Köşe Yazarları

Anti-Popülist Popülizmle de Olmaz!

Mete Hatay yazdı






Son yıllarda popülist siyasetin tüm Dünya’yı ele geçirdiği bilinmektedir!

Özellikle popülist sağın yükselişi her yerde kendini hissettirmektedir.

Öte yanda popülist siyasete karşı mücadelenin de kendi popülist siyasetini yaratmakta olduğu artık bilinen bir gerçek.

Örneğin popülist hezeyanları, hıncı kullanarak iktidara gelmeyi başaran aşırı sağı frenlemek isteyen solun veya liberallerin, göçmen siyasetinde aldıkları tavırlar gibi! Bu tavır Brexit’i desteklemeye kadar varacaktı bazı sol çevreler tarafından. Veya İşçi Partisi’nin bir kısmının Brexit’i önlemek adına daha sıkı göçmen siyasetine destek verişi gibi.

Fransa’ya baktığımızda ise yükselen popülist sağ ve sol karşısında alternatif olarak çıkan Emmanuel Macron gibi iktidara geldikten sonra seçim kampanyasında ne söylediyse tersini yapan bir liderle karşılaşırız. Ona karşı yükselen eleştirilerden ve protestolardan sıyrılabilmek için popülist şahin siyasetlere soyunması ve popülist sağcı lider Le Pen’i bile aratmaması keyfiyeti teyit etmektedir.

Öte yandan yükselen popülist bloklaşmalar karşısında Sosyal Liberal kesimin konsensüs arama siyasetleri de artık nostalji olmak üzeredir!

Veya konsensüs aranırken popülist kaygılara yenilen bu kesimler de pozisyonlarını koruma adına beklenmedik anlaşmalara imza atmakta ve yavaş yavaş mantık ve rasyonel kararların yerlerini daha radikal popülist kararlara bırakmakta ve ansızın kendilerini her geçen gün diyalogdan uzaklaşan blokların içerisinde bulmaktadırlar. Yani üçüncü yol da artık ortadan kalkmak üzeredir.

Bu arada yükselen bu popülist siyasete karşı alınan duruşlar da bazen popülist bir tavır almakta hatta kitlesel linçlere ve irrasyonel karalamalara bile dönüşebilmektedir.

Örneğin, topluma kendini karizmatik lider olarak satmaya çalışan birine yapılan eleştirinin dozunun kaçması amaçlanandan ters yönde bir etki yapabilmektedir. Örneğin “Fake news”e karşı kazanmak adına “fake news” kullanmak, etrafta abartılı bilgiler dolaştırmak bazı muhalif hareketlerin inandırıcılığını ortadan kaldırmaktadır.

Diğer yandan Lideri ve partisini iktidara taşıyan belirli bir kesimi yeteneksiz ve irrasyonel görmek, göstermek, aşağılamak, küçümsemek onu destekleyen kitleleri liderine daha sıkı sıkıya sarılmaya yöneltmektedir. Bunun en yakın örneği Tayyip Erdoğan veya Trump’dır.

Hatta bu tip liderlerin destekçileri zamanla defansif bir psikoloji içerisine girerek, Liderlerinin söylemlerinde veya eylemlerinde hiçbir tutarlılık aramadan, hatta yanlış yaptığını bile bile onu desteklemeye devam ettiklerini görmekteyiz. Bu desteği de “çalıyorlar ama yapıyorlar” “hepsi aynı,” “gelecek olan gidecek olanı aratır,” “Onları da gördük,” gibi anti-rasyonel savunmalarla açıklamaktadırlar.

Zizek bütün siyasi hareketleri etkisi altına alan bu “popülist cazibe” ile ilgi Trump’ı örnek göstererek şöyle demektedir.

“Trump destekçilerinin öfkesi, her ne kadar sağlıksız bir biçimde göçmenler ve diğer günah keçilerine yöneltildiyse de, oldukça meşrudur. Buna verilecek doğru yanıt ahlaki kınama değil, siyasal tanıma olmalıydı, bir yandan da bu öfke finansal sermayenin sistemsel açgözlülüğüne yöneltilmeliydi.”

Popülist siyaset genellikle toplumun en geniş kesimine yönelik kurgulanır. Yani ABD, İngiltere gibi ülkelerde mevcut sistemin mağdurları çiftçi, işçi vesaire arasında kendini var eder. Onların mağduriyetlerinden kaynaklanan öfkelerini devşirir! Bir “halk” hareketi olduğunu iddia eder hep. Ama sisteme çizik bile atmaz! Bu öfkeyi göçmenlere, komşu ülkelere ve hayali düşmanlara yöneltir.

İşte bu tip popülist hareketlere, sözde anti popülist bir popülizmle karşı koymak, kurtulmaya çalıştığımız aynı sonuca varmamıza sebep olabilir ve sonunda siyaset “tribal” yani “kabilelerin ilkel paylaşım kavgasına dönebilir.

Onun için ne yapıp edip popülizmden uzak durulmalıdır, özellikle mevcut popülist siyasete karşı mücadele ederken! Öyleyse Kuzey Kıbrıs’ta ne yapmak lazım?

Popülizmin bizi cezbetmemesi için mevcut sistemin ilk önce deşifre edilmesi elzemdir. Bir an evvel adanın kuzeyinin röntgenin çekilmesi bu yüzden gerekmektedir. Adanın çözülmemiş sorunu yeteri kadar büyük bir gelecek belirsizliği yaşatmaktadır insanlara ama buna ek olarak mevcut günlük hayatın popülist siyasetler tarafından yönetilmesi işi çığırından çıkartmaktadır. Bu yüzden günlük hayattaki gerçek “ezen” ve “ezilenin” ortaya çıkartılması elzemdir! Çünkü bu toz duman içerisinde birçok kesim mağdura yatıp popülist siyasetin devam etmesine yardımcı olmaktadırlar.

Tüm Dünya gibi ada yarımız da “fake news,” mis enformasyon, dezenformasyondan çok çekmektedir. Çağımız artık enformasyon çağı değil manipülasyon çağına dönüşmüştür. Biz küçük bir ülkeyiz bunun üstesinden belki bir nebze gelebiliriz diye düşünüyorum. Fakat hala daha sağlıklı bilgi, veri gibi şeylerin üzerindeki toz duman bir türlü giderilmemektedir. Popülist siyasetin yeşerdiği en verimli mecra da böylesi ortamlardır. “Belirsizlik” ve “Bilinmezlik.”

Onun için bu kertede yapılacak en önemli siyaset bence, “gerçekliğin” teşhiridir.

Ana Kaynaklar: Benjamin Moffit, The trouble with anti-populism: why the champions of civility keep loosing, Guardian, 2 Şubat 2020.; Slavoj Žižek, ,“Against the Populist Temptation”, Critical Inquiry, 2006a, 32(3): 551-574.

 








Başa dön tuşu