Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ANTLOFOBİ DE KEYMAFOBİ DE NEROFOBİ DE…

İnanılmaz  bir şey.

Nasıl bir travmadır bu. Nasıl bir fobidir.
Gök gürlüyor, sağanak yağmur yağıyor ve büyük bir panik başlıyor.
Telefonlar çalışıyor, mesajlar çekiliyor,  sosyal medyada yollarda biriken suların fotoğrafları paylaşılıyor ve “Kıbrıs batıyor”  ayarında felaket muhabbetleri başlıyor.
Doğanın en sıradan olayı şimşek ve yağmur bu topraklarda büyük bir düşmanmış gibi algılanıyor.
Yollarda biriken sular sanki de Akdeniz kabarmış ve ada sular altında kalacakmış gibi korku yaratıyor.
Sonra da bir şikayet furyasıdır başlıyor.
Herkse ağzına geleni söylüyor ve konu “bu memleket adam olmaza” kadar uzuyor.
Halbuki  Lefkoşa’dan Mağusa’ya doğru seyrederken zahmet edip de başını sağa veya sola çevirenlerin çok rahatça görebileceği gibi koskoca Mesarya susuzluktan sararıyor.
Ekinler başak atmadan solmaya yüz tutuyor. Kış aylarına rağmen Mesarya’yı mesken tutan hayvan-haşere ve börtü-böcek susuzluktan kırılıyor.
Çatlayan ve baklava baklava olan toprak su su diye inliyor ama bu inlemeyi kimse duymuyor.
Çakan şimşekten 2 saat yağan yağmurdan korkanlar ve travma geçirenler feveran edip ayda bir gelen yağmur bulutlarını kovuyorlar adeta.
Yağmur bulutlarının buralara uğramamsı için dua ediyorlar adeta.

      ***

Yok yok, bu normal bir psikoloji değildir.
Psikologlara, psikiyatrlara ricamdır.
İnti püften konularla ilgileneceklerine bu travmaya baksınlar.
Bu bir antlofobi midir yoksa keymafobi midir  yoksa nerofobi midir bilmiyorum.
Aslında benim bilip bilmemem de fark etmez.
Selden, şimşekten, sudan korkanlardan oluşan bir toplumda mı yaşıyoruz?
Eğer öyleyse bunun bilinçaltı nedir?
Bu korkuya sebep olanlar kimlerdir?

        ***
Hadi kendilerine yardımcı olayım.
Yoksa şimdilerde ortalıkta dolaşan, memleketin altını üstüne getiren,  hükümeti bile bozmaya yeltenen önemli kısmı bıyıklı ve tümü kravatlı adamlar mıdır bu fobilerin kaynağı?
Hani ellerinde tutuklarını batıran, ha bire hükümetten nakit para elçilikten de proje parası isteyenler mi?
10 kişinin çalışacağı yere 100 kişi, 100  kişinin çalışacağı yere 1 bin kişi yığanlar, bunları militanlara çevirip seçimi garantiye alanlar ama batırdıkları yerler için yıl 365 gün ağlayanlar mı?
Militanlarına maaş ödeyecekler diye yolları ve caddeleri alt yapısız bırakanlar,  dere yataklarının doldurulmasına göz yumanlar, her boş arsaya çılgınlar gibi inşaat ruhsatı verenler mi?
Velhasıl bu memleketi yaşanmaz hale getirenler mi?
Şimdi de çıkıp “liften beni seçin” demeye hazırlananlar mı?
Eee artık, bilim insanları bir adım öne çıksınlar.
Yoksa bunlar sayesinde bu ahali antlofobi de olacak, keymafobi de, nerofobi de.
Daha Kıbrıs Türkü’nün başına ne felaketler gelecek…