Bir şeyi hatırlamakta fayda var.
Mustafa Arabacıoğlu’na Serdar Denktaş tarafından teklif edilen görev, “Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı” olmuştu.
Arabacıoğlu da Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na “evet” demişti.
Kabine açıklanana kadar da Arabacıoğlu, Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanı olacağını biliyordu…
Sporla ilgili özellikle, çok hevesliydi.
Bu konuda özel sohbetler gerçekleştirmiş, hatta hangi göreve kimi atayacağına kadar çalışma yapmıştı.
Kabine açıklandı…
Gençlik ve Spor yok…
Tümünü de Serdar Denktaş, kendi uhdesindeki ismini yazmaya usandığım, kısaca “Başbakan Yardımcılığı” dediğim bakanlığa aldı.
Arabacıoğlu, sadece ve sadece “Eğitim Bakanı” olduğunu kabine açıklanınca öğrendi.
İlk istifa da daha göreve başlamadan gündeme geldi.
Yakınları tarafından “yazılı istifası ve görev iadesi” engellendi.
Bakanlığa geldiği günden itibaren de yoğun bir şekilde sorunları çözmek için çaba harcayan Arabacıoğlu da “statükoya” yenik düştü.
Değiştiremeyeceğini anladı, istifa etti.
Gökçebel’e kızgın
İstifa etmezden önce, bakan son toplantısını sendika başkanları ile yaptı.
Arabacıoğlu, “Öğretmen açığı olduğuna” inanmadı hiç.
Şunu savundu: Öğretmen eksiği yok. Sadece Öğretmen Nakil Tüzüğü’ndeki katı maddeler nedeniyle yaşanan bir sorun var. Haftada 0 ders, 2 ders, 5 ders veren öğretmen var. Sendikalar bu konudaki ısrarından vazgeçsin, öğretmen kaydırmalarla bu sıkıntıyı aşarız…
Bu konu yıllardır eğitimde kangren.
Yalan mı?
Haftada 20 ders vermesi gerekiyor orta eğitimde bir öğretmenin.
İlköğretimdeki ders yükü ile ortaöğretimdeki ders yükü arasında dağ kadar fark var.
Ortaöğretimde, kendi okulunda çeşitli nedenlerle haftada 2 ders veren bir öğretmeni, yan okula göndermeniz mümkün değil.
Yan okula da başka öğretmen istihdam etmelisiniz…
Böyle de bir gerçek var.
Maalesef, öğretmen sendikalarının da mücadele etmesi gereken çarpık bir yapı bu.
İşte Arabacıoğlu’nu istifaya götüren sürecin önemli etkenlerinden biri de buydu.
“Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası Başkanı ile bu konuda uzlaştım” diye sevinirken, bir anda bakanlık önünde sendika başkanı ile birlikte eylem yapan öğretmenleri görünce, bardak taştı.
İlahiyat Koleji ve kampüs alanı ile ilgili sıkıntılar, öğretmen nakilleri, Kamu Hizmeti Komisyonu’nun atamaları geciktirmesi, Maliye Bakanı’nın kadro verilmemesi derken…
“Bu eğitimdeki statükoyu değiştirenin ellerinden öpeceğim” diyerek, Arabacıoğlu bakanlığa veda etti.
Geri dönmeyecek…
Mustafa Arabacıoğlu, bugün, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş ile basın toplantısı düzenleyecek.
Burada, istifasının gerekçelerini açıklayacak.
Geri dönmesi bekleniyor ya.
Geri dönmeyecek.
Arabacıoğlu’nun istifası ile eğitimdeki statüko değişecek mi?
Değişmeyecek…
Üretime yönelik adımlar atılacak mı?
Atılmayacak.
Arabacıoğlu, çözemediği sorunlarla daha fazla uğraşmama yolunu seçti.
“Çözecek olan gelsin” dedi kısaca.
Bugün, istifa gerekçelerini sıralayacak…
Çözüm önerilerini de sunacak…
Peki Başbakan ve partinin de genel başkanı olan Serdar Denktaş ne yapacak?
Ağlamayın, gereğini yapın
Mustafa Arabacıoğlu, tıkandığı bu sorunu Bakanlar Kurulu’nda çözebilirdi.
Nakil Tüzüğü değişebilirdi.
Peki ne oldu?
Arabacıoğlu istifa etti.
Başbakan, “Umarım istifa gerekçesi ile ilgili mesaj alınır” dedi.
Bu nasıl açıklama Sayın Başbakan?
Mesajı alması gereken sizsiniz.
Bir de hükümet ortağınız Serdar Denktaş.
Kusura bakmayın ama…
Bir taraftan, “aman sendikalar ne der, kızdırmayalım” diyeceksiniz…
Diğer taraftan da sorunu çözmek varken, Arabacıoğlu ile birlikte siz de ağlayacaksınız…
Eğer Arabacıoğlu’nun yaptığına katılıyorsanız, gereğini yaparsınız.
Sorunu çözmek için adım atarsınız.
Kamu Hizmeti Komisyonu Yasası’nı değişir, Cumhurbaşkanı’nın çiftliği olmaktan kurtarırsınız…
Yetmedi, Öğretmen Nakil Tüzüğü’nü değişirsiniz…
Yetmedi, sendikalarla kavgayı göze alırsınız…
Ama hem bir şey yapmayacaksınız, hem “Arabacıoğlu haklı” diyeceksiniz…
Kusura bakmayın ama…
Ne Başbakan…
Ne de Yardımcısı…
Samimi değilsiniz…
Sorun çözme niyetiniz yok.
“Sendikalara da hoş görüneyim, partililerimi de hoş tutayım…” mantığı ile yapılan bu siyaset maalesef toplumu mutlu etmiyor.
Tespitim odur ki, tarihin en başarısız hükümeti ile yüz yüzeyiz…
Karar alamayan… İlerleyemeyen…
Sorun üzerine sorun yığan bir hükümet…
Şimdi bir de Eğitim Bakanı atamak lazım…
Buna nasıl karar vereceksiniz…
Taçoy, menteş ve hakan fotoları ile
Taçoy-Gündüz-Dinçyürek
Mustafa Arabacıoğlu istifa ederek, bombayı Serdar Denktaş’ın kucağına bıraktı.
DP içerisinde, “bakanlık” kavgalarında 48 saat geride kaldı.
Bakanlık için Menteş Gündüz çok ısrarlı.
Hatta “UBP’ye gitmekle” bir süredir adı anılıyor.
Hakan Dinçyürek, Vergi Affı Yasası’yla ilgili bir süredir yaralı… Küskün… Uzak…
İbre ise Hasan Taçoy’dan yana ancak orada da ciddi kavgalar var.
UG kanadından bir ismin bakan atanmasına sıcak bakılmıyor.
“Hamit Bakırcı’yı da görevden al, Menteş Gündüz’ü Çevre Bakanı, Hüseyin Alanlı’yı da Eğitim Bakanı yap” diyenler olsa da…
Serdar Denktaş’ın Hasan Taçoy’u bakan yaparak, olası bir “bölünmeyi” önlemek istediği konuşuluyor.
İlk etapta, herkesin aklına Hüseyin Alanlı gelse de, İskele ilçesinden iki bakan, parti içi dengeler düşünüldüğünde imkansız.
Kabinede Girneli bakan olmaması Dr. Ergün Serdaroğlu ve Dr. Berova isimlerini de akla getirse de şimdilik öne çıkan üç isim, Taçoy, Gündüz ve Dinçyürek…
































