de yurt dışına satılamıyor.
Arpa üretiminde politik hesaplar yapılması ve köylünün tavlanması için bu mantık dışı uygulamaya yıllarca göz yumuldu.
Arpa üretimi çok cazip bir hale getirildi ve milyarlar harcanarak sübvansiye edildi.
“Amaç çiftçinin ve üretimin desteklenmesidir” denildi.
Bugün ise garip bir durumla karşı karşıyayız.
Vatandaşın vergilerinden kesilip arpa üretimine aktarılan milyarlarca liralık sübvansiyon nedeniyle, köylerde gerçek çiftçiler azınlıkta kaldılar.
Yaşamını arpa üreterek, hayvancılık yaparak kazananlar her köyde bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdadır.
Arpa üretiminde kullanılan yüksek teknoloji nedeniyle memurlar veya bir iş yerinde çalışanlar, arta kalan zamanlarını binlerce dönüm arpa ekerek değerlendiriyorlar.
Ve bu yolla da büyük paralar kazanıyorlar.
Mesarya’da arpacı memurların kaldırdığı villalar dilden dile konuşuluyor. Memur arpacıların son model arabaları göz kamaştırıyor.
Kimsenin malına-mülküne bir diyeceğimiz olamaz ama hükümet, bir yandan memurları ödeyecek para bulamazken, sağlığa, eğitime, turizme, sanayiye gerekli parayı ayırmazken, diğer yandan esas işleri çiftçilik olmayanların yaptıkları mantık dışı arpacılığı daha ne kadar destekleyecek?
Harcanan milyarlara yazık.
Gerçek çiftçinin bölünen ekmeğine, alın terine yazık.
Kuzey Kıbrıs’ın bir arpa cumhuriyetine dönüştürülmesine izin verilmemeli.
Mantık dışı sübvansiyonlarla, zaten kıt olan kaynaklarımız heba edilmemeli.
Bugünlerde Mesarya’da hummalı bir şekilde yapılan hasadın sahte görüntüsüne aldanılmamalı ve Mesarya gerçek üreticilerin inisiyatifine verilmeli.


























