Köşe Yazarları

ARABADA GİDERKEN


Günlerden cuma  .

Saat 11:00.

Yağmur yağıyor.

Arabanın silecekleri ritmik bir şekilde çalışmakta.

Günün haberleri yağmurda kaybolup gidiyor.

Dereboyu’nda arabalar sakin ilerlemekte.

Köşklüçiftlik’in bildik evleri kendi içine kapanmış; hayata küsmüşler gibi.

Yol üstünde birçok ev işyeri haline geldiğinden anayolun eski tadı yok; başka bir caddede hissediyor insan kendini.

Dönerciler, bankalar, sigorta şirketleri, bar mı restoran mı belli olmayan bir sürü yemek yeme yeri.

Bir dönem o yolda News, Ün ve Akpınar pastaneleri vardı; Bakkal Blaki ve Foto Kervan’ın yeri de bu yol üstündeydi.

Anayol üzerindeki birçok evin bahçesi yola bakardı.

Bahçeli evlerden narenciye çiçeklerinin kokuları savrulurdu her yere.

Şehitler Abidesi’nin bulunduğu çemberi daha çok bisikletliler kullanırdı.

Eski “Tren yolu” yani Cemal Gürsel Caddesi’nde trafik çift yönlüydü…

Silecekler çalışıyor; arabadan inesim yok.

Radyoda klasik müzikler çalmakta.

Bir zamanlar araba radyoları ahşap radyolar gibi cızırtılıydı.

Bir ip marifetiyle frekanslar üzerinde ilerleyen radyonun ibresi yerinde durmazdı sanki ve böyle anlarda Arapça şarkılar ya da sesler karışırdı dinlediğiniz müziklere.

O cızırtılı müzikler eşliğinde yolculuk yapılırdı…

Lefkoşa sokaklarında:

Eski kentin sokaklarına dalıyorum arabaynan yağmurla birlikte, ortalık tenha.

Yollar ve sokaklar bakımsız; bir zamanların şaşaalı şeheri genişleyen Lefkoşa’nın varoşları gibi.

Böyle kentler başka ülkelerde de çok ama o şehirlere gidenler o eski bölgelere akın ediyorlar; sadece dışarıdan gelenler değil, içerdekiler de.

Asfaltları dökülmüş yollardan geçiyorum, birçok evin duvarı devrilecekmiş gibi. Hangi sokağa baksan aynı manzaralar.

Bu sokaklar, bu döküm döküm dökülen kent seçimlerin konusu değil!

Birçok bölgenin durumu Maraş’tan beter ama Maraş’ı istiyorlar!

Yenicami’nin eski mezarlık alanı ki 50’lerin başında kaldırılmıştı, bir küçük meydandı.

70’lerde siyasi partiler miting düzenlerlerdi bu meydanda.

Cami avlusu yapılarak bir mahalle meydanı daha ortadan kaldırılmış oldu, ne çare…

Yağmur yağıyor; yok, yağmıyor ağlıyor sanki.

Islak panjurlar ve duvarlar bu mevsime de dayanır mı bilinmez.

Teker teker düştüklerinde geniş avluları çıkıyor meydana.

Ahşap panjurları sökülüp yerine günümüzün sürgülü pencerelerinden takılan sarı taştan bir ev sırıtıyor; pasaportsuz kimliksiz kalmış gibi; sırtından hançerlenmiş ıstırap içinde…

Zafer Sineması yolundan sur yoluna çıkarken büyük bir efkalipto ağacı karşılar insanı, “dur” der gibi bir hali var; yaprakları yağmur damlalarını topluyor ve her yaprağında hatıraların sessiz çığlığı.

O yağmur toplarken size hatıraları toplamak kalır…

(21.02.2020)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı